Mevlid-i Nebi Üzerine Birkaç No

            Vesîletü’n-Necât’ın şaheser bir beyti, kalplerde Hz. Muhammed aleyhisselâm sevgisinin ne denli zirve yaptığını gösterir niteliktedir: “Ölmeyip Îsâ göğe bulduğu yol / Ümmetinden olmak içün idi ol”. (Hz. Îsâ, onun ümmetinden olmak için ölmemiş, göğe yükselerek başka bir hayat mertebesine geçmiştir. Âhir zamanda tekrar yeryüzüne iner ve onun ümmetinden olur. Müellif burada hüsn-i ta’lîl yapmıştır.) Rivayete göre bu beyit, İranlı bir vaizin Bakara Sûresi’nin 253 ve 285. âyetlerini karıştırması üzerine teşekkül eden tartışma ortamında Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı 5 beytin ilkidir. Yani bu beyit Vesîletü’n-Necât’a bir çekirdek olmuştur.

            Muhammed aleyhissalâtü vesselâm kâinatın yaratılış sebebidir. Süleyman Çelebi’ye göre “Sûretâ gerçi Muhammed son idi / İllâ ma’nîde kamudan ön idi.” O, yaratılış ağacının çekirdeği ve en mükemmel meyvesidir.

Ondan oldu her nihân ü âşikâr

Arş u ferş ü yer ü gökde ne ki var

Ger Muhammed olmasa idi ayân

Olmayısardı zemîn ü âsumân    

Nûr-ı Muhammedî, ilk insan olan Hz. Adem’in alnına yerleştirildi ve ondan eşi Hz. Havva’ya intikal etti. Bu nur, silsile halinde Şîs, Enûş, Kaynân, Mehlâyîl, Yârid üzerinden İbrâhîm ve İsmâîl’e ulaştı. Hz. İsmâîl’den onun neslini takiben aslına, yani Resûl-i Ekrem Efendimizin alnına vardı ve onda karar kıldı.

Resûlullah Efendimiz, Vesîletü’n-Necât’ta 51 isimle zikredilmiştir: Ahmed, Âmir, Beşîr, Emîn, Fahr-ı Kâinât, Habîb, Hâdî, Hâfız, Halîl, Halîm, Hasîb, Hatîb, Hayrü’l-Beşer, Hayrü’l-Enâm, Hümâ, İmâm, Karîb, Kelîm, Kerîm, Mahmûd, Mehdî, Melîh, Muhammed, Muhibb, Muhtâr, Murtazâ, Mustafâ, Mutî’, Mücîb, Müctebâ, Münîb, Münîr, Nâhî, Nebiyy, Nesîb, Nezîr, Peygamber, Rahmeten Li’l-âlemîn, Resûl, Selîm, Sirâc, Sultân-ı Cümle Enbiyâ, Şâh-ı Cihan, Şâh-ı Cümle Enbiyâ, Şâh-ı Rusül, Şefî’, Şekûr, Tabîb, Tâhâ, Vâ’iz, Yâsîn.

Süleyman Çelebi, “levlâke” sırrıyla bütün varlık kategorisinin burcuna yükselen Efendimiz’i çiçeklerin sultanı olan gülle özdeşleştirir:

Terlese güller olurdu her teri

Hoş dererlerdi terinden gülleri  

Mevlid şârihi Hüseyin Vassâf’ın ifâdesiyle o, “sebeb-i hilkat-ı eşyâ, bâis-i âferîniş-i dünyâ vü mâfîhâ ve illet-i gâiyye-i kâinat”tır. Süleyman Çelebi, 20 bölümün sonunda “Ger dilersiz bulasız oddan necât / Aşk ile derd ile eydün es-salât” (Eğer Cehennem ateşinden kurtulmayı dilerseniz aşk ile ve derd ile “es-salât” deyiniz.) beytini tekrarlar. Bu yaklaşım, Ahzâb Sûresi’ndeki “Allah ve melekleri Peygamber’e salevât getirirler. Ey mü’minler, siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” (33/56) âyetinin çerçevesinde bir anlam kazanır.

Elmalılı M. Hamdi YAZIR’ın deyişiyle “salât ü selâm, tahiyyât ü ikrâm, her türlü ihtirâm ona, onun âline, ahbâbına, ailesine, ashâbına ve etbâına” olsun.     

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Mevlid-i Nebi Üzerine Birkaç No / Ay Vakti
Mahallede Şenlik Var / Ay Vakti
Gül Yetiştiren Adam / Ay Vakti
Ağaç Baskı / Hatice Bengisu
Ayca / Ay Vakti
Tümünü Göster