İleri Zekalılar

Tanımak

Zekâ, çevreye uyum sağlama yeteneğidir. Piaget’nin bu tanımın yanına farklı disiplinlerin zekâ tanımı eklenebilir. Sözlükte: insanın düşünme, akıl yürütme, öğrenme, kavramları ve nesneleri zihinde canlandırabilme, objektif gerçekleri algılama yargılama, sonuç çıkarma, bedeni kontrol edebilme, duyguları doğru algılayabilme, değerlendirme ve icat edebilme vb. yeteneklerinin ve becerilerinin tamamı; anlak, dirayet, feraset şeklinde tanımlanır. Zekâ –ki tanımlayanın hayli zorluk çektiğini görüyoruz- fiziksel, kimyasal, ruhsal vb. birçok alanı birleştiren bir noktada bulunur. Zekâyı; beyinde gerçekleşen fiziksel ve kimyasal çıktıların ürünü olarak gören indirgemeci yaklaşım; bu fiziksel ve kimyasal yapı çözüldüğünde, zekânın transfer edileceği ya da makinaya zekâ özelliklerinin aktarılabileceğini savunur. Yukarıda tanımlardan (ve bu alandaki onlarca tanımdan) anlaşılacağı üzere zekâ sadece fiziksel, kimyasal, matematiksel değildir. Ulaşılmak istenen bir teoriden, tasarıdan, niyetten hareketle kavramları eşitleyemeye çalışmak veya onları tanımlarından uzaklaştırmak doğru olmayacaktır.

Uyusun da Büyüsün

Yapay zekâ oluşturduğu bulut sistem yazılımlar sayesinde zekâsını geliştirmeye devam ediyor. Harf, sayı, veri, görüntü, gibi ne buluyorsa algoritmik zihnine dolduruyor. Dünya üzerinde bu alanı yöneten üst akıl, insanların gamma.app, Rytr, ChatGPT, clenaup pictures, teachable machine gibi yapay zekâ programlarını ücretsiz kullanmasını sağlıyor. Görünüşte insanların işlerini daha kolay ve hızlı yapmasını sağlayan bu programlar aynı zamanda etkileşimli olarak şu bebeklik çağını yaşayan yapay zekâya büyümesi için veri sağlıyor. Kolay ulaşılabilir, ücretsiz olan bu programlar, bunların üreten şirketlerin niyetine paralel olarak ilerde ücretli olabilir. Sosyal medyanın muazzam bir veri toplama aracı olması yapay zekâ yazılımcılarının işini kolaylaştırıyor. Ne de olsa arz ve talebi belirleyebilecek milyarlarca sosyal medya kullanıcısı aralıksız paylaşmaya, beğenmeye, tıklamaya devam ediyor.

Alanı takip edenler arasında: Yapay zekâ şimdi bebek, yetişkin ve yaşlı olacak, çok çabuk öğreniyor, hızla yaşlanacak, düşüncesi hâkim. Avama ulaşan çalışmalar boyutuyla bu bebeğin karar verme yeteneği yok, mevcut veri üzerinden akıl yürütüyor. Bu bebeğin yaşlanınca karar verip veremeyeceği merak konusudur!

Bu alanda yapılan Yapay Zekâ ve Bilinç Problemi (Mehtap Doğan, Çizgi Kitabevi, 2020) isimli, ilk doktora çalışmasında: “Yapay bir ben mümkün mü?” sorusuyla yapay bir bilincin imkânı tartışılmaktadır. Adı geçen çalışmada yapay zekâ ile donatılmış bir robota ait olan bir zihinle insan zihninin eşit olamayacağı fakat transhümanizm ve post-hümanizm anlayışlarından hareketle robotların sürekli gelişen fiziksel ve bilişsel kapasitesinin insanın emrine sunulacağı üzerinde duruluyor.

Sinirbilim’i hallaç pamuğu gibi atma düşüncesinin altında yatan sebep: insanla makine arasındaki mükemmel iletişimi kurmak ve makineyi insanın ölümsüzlüğü bulması adına bir yardımcı kılmak… Teknolojinin yardımı ile ileri zekâya (!) doğru yol almak mevcut zekâsı kendine yetmeyenlere cazip geliyor. Bu alan sinirbilim, genetik ve mikrobiyoloji gibi alanlarla bütünleştiğinde hayret verecek çalışmalar ortaya çıkıyor, öngörülüyor. (nörolink gibi).

Yapay zekânın dünyanın geleceğinin her şeyi olduğu düşüncesi, onu yere göğe sığdıramayanların ön yargısı, kalıp yargısı hatta bir putu olarak görülebilir mi? Harikalar yaratan bu yapının dünyanın her şeyi olacağı düşüncesi; insan-nesne, insan-teknoloji, insan-evren, insan-insan etkileşimlerinin sınırının ne olması gerektiği düşüncesine set çekmiyor mu?

