Bir Yığın Krizantem

I.

Şehirler yıkılabilir,

Yakılabilir kuş cesetleri…

Savrulmuş külleri nehirler taşırken günün sinesine,

Bir kez ölenler için,

bin dirilme vaadedilebilir.

Yakılabilir kitaplar, anıtlaşınca öfkesi halkın

Sıyrılabilir geceden

Ölümü eczâ niyetiyle yaralarına saranlar!

II.

Söğüt ağacının gölgesinde,

Pastel bir ölümdür tarih!

Kuru üzümlerden alınan tat, yaramın tütünü,

Küfürlü bir imleci tutuşturan vurgudan

Daha bir yaşlı geçer,

Ölümün mihrabına.

Gün yüzüne,

Doğrulmuş namlulardan damıtılmış acının

Nektarıdır şehadet,

Dağılırken ağzında boğuk barut kokuları.

III.

Akrebin geçesidir yelkovan,

Tırmandıkça ayakuçlarından, öldüğünün kantonuna.

Göğe çekilmiş bir halk ayaklanmasıyla açar,

Direnmek için yeniden yaratılmış,

Bir yığın krizantem.

Ve sesidir artık ülkemin;

Ölümü, ısırgan niyetine koynunda taşıyanlar.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

164. Sayı / Eylül-Ekim 2016 / Ay Vakti
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -87 / Şiraze
Bir Millet Uyarıyor / Şeref Akbaba
Aylardan Temmuz / Nurettin Durman
Temmuz Ateşi / Mustafa Özçelik
Tümünü Göster