Bardağın Boş Tarafı

Yazı iple çekiyordun, ağustos böceği dökülür kavalın ucundan
Şaşar balıklar oltaya taktığın çiçeğe
Martılar geçer duayla ördüğün merdivenin altından
Bir tevekkül gibi sermişsin sular üstüne seccade
Dünyadasın işte, göğsün rüzgârlara açık, gürz gibi başın
Dünyadasın, vazgeçmelerin tatlı zindanında
Deme yepyeni ipek gömlekler beğendim kendime

Bir ordu yaratılır karıncalardan, bulutlar bulutları kovalar
Pot kırmakta mahirsin, bayram sabahları ihtiyar
Deme kurşun gibi düşerim, düşüyorum hayatın derinleştiği yere
Deme eğri yüzüğü, sararmış tülü, çizilen camı
Kaderden kaçtığın yine kaderdir, böyle yaz
Yağmurdur düşer gitmediğin köylere, yolunu gözler
Kırlardır güzel düşünceli, ağzı kulaklarında
Deme tozlanan pabucu, yırtılan parayı; sus böyle

Savaştı barıştı, dolmuyor bardağın boş tarafı
Gazze’den dönmüyor gelinlik giymiş gemiler,
Dönüyor limana baharın ve denizin bittiği haberi,
Kar da yağıyor ağaran saçlarına Türkistan’ın
Gayrı zaman çıkmıştır kipinden, dil boşalmıştır
Omuzda bir baş kalmıştır
Yalnızım, yalnızsın, yalnızız deme

Geldin gidiyorsun kardaki izden farksız,
Elinde ufalanıyor güz, yaprak dalını hatırlamıyor
Sen de unutmuş gibisin doğduğun pıtraklı akşamı,
Dünya kaç kere yandı, kaç yerden kırıldı
Deme yaşadım, deme yaşayageldim; cebinde kalsın bozukluklar
Batsın tatil planların
Ölüm oturuyor Yemen’in kirpiklerine
çocuklar
balkondan
biteviye
düşüyor

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Ateş ve Meşale / Şeref Akbaba
Hayat Kalabalığından Kendi Gündemimize / Ay Vakti
Estetik Kaygı / Saadettin Açıcı
Yol / Züleyha Kayaoğlu Eker
Bir Durak Portre / Ubeydullah Beşir Köroğlu
Tümünü Göster