Kelimelere Tan Eyleyen Şâir: Alaaddin Soykan

“Bir Alâaddin Soykan vardı Pınarhisar’da / Ölüm balkırdı.” Ölümü bir parıltı, bir şimşek, bir ışıltı gibi gören ya da an be an ölümü yaşayan, daha da ötesi belki de yaşayan bir ölüyü andıran… Ne derseniz deyin, her fâni gibi ömrünü vakti gelince tamamladı şairimiz. Türkçenin münzevi sesiydi gerçekten. İnsanlardan kaçar, Türkçenin bilinmedik kelimelerine sığınır, insanların kendisini