Yürümeliyiz

Kaostan kurtulmak gerek.
Hayatımızı bir baştan bir başa yırtıcı dikenleri ile çevreleyen bu sersem çiti kesip yarmalıyız.
Bir geçit bulmalı, kendimize bir yol açmalıyız.
Bu yol daha önce hiç yürünmemiş engebeli bir araziden de geçebilir.
Fakat ”yol” olmalı.
Yol… yani bizi ulaşmak istediğimiz mevkiiye götürecek bir araç.
Yürümeliyiz.
Ayaklarımız bunun için var.
İnsan ”hareket”e programlanmış bir varlık.
Durağanlık çürümenin, yıpranmanın, pörsümenin gidişatı.
Yürümeliyiz.
Şiir bir yürüyüştür.
Her şeyden önce şiir bir yürüyüştür.
Ayaklarımıza inecek karasularına ulaşmalıyız vaat edilen yerin.
Muzaffer mısralarla yürümeliyiz.
Yan yana, arkalı önlü, bir sistem içinde yürümeliyiz.
Bu kaosu ve keşmekeşi, bu panik halini düzenli ve sabırlı bir sükûnetle dağıtmalıyız.
Ellerimizle, ayaklarımızla dağıtmalıyız.
Bu sisli manzaramızın duvar kâğıdını yırtmalıyız.
Vahşi heyecanların canına okumalıyız.
Gerekirse delip geçmeliyiz bu kurşun yüklü atmosferi.
Sonsuz bir yere doğru yürümeliyiz.
Orada, nefti bir güzellik sarıp sarmalayacak bizi.
Biraz hayal, biraz rüya, biraz şiir… Fakat hep hakikat; dipdiri, canlı, kudretli hakikat.
Bir örümcek ağına tutsağız.
Durağanlık bizi buna mahkum etti.
Bunun için yürümeliyiz.
Hareket, biraz daha hareket, daha fazla hareket.
Hepsi bu.
Biz.
Yürüyünce​ ​yol açılacak
Madem yolda bizi bekliyor.
Yürümeliyiz.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Girdiniz Ya Kapıdan / Ay Vakti
Kendi İsmine Bakabilen İnsan / Semra Saraç
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -81 / Şiraze
Necip Fazıl’a Muhabbetin Bedeli / Muhsin İlyas Subaşı
Yitik Cennet’in Peşinde: Mehmet Akif İnan / Abdullah Arif İnan
Tümünü Göster