Kutlu Bir Yürüyüş: Ay Vakti

Takvimler Ekim 2000’ni gösterdiğinde bir muştu gibi doğdu Ay Vakti…

Kutlu yürüyüşe başlarken gökteki kameri imleyen parmağı şahit tutarak böldük yüreklerimizi. “Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki müjdeleyenlerden olacağız” (68/1, 2/213) dedik:

 “Ay önderin işaret parmağının remzidir. Bu, bir belirlemedir. Ay Vakti bir tılsımı, bir tutkuyu, bir yolculuğu, bir çiçeği, dahası şiiri, sanatı, kitabı, yazıyı, gökyüzünü, yeryüzünü, denizi, acıyı, sevinci belirleme noktasıdır. “Ay” Allah’ın ayetlerindendir. “Vakit” her şeyi kayda alan döngü. Ay Vakti bu birliktelikte gecenin gizemli yolculuğuna düştüğümüz şerhlerdir…” (Sayı:1 Ekim 2000).

Ve böylece başladı “sabra sığınarak koyulduğumuz kutlu yolculuk” …

Yolda olmak, menzile varmaktan kıymetliydi. Ondandır ki hâlâ yoldayız… Biz, “koşu bittikten sonra da koşan atlar”a inandık. Koştuk, koşuyoruz tık nefes, şerha şerha olmuş kalplerimizle yoldayız çok şükür… Yürüdükçe büyüdük, olgunlaştık. İmkanları mümkün kılmanın künhüne vardık… Kutlu bir ideal uğruna omzumuza aldığımız yükle yılmadan yorulmadan yürüdük bugüne kadar:

“Ay Vakti düşler geçidinin kılavuzudur. Rüyalar ve hülyalar sofrasıdır. Bu sofrada kapris, gurur, kibir, vurdumduymazlıklar yer almaz. Her şeyin fıtrî olmasına özen gösterilir. Fıtrî olana ulaşmanın çabasıdır Ay Vakti… Seçicidir. Tercihler kullanır. İnsanı sever ve önemser. Bir sevda yumağı oluşturmak için kozasını örmeye hazırdır. Hep koza peşindedir. Örer de örer… Ördüğü koza; bilir ki kendi kozasıdır. Ay Vakti yürüyüşlerinin, sohbetlerinin, okuyuşlarının sonucunda oluşan kozaların; çözülme, dokunma, ürüne çevrilme dönemidir. Ürün insana dairdir. Çünkü insan için tutanaklar her gün tutulmaktadır… (S.1 Ekim 2000).

Bizim yolculuğumuz, müşterek bir varolma serüvenidir. Benlik düşüncesinden uzak birlik düşüncesi üzere inşa edilen bir yürüyüştür bu. Kendinden yola çıkarak özülkeye vasıl olmayı amaç edinmiş bir hicret, bir yeniden doğuştur. Ay Vakti, muayyen bir güzle güzellik yoluna koyulan çok sesli bir münzevidir. İnsanı merkeze alarak pergelelleşen perspektifiyle kozasından çıkan dergimiz, topluma rehberlik etmeyi; sanata, edebiyata ve düşünce dünyasına yön vermeyi önceler. Bilir ki, sanat ve edebiyat dergiler etrafında neşvünema bulur. Ay Vakti, kendisiyle varolan bir dergi oldu hep. Mütevazılığın dayanılmaz hafifliğiyle bugüne gelmek şükür sebebimizdir. Kendi gündemi oldu gündemden kopmadan… Akla ve kalbe dayanan hakikatleri tabulaştırmadan ve tabuta da koymadan muvazeneyle ölçüp biçti… Siyasetin ve riyasetin uzağında orta yolu tutarak dik durduk. Çünkü: “Mütevazı olmak bırakıldı bize. Yapıp ettiklerimizle çatışmadan, inandıklarımızla örtüşerek yaşama görevi. Ay Vakti’ne ayarlı bir duyarlılığı vurgulamaktayız. Ay Vakti, Önderin bir bağışı, bir muştuyu, bir çağrıyı belgelemesidir. Onurlu oluş ve duruşun bir belgeseli, seçilmişliğin üstün kılınmasıdır. (S.2 Kasım 2000).

Ay Vakti, diriliş ruhunu yaşatan bir mekteptir. Sağlam bir iz üzere yoluna devam eden fikir ve edebiyat hareketidir. Kökleri mazide olan atidir. Okur ve yazar çevresiyle kimliğini ve kişiliğini tamamlayan dergi, genç kuşakların elinden tutmuş ve yetiştirmiş bir ocaktır.  Dergi, yüklendiği misyonu unutmadan, duruşunu bozmadan var olmuştur. Ay Vakti, bir hesaplaşmadır aynı zamanda. Önce kendisiyle hesaplaşır, muhasebesini sağlam tutar: “Her eylem bir sorumluluk yükler. Her tavır, her davranış, her yazı, her şiir, her söz bir anlayışı ortaya koyar. Sıradan yapıp durduğumuz gündelik hareketlerimiz, bizim kimlik ve kişiliğimizden haber verir. Bu; ferdin, inanç, kültür, medeniyet ve sanat anlayışını da ortaya koyar…” (S.2 Kasım 2000).

