Paramparça

Kapının önünde
Çamura batmış
Dikişleri patlamış
Kim bilir kaç zaman ve ne kadar yol almış
Ve pörsümüş bağcıkları
Benim kadar yabancı
Bir çift ayakkabı.

Sürgünden mi dönmüşsün
Sürgünde mi doğmuşsun
Besbelli yorulmuşsun
Bize ne kadar şirinse dünya
Sana da bir o kadar acı
Kapının önündesin işte
Gözlerimi cırmalarcasına
Öyle hissiz, bir başına.

Seni ayakların ele veriyor
Ayakkabıların değil
Kendinden mahrum ettiklerin
Mahrum kaldıkların hiç değil.
Kapıdasın
Ben soruların peşinde.

Yüzünü dönsen bir de
Tarihe mâl olan yüzünü
Yüzün bende gizlenme yeri
Yanmış, kızıl toprak gibi
Gözlerin yüzümde,
Paramparça.

Ayakkabıların diyordum
Seferden eder adamı
Hicretten çevirir kalkışanı
Kadem basmadık yer bırakmamışsın
İşte bu kadar yalnızsın
Oysa dünya sana koşuyor
Sen ondan uzaklaştıkça
İşte bu kadar kalabalıksın.

Asla diyorum asla
Yerini dolduramayacak hiçbir fotoğraf karesi
Ve ayna
Biliniyor yola revan olacaksın
Aslanları yoldaş edinip
Ceylanları bana salacaksın
Sen sevdikçe yaklaşmak
Sevildikçe ıramaksın.
Sen hep böyle, paramparça.
Sen tezatsın.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BİR-İKİ ERZURUM –II- / Şeref Akbaba
Kutlu Telaş / Mehmet Aksu
Aşkın Gölgesinde Dile Gelenler / İsmail Bingöl
Aforizmalar / Naz
Perde ve Hakikat : Sinema Felsefesi / Abdullah Ömer Yavuz
Tümünü Göster