Kuşlar Arketibi ve Şiir

Doğa,en güzel şiiri yazmıştır. Yaratan, on sekiz bin âlemde, binlerce imgesel duruş sunmuştur. Sanatkâra düşen bu incelik düşlerinde uyanmak ve sözleriyle uyanışına katılmaktır.

Doğa, imgesel doktordur. Kuşlarsa uçmak ilacıdır. Kuşlar, sosyolojik gerçekliğin nitel yönlerini sezdirir bize. Binlerce kuşun olması, her birinin farklı yönü olması bize sosyolojik mesajlar verir. Her kuş bir veridir. Her veri insanı ve toplumu etkiler ve besler. Şair de insandır, bu verilerden beslenir.

Kuşların çıkardığı seslerin kimi zaman hoş bir tebessümle kalmadığı; şairin bilinçaltında yuva yaptığını görürüz. Kuşların, şairin betimleyiş hazinesine, nitel görücüler, uçucular olarak geldiğini düşünürüz. Bazı kuşlar başlı başına imgedir, mazmundur. Bülbül, serçe, tavus, güvercin, kumru gibi kuşlar alegorik hatta tematik imge ya da mazmun olarak karşımıza sıkça çıkar. Bazı kuşların semiyotik karşılığı derindir. Hatta sosyal arketipleri temsil eder. Bu yüzden bazı kuşlar üstüne kitaplar yazılmıştır.

Menkıbevi kuşların çağrışımları derin manalar barındırır. Her kuşun farklı bir anısı, bizde bıraktığı izlenimden akan sanatsal bir atlası vardır. Renklilik dizelere yansır. Bu yüzden şiirdeki özü temsil eden tematik arketipler renklidir. Kuşlar, bu renkliliğin başında gelir.
Keza, şair yaşadığı toplumun sosyolojik ortalamasıdır. Bir başka açıdan her şair, yaşadığı coğrafyanın psiko-sosyolojik öznesidir. Şairin yaşadığı coğrafyanın kuş çeşitliliği, ortak kültürün simgesel, menkıbesel, dinsel, ritüel karşılıklarının yanında şairi besler, şiirindeki tematik özü etkiler. Simurg, anka, kaknus, bülbül, serçe, güvercin gibi sosyolojik ritüeli olan kuşlar vardır. Bülbül mazmunu başlı başına sosyolojik bir ritüeldir örneğin. Bülbül, sosyolojik bir arketiptir ayni zamanda. Bülbül, semiyotik özü besler. Kuşların sanattaki etkisini gösterir. Aşık ve maşuku ifade etmek için kullanılan bülbül, o yüzden şiire üst bir nitelik kazandırır.
Örnekleyelim:
BÜLBÜL
-Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.
(Mehmet Akif Ersoy)

Osmanlının ilk başkenti Bursa’yı işgal eden Yunan komutanın, Orhan Gazi’ye ağır hakaretler ve küfürler ettiği haberi duyulur. Mehmet Akif de bu haberi alır, hüzünlenir. Bulunduğu şehrin dışına çıkar, bir ormana gider, bir ağacın dibine oturur. Karşıdaki ağaçta, bülbül kuşu ötmektedir. İşte kulağına fısıldanan ilahi ilham burada şairi yakalar. Şair, çaresizliğini, özgürce öten bülbüle hitaben kaleme alır.
Milletimizin derin duyarlılığı burada ortaya çıkıyor. Güçlü bir inanç, bin yıllık birikime rağmen üst algıya, üst şuura erişememenin çaresizliği bülbül imgesiyle akar. Bülbül şiiri aynı zamanda sosyolojik arketiplerle doludur.

Şiirin tümünde farklı duyarlılıklar sunar Akif. Maşuka yani bülbüle imrenir. Ecdadına duyduğu saygıyı dile getirerek şarkın ruhunu ve kimliğini kaybetmesinden derin hüzün duyar.

KUŞ VE BULUT
Kuşçu amca
Bizim kuşumuz da var
Ağacımız da.
Sen bize bulut ver sâde
Yüz paralık.
(Orhan Veli Kanık)

“Garip” şiirini özetleyen bir şiir olmakla beraber aynı zamanda “Saf şiir”le de bağ kuruyor Orhan Veli. Kuşçu amcalar yerli bir motif olarak karşımıza çıkıyor. Kuşçu amcaların betimsel karşılığı var bizde. Onların anlattığı kuş öykülerinden menkıbesel anlatımlara ulaşırız. Şair, yaşadığı coğrafyanın güzelliğini, yaşadığı toplumun özgür ve renkli hayatını da sezdirir böylece.

Üzülme !
Kuşlar unutkan olurlar, gene gelecekler.
(Yaşar Kemal)

Yaşar Kemal, insanın bir başka yönünü dile getiriyor. Akıl, iç güdüler, duygular üçleminde vuslata kanat takıyor. Burada, kavuşmanın artık kanatları var. Gene gelmek, âşığın hastalığıdır. Kendinden uçmuş; ama aşk yarasıyla yeniden dönüyor ilkbaharına. Gene gelmek ne kadar güzel! Bizler de hep “gene”lerin sosyolojik özleminde değil miyiz?

