Ters Orantı

Algılama açıklığı veya yakın anlamlı olarak bilinç açıklığı; insanın kendini ve çevresini algılarken kullandığı bir bilinçli olma halidir. Bu cümledeki çevre, insanın kendi dışında kalan çoklu bir anlam evreni olarak açıklanabilir. Çevre, insanın kendisi değildir fakat insan bir çevre içinde yaşamını sürdürür. Bilinç açıklığı, uyanıklık, tecessüs yaşananları anlamlandırmada kullanılan melekelerdir. Bilinçli olma hali, ölçüyü, dengeyi, farkında olmayı beraberinden getirmelidir. Kayıp kazanç dengesini, doğru hesaplamayı, artan azalan değerleri, yerliliği yersizliği takip edebilecek bir bilinçlilik hali. Artan ve azalan değerler, ters orantı… Ters orantı dediğimizde X ve Y ekseninde rakamların matematiğinden söz etmeyiz sadece. Ters orantıdan hareketle –bu artma azalma ilişkisi içinde- neleri kaybedip neleri kazandığımızı da görebiliriz.

Çevrimiçi veri kullanımı ile bilişsel deformasyon arasında bir orantı/ters orantı kurulabilir mi? Bu yönde yapılan araştırmalar, bilinçsiz medya kullanımının –özellikle bebek ve çocuk yaşta telefon kullanımının- beynin kimyasal yapısında değişikliğe yol açtığını ortaya koyuyor. Aynı şekilde zaman kullanımında, eylem tercihleri arasında ters orantı ilişkileri kurulabilir. Sürekli uyku halinde olmakla fiziksel beceriler, iş yapma, meslek icra etme, mesleki gelişim ve sosyalleşme ters orantılıdır. Yalnızlaşma, toplumsallıkla ters orantılıdır. (Görecelidir.)

Şu cümleye bakalım: “Sanayileşmenin, gelişmenin piyasa ekonomisinin taşıyıcısı olan devletler kendi dillerini yayar, öteki dilleri öldürürüler.” (Laurent Sagart, Dilin En Güzel Tarihi, İş Bankası Yayınları, s. 86.). Burada niyetin eyleme yansıması söz konusudur. Sistem kendine alan açmak adına ötekini tahakkümü altına alır, ortadan kaldırır. Bu faaliyet, kelimeler, cümleler, görüntüler üzerinden sürdürülebilir. Cümle şu şekilde devam eder: “Üstün gelen diller tartışmasız, kullanıcılarına çok büyük ilerleme olanakları sunarlar.” (a.g.e. s. 86.). Güçlü olanın tahakküm kurmak adına karşısındakini sindirmeye, yok etmeye çalışması ters orantı üzerinden düşünülebilir.

Düşünce ile zihni edilgen kılmak ters orantılıdır. Aslında kıyametin küçük alametleri arasında cahilliğin olması da ahir zamanda bize içinde bulunulan durumu işaret etmektedir. Kullanışsız bir zihinden mücadele beklemek faydasızdır. Düşünce ile ters orantılı olan diğer kavramlar ise önyargı, kalıp yargı, bağnazlık, körleşme, karanlıklar içinde kalmadır. Bu sayılanlar artarsa düşünce azalır. Örneğin bağnazlık veya kalıp yargı artarsa düşünce azalır.

“Abaissement (düşkünlük, aşağılama, azalma ve yitime yönelik bir hastalık) genel kişilik üzerinde daima daraltıcı bir etkiye sebep olur. Kişinin özgüvenini ve girişkenliğini azaltır ve giderek artan bir benmerkezcilik nedeniyle zihinsel ufku daraltır. (C. G. Jung, Dört Arketip, Metis Yayınları, s. 57.). Bu cümleden hareketle iki takım kavram arasında ters orantıdan söz edilebilir. Bunlardan birincisi kişilik kaybı, özgüven ve girişkenlik arasındaki ters orantı, diğeri benmerkezcilik ile zihinsel ufkun daralması arasındaki ters orantıdır.

Rene Guenon’un şu değerlendirmesine bakalım: “Batı medeniyeti, tarih sahnesine gerçek bir anomali (aykırılık) olarak çıkmıştır. Az çok bildiğimiz medeniyetlerin arasında, tamamen maddi yönde gelişim gösteren tek medeniyettir. Başlangıçta kendisine uygun görülen adıyla Rönesans’a tekabül eden bu korkunç gelişmeyi, kaçınılmaz olarak benzer fikrî gerileme takip etmiştir. “Eşdeğer” demiyoruz çünkü iki vâkıa arasında bir ortaklığın mevcudiyetinden bahsedilemez.” (Rene Guenon, Doğu ve Batı, Medeniyet ve İlerleme, Kapı Yayınları 2022). Bu değerlendirmede maddi yönde gelişim ile fikrî gerileme arasında bir ters orantıdan bahsedilebilir mi? Forrest Carter, Küçük Ağacın Eğitimi’nde ruh aklı ile beden aklı arasındaki bir ilişkiden bahsediyordu. Beden aklı küçüldükçe ruh aklı büyüyordu.

“Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.” (Nûh Sûresi, 6. Ayet, DiB, Kuran- I Kerim Meali) Nûh peygamber (as.) kavmini hakikate çağırdıkça onlar uzak durmayı seçtiler. O, tevazu gösterdikçe, kavmi kibir gösterdi. Onlar, hakikati anlatanı, elçi olarak gönderileni küçük gördüler. Tevazu ve kibir ters orantılıdır.

Olgular, kavramlar, tercihler; her zaman matematiksel bir kesinlikle çalışmasa da -bu matematiksel yapı- olguların hareketliliğini düşünmemize yardımcı olur. Bu bakımdan yukarıda farklı alanlardan verilen örneklerde iki çokluktan birinin sürekli azalması birinin ise sürekli artması söz konusu değildir. Verilen örnekler farkındalığı, bilinçli olma halini, bir duruşu ortaya çıkarmaya yöneliktir. Yoksa şu cümlede olduğu gibi: “Kandaki haram miktarı ile basiret ters orantılıdır.” oranlanabilir, ölçülebilir bir veriden söz edilemez. Karşımızda duran olguların, kavramların veya verilen niteliğine göre ters orantı uzaklaşmadır, ayrışmadır, çözülmedir.

Şekil 1

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Ne / Yavuz Selim Yaylacı
Dönence / Şeref Akbaba
Masal Ana / Abdülkadir DAĞLAR
Hikmetinden Sual Olunmaz / Emrah Bilge Merdivan
Âşık Paşa ve Zemin Bir Metin Olarak Garibnâme / Salih Uçak
Tümünü Göster