Ay Vakti, metalaşmadan ve tüketim endüstrisinin edilgen bir nesnesi olmadan ayakta duran bir dergidir. Ay Vakti, popüler kültüre yenilmeden yaşadığını yazan, yazdığını yaşayan bir dergi olmanın zorluğunu bilir ve onuruyla varolmayı seçer. Geçici olanın farkındadır ve manşet olmanın hazzını yaşamaktansa, mütevazı bir gönülde şule olmanın sevincini önceler. Ay Vakti, şuurla hareket eden kutlu bir birlikteliğin adıdır. Bundandır ki, “yürek atışlarımız belirliyor adımlarımızı. Adımlar bilinçli bir eylemin vasıtasıdır. Vasıta olmadan eylemleri gerçekleştirmek olası değildir. Yürekle adım arasında çok ciddi bir iş birliğinin olduğunu görürüz böylece. Bilinçsiz bir eylemin kalp atışlarında, ciddi bozuklukların olduğunu biliriz. Yürekle adımın, yürekle düşüncenin, yürekle ağzın ve yürekle bütün organlarımızın kopmaz, ayrılmaz bir irtibatı vardır kuşkusuz.  Çünkü seçicidir, fark edicidir, ayırt edicidir, akıl yürütücüdür…” (S.3 Aralık 2000).

Ay Vakti, “bir sevdaya delicesine tutunmanın adıdır. Bir yüreğe sessizce yaslanmanın ve bir ömür boyu yalnızca aşka ağlamanın sembolüdür ( S.7 Nisan 2001). Hisli yürekler otağıdır Ay Vakti. Bugüne değin yüzlerce isme yer verdi sayfalarında. Ustalarla genç dimağları buluşturdu. Niceliğin değil, niteliğin gölgesinde gelecek vadeden genç kalemlerin çiçek açmasını bekledi sabırla. Onlarca genç isim artık meyveye durdu, göverdi kalpleri, kitapları yayımlandı.

Ay Vakti, sanatın iktidarını benimsedi hep. İhya eden, uyaran, doğruya ve güzele çağıran sesiyle fark yarattı. Referansları sağlam, mihengi kutsaldı. “Her vadide şaşkın şaşkın dolaşanlardan” uzak durduk daima.  Ay Vakti, vitrin dergisi olmadı hiçbir zaman. Niteliği öncelediği için örselense de dolgu malzemesine fırsat vermedi. Ay Vakti; bir kanon, yeni bir söylem, alternatif bir ses olmanın peşinde ilkelerine bağlı kalarak yarına göz kırpmaktadır.

Ay Vakti, sığ ideolojik çekişmelerden beridir. Hakikat aynasında her şeyi sorgulayan bir kimliğe sahiptir. Şuurlu bir okumayı, şuursuz yazmaya tercih eder. Sanatın ticari bir metaya dönüşmesine şiddetle karşı çıkar. Estetik ve etik dengeyi korur. Güzelin herhangi bir nedenle ifsadına izin vermez. “Hakkı tutup kaldırmak” için gayret gösterir. Sorar, sorgular: “Sorgusuz ve sualsiz bir dünya arıyorsa insan; bu imkânsızdır. Bütün bireyler bir şeyleri sorup duruyorlar birbirlerine. Yaşadığımız cemiyet ve yaşadığımız hayat bütünüyle sorgulardan ve cevaplardan ibaret aslında. Biraz düşünüversek bunun doğru olduğuna tanıklık ederiz. Cemiyeti güçlendirecek olan şey ya da yaşamı süsleyecek olan şey bireylerin bilinçleri ve eylemleridir. Bilinç ve eylem ferdin kimliğini belirler. Kişiliksizlikten, kimliksizlikten, hayırsızlıktan ve bütün olumsuz davranışlardan alıkoyar. Dahası neden ve niçin yaşadığının belirgin yansımaları düşer topluma. Toplumu şekillendiren ana unsurlar; bireylerin bilinçleri ve eylemleridir” (S.11 Ağustos 2001).

Ezcümle Ay Vakti, “hakikat öne çıkacaksa geride yürümeye hazır” olan bir dergidir.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BİR-İKİ ERZURUM –II- / Şeref Akbaba
Kutlu Telaş / Mehmet Aksu
Aşkın Gölgesinde Dile Gelenler / İsmail Bingöl
Aforizmalar / Naz
Perde ve Hakikat : Sinema Felsefesi / Abdullah Ömer Yavuz
Tümünü Göster