Kalanlar Bize Yetmiyor

Birey özgürlüğünün çokça tartışıldığı günümüzde, birey kişiliğinin kayba uğrayan vasıfları  üzerinde durmak, temenniden öte tedavi yönünde adımlar atmak gerekmektedir.Doğuştan sahip olunan hakları birileri tarafından gasp edilen birey ve toplum, onları almak ve korumak adına elbette mücadele edecek ve direnecektir.Bu yönde tartışmalar yapılırken, mesafeler kat edilirken, birey kişiliği de ihmal edilmemelidir.Özgürlük adına olsun, kişilik adına olsun kayıpları telafi etmek kolay olmamaktadır.Milat öncesi ve sonrasında insanlık rönesans yaşarken, içindeki kandili söndürünce, dışındaki kandil, dünyasını aydınlatamaz olmuştur.Kişiliği ön plana çıkaran aydınlanma süreçleri, insanlığın kara katrana döndürülen dünyasını güneş gibi parıldatmış, çıkmaza dönüşen yolunu açmış, yarınların ümit ve kurtuluşu olmuştur.Güzel ahlakı tesis ve temsil eden peygamberler, veliler, bilgeler ve eğitimciler, değerler manzumesini topluma aktarmakla kalmamış, örnek ve önder olma  niteliğini de taşımışlardır.
Birey kişiliği sarsıntı geçirmektedir.Birey kişiliği aslından uzaklaşmakta, dejenere olmaktadır. Kendini yok etmekle kalmayıp, çürük elma gibi etrafına sirayet etmektedir.Edindiği alışkanlıkları hayat felsefesi kabul ederek, yanlışlarını doğru kabul etmek suretiyle farklılaşmaktadır. Kişiliği zedeleyen tavırları şartların zorladığını düşünerek sendelemekte, bir başkası olduğunun farkına varmamaktadır.Yaban otlarının sardığı bostan misali, olgunlaşması ve büyümesi gereken hususiyetleri güneşsiz kalmakta, zayıf düşmektedir. Zaman ve mekanla şekli değişen ve ilkelerle bağdaşmayan davranışlar, kimi kavramların içini boşaltmakta, bireyden topluma uzanan bir yanlış kanal açmakta ve bu kanalda yürüyüşe de insanlar zorlanmaktadır.
Sosyal ve ekonomik koşullar bireyin bozulmasında etkendir. Ayarı bozulmuş ve dengeleri kaybolmaya yüz tutmuş toplumlarda birey aşınması kaçınılmazdır.Değerlerin ikinci plana itildiği ve menfaatin öncelik arz ettiği dönemlerde bireyin erozyona  uğraması doğaldır. Buna eklemeler yaparak teşhis yönünde makro ve mikro düzeyde tespitler yapılabilir. Genel kurallar çerçevesinde elbette çok şeyler söylenir.Bozulmanın temini, tespiti ve teşhisi kolaydır. Zor olan tedavisidir. Çünkü tedavi bireyin kendini yoklaması, kendini gözden geçirmesi ve kendinde bozulmanın var olduğunu kabulüyle başlar. Bu kabul, ilk adımıdır kişiliği onarmanın.İlk adım her zaman önemli olmakla beraber, sonrasında bir direnç göstermek, nefs-i emmare mertebesinden kurtulmak gerekmektedir ki; bir irade, bir muhasebe ve kararlılık terapisine ihtiyaç vardır. Vefa, doğruluk, emanet şuuru, sözünde durmak…Bunların tersini düşünmenin, insanı hangi kalıba sokacağını bilmeyen yoktur. Nice insani değer taşıyan ve insanda olmazsa olmaz kabilinden hususiyetler var ki, az bulunan kıymetlerdir bugün.İnsanı erdem ve kişilik sahibi yapan müesseseleri ortadan kaldırırsanız, örnek şahsiyetlerin hayatlarını ve kişiliklerini genç insanlara sunup, örnek almalarını sağlamazsanız erozyon devam eder.Tükenişin ayak seslerini dinlemektense, tüketeni ortadan kaldırmanın mücadelesini vermek gerekir. Bu yöndeki söz bitmemiştir.Sözün bitmesi de kabil değildir. Sözün inşası ve ihyası yönünde cimrilik yapmamak gerekir. Kendimiz için cömert olduğumuz kadar, mutlak doğrunun ihya ve inşası için de cömert olmamız gerekir. Cimriliği ve pintiliği bize sunulan nimete etiket yapmamamız gerekir.
Bireyi asli hüviyetine kavuşturacak ve kişiliğinin remzi olacak çok şey bugün yok. Bu yoklar arasında; yalana, boş vaade, güvensizliğe, itimatsızlığa, vefasızlığa sırt dönüp, kalanlar bize yetmiyor diyerek “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini kılavuz edinmeliyiz. Kendimizden başkalarına yarayacak ya da yansıyacak olan tavırlarımızdır. Bu tavırlar adam olmanın, kimlik sahibi olmanın, kişilik sahibi olmanın gereğidir. Söylenenleri kendimizde aramak yerine başkalarında aramak ne kadar abes ise, tek başına da olsa iz bırakarak, tüm olumsuzluklara karşın dik durarak yürümeyi yeğlemekte o kadar erdemdir. Bu erdem kaybolan birey ahlakının inşasında örnek ve öncü olacaktır. Kayıpların kayda değer tarafı yok, kazanımlara yönümüzü çevirmeli ve yürüyüşe devam etmeliyiz.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Kalanlar Bize Yetmiyor / Şeref Akbaba
Yaz Boz Tahtası / Alaeddin Özdenören
Gün Olur Herkes Konuşur / Recep Garip
Mutlaka Söylemem Gerekiyor Dermanı Yok Derdimin Ac... / Nurettin Durman
Kalanları Iskaladık / Mustafa Şen
Tümünü Göster