Leyla’nın düşlerinden renk alır kuşlar…
(Sezai Karakoç)

Mistisizm ve imgelerin kanatlarındayız. Leyla telmihinin çağrışımları, derin muhayyilenin izleğinde uçuyor. Leyla’nın düşlerinde renk alan kuşlar var. Leyla’nın düşleri nedir? Semavi olana semadan gidiş. Üstadın şiirlerindeki kuş imgeleri ayrı bir yazı konusu olacak kadar derindir. Böyle usta kalemlerin, kuş gibi tabiat ve mistik ögeleri tercih etmeleri bilinçaltındaki birikimlerle, beslenişlerle bağlantılıdır. Metafiziği simgeleyen kuşlar üstadın metinlerinde ayrı yer tutar.

Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır
(Rıza Tevfik Bölükbaşı)

Pastoral renkler içinde uçan kuşlar… Ama şairin doğduğu yere uçmasında yerlilik var. Çocukluğuna özlemle birlikte, kendi yurdunun özellikleri var. Renklerden bir atlas çiziyor şair. Kuşların, şairin doğduğu yere uçmasındaki metafizik derinlik, şiire ayrı bir hava katmış.

Kuşlar kuşların yanına
Yapraklar yaprakların yanına
Hiçbir şey yalnız kalmıyor
İnsandan başka dünyada
(Edip Cansever)

Yeni olan temaları işlerken biçimsel olarak da yeniyi arayan Edip Cansever, bu şiirde de ironik bir gerçeği dile getiriyor. Modern dünyanın yalnızlaştırdığı insanın psikolojisini, beraber uçan kuşlarla ifade etmiş. Kuşlar beraber uçarken, gittikçe kalabalıklaşan insanların yalnızlaşması ayrı bir konu. Postmodern bir gönderme var burada. Üstkurmaca ile çağımızın tematik özünü kuşlarla aktarmış.

Ne in ne cin ne beni âdem
Zamanlar içinde kuşlar uçuyor kervanlar geçiyor
Bir iğne deliğinden”
(Asaf Halet Çelebi)

Asaf Halet, gizemci şiiri bütünüyle yansıtır. Türk şiirinde, modern-gelenekçi anlayışı mistik çizgiyle harmanlayan Asaf Halet’in “zaman içindeki kuşları kervanlarla beraber iğne deliğinden geçirmesi” gizemli bir yolculuk yaptırır.

Hayat kısa, kuşlar uçuyor…
(Cemal Süreya)

“Üç şiirim taze kalsın, ilerde de okunsun, yeter bana. Aslında şiir, dil içinde bir dildir ama kuşdili değildir. Şiir, bir aynadır. Dünyanın veya ülkenin içinde bulunduğu durum şiire akseder. Şiir bir öncüdür; daha doğrusu bir yansı.” diyen Cemal Süreya’nın yine az ama öz’le uçmasını görürüz. Derinliği olan sosyolojik bir arketip dizesi…

Bulutlar konuşur
kuşlar uyur
ses uyanır
şimdi kimindir gecenin şarkısı?
(Turgut Uyar)
Bulut, kuş, ses, uyanış, gecenin şarkısı. Kavramsal kanatlarla içsel bir durulanış, uyarılışın uyanışdersi. Kuşların uyuması, içsel durumun derinleşme betimlemesini bize verir.

Sen istersen eğer, karga bile sana uğur getirir.
(Epiktetos)

Bazı kuşların ötmesi, batıl inanç olarak algılanır. Karga da bunlardan biridir. Bu uğursuzluğu insan yine kendi duruşuyla yenebilir. Tarihsel bir arketibe gidiş…

ve kuşlar da kaderle uçar…
(Cahit Zarifoğlu)

İradenin zafer kuşlarına sesleniyor şair. On sekiz bin âlemin de kaderi var. Beklenen neslin de en öncül konusu kaderi kanatlar takarak uçurmuştur. Mutlak iradesiz bir toz bile kalkmaz. Şair, beklendiği mananın farkında olmasa da bu dize gerçekten metafizik derinliği olan bir dizedir.

Kuşlar gibi yalnız, yapayalnızdım açıkta.
(Yahya Kemal Beyatlı)

Devrine göre; sade, pürüzsüz, tabii ve yaşayan bir Türkçe kullanan Yahya Kemal, şiirlerinde müzikal ahenge, dize hâkimiyetini merkez alan saf şiirin temel özelliklerine bağlıdır. Şiirinde, milletimizin duygularını ifade eden sade bir dil ve yine derin bağlarımızı anlatan temaları vardır. Bu şiirde de kuşlar gibi yalnız, yapayalnız olması ruhsal duruşundan bir kesiti gösterir. Onca insan arasında, kendisine benzeyenlerin azalması ona umutsuz kanatlar takmıştır.

Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.
(Ece Ayhan)

“Göç eden kuşlar gibi. Gidip gelir umutlarım…
(Barış Manço)

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla!
(Füruğ Ferruhzad)

Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir.
(Can Yücel)
Kuşlarımı koymak için, bir gök resmi bulamadım.
(Hilmi Yavuz)
Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
(Sezai Karakoç)
Kuş yemi kadar yalnızdı.
(Turgut Uyar)
Kuşlarını alıp gidiyor gök.
(İlhan Berk)

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

“Karlı Dağların Başında Salkım Salkım Olan Bulut&#... / Şeref Akbaba
Sanal Gerçeklik, Savaş, Göç, İklim Krizi, Salgınla... / Ay Vakti
Yol / Yolcu / Niyazi Karabulut
Çeşme / Nalan Bülbüler
Çocuklar ve Politikalar / Metin Arpacı
Tümünü Göster