Acının Dergâhında Ölüme Ninni

Üstünde kırık cam parçaları dillerimizin
Kalbimiz acıyor ellerimiz kan revan
Suskun gözlerimizin dili
İsmail’in teslimiyeti düştü kalplerimize
Sessizliğin çukurunda
Eyüp’ün sabrı sardı yüreğimizi

Hece hece sana yaklaşır adımlarımız
Kulaklarımızda acı bir ağıt yankılanır
İbrahim’in ateşe tebessümü yansır yüzlerimize

Kurudu yürek şehrimizin damarları
İçimizde sağanak sağanak suyun sesini aradık
Takılı kaldı çığlıklarımız
Göğün kurumuş dudaklarına

Biz ısınırken alın terinden
Avuçlarımızda biriken acının narını içtik
Karalar bağladı yüzlerimiz
Tıkadı boğazlarımızı ölüm kurumları
Hüznü duman duman üzerimize örttük
Kalplerimiz avuçlarımızda
Bıraktık gözyaşlarımızı karanlığın çukuruna sessiz

Hiç makamında kanadıkça kanadı
Ömrün uçurumuna asılan çocukluğumuz!
Her nefes daha da yaklaştı miski amber kokusuna
Yorgan yaptık üzerimize karanlık ıssızlığı
Toprak çok soğuk yandıkça üşüdü bedenimiz, üşüdü…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Girdiniz Ya Kapıdan / Ay Vakti
Kendi İsmine Bakabilen İnsan / Semra Saraç
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -81 / Şiraze
Necip Fazıl’a Muhabbetin Bedeli / Muhsin İlyas Subaşı
Yitik Cennet’in Peşinde: Mehmet Akif İnan / Abdullah Arif İnan
Tümünü Göster