Dünya’nın Dışındaki Zekâ

Keith Cooper, Dünya Dışı Zekâ Arayışı (Say Yay. 2022), adlı kitabının Zekâ başlıklı bölümünde Dünya dışı bir zekânın teknoloji ile bütünleşik olabileceği üzerinde durur: Zekâ teknolojiye eşittir. Öyle anlaşılıyor ki bilim insanları hem içeride hem dışarıda harıl harıl ileri zekâ arıyorlar. Bir ağ sülalesine oranla yavaşça dönen yaşlı dünyanın kozmolojik düzenin bizi nereye götüreceği konusunda öngörüleri olanlar dünya dışındaki varlıklardan gelecek mesajın şifresini çözmek için dev radyo teleskopları ile tetik bekliyorlar. Evrimsel açıdan Homo Habilis, düşünsel açıdan Homo Sspiens eğlence yönünden Homo Ludens olan insan türü kendilerine yaşam alanı kılınan Dünya’yı hor kullanıyor. Dünya Dışı Zekâ Arayışı adlı kitapta da belirtildiği üzere neredeyse 20.yüzyılın başlarından bu yana dünya dışından gelecek mesajlar sayesinde bu yorgun, imkânları gitgide tükenen, artan nüfusa cevap vermeyen yeşil küre, mutlak yaşam alanı olmaktan çıkıp ikincil bir gezegen olabilir!

Uzaylılar veya evrendeki başka canlılar Galaktik Ansiklopedi’deki yaşamsal mesajları bize ulaştırıp evrendeki deneyimlerini ve dünya dışındaki yeni yaşam alanlarını bizimle paylaşabilirler. Üstelik bu varsayımsal varlıklar zekâ belirtisi gösterebilir ve insandan daha zeki olabilirler. Yalnız, Keith Cooper uyarıyor. Dünya dışında bulunan ve yaklaşık olarak 120 yıldır davet/mesaj beklediğimiz; varlıkların/uzaylıların vs. özgeci (diğer gam) olmaları gerekir. Yoksa Galaktik Ansiklopedi’deki bilgileri bizimle paylaşmazlar. Mesela jüpiter’de su olduğunu bilsek bile onu bize vermek istemezler.

Dünya dışı bu varlıklar hiçbir hayati bilgiyi paylaşmıyorsa ve empati yapamıyorsa ne olacak? Bir de şu var, bu yaratıklar bizden çok zeki iseler bizi beğenmeyebilir ve Darvinci anlayış gereği seçilim harekete geçer, güçlü olan zayıfı ezer ve çeşitli enstitülerde, uzay üstlerinde, laboratuvarlarda 120 yıldır yapılan çalışmalar boşa gitmiş olur. (Anadolu irfanında yerini almış olan Aklımızla, canımızı bir al Ya Rabbi duası İngilizceye çevrilseydi SETI araştırmacıları, ne düşünürlerdi.). Dev radyo teleskopları ile Dünya dışı varlıklardan mesaj bekleyen araştırmacıların bekleyişi Samuel Beckett’ın Godotyu Beklerken adlı eserinde Vladimir ve Estragon’un bekleyişine benziyor. Kitaptaki bazı bilimsel değillemelerin safsatadan hipnoza yükselmesi –çalışacak bir fizik, matematik, astronomi, coğrafya olmadan- havanda teori dövmek- bilimselliğin geldiği noktayı görmemiz açısından önemlidir. Şunu da eklemek yerinde olur diye düşünüyorum: Başka bir dünya arayışını; yapay zekâ, Darvinizm, evrim, SETI, transhümanizm, teoloji gibi alanlardan hareketle birleştirip okumaya çalışmak nasıl çıkarımlar yapmamızı sağlardı acaba?

Galaktik Ansiklopedi’de ne yazdığını, gelen mesajları kimin okuyacağını bekleyip göreceğiz. Dünya dışında zekâ arayanlar; dünya içindeki savaşlara, haksızlıklara, sömürgeciliğe çözüm arasalar, kalplerinde merhamete yer arasalar daha iyi olmaz mıydı? Dışarısı içeride olanlar için cazibe merkezi olmuştur. Dünyayı dağıtıp yaşanmaz hale getirdikten sonra kaçmak basit bir düşüncedir. Hem dünyayı kime bırakıp gidecekler.

Çoban Kulübesi ve Padişah Rüyası

Bu yüzyılda kimi içeride kimi dışarıda kendilerini ileriye taşıyacak zekâyı arıyor. Arayış süreci boyunca çoban kulübesinde padişah rüyası görenler olduğu gibi doğduğuna inanıp öldüğüne inanmayanlar da bulunmaktadır. Medeniyetin seyri içinde her türlü varoluşu barından kâinan her neresine gidecek olursa olsun, ulaşılacak mutlak hakikat: Allah’ın varlığı, kâinata biçmiş olduğu roldür.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Kurdele Kesilmeden / Şeref Akbaba
Aynalarda Mağlup Yüzümüz / Ay Vakti
Kadim Bir Acı / Yalçın Ülker
Aforizmalar / Naz
Göl-Geler / Taha Yasin Tuncer
Tümünü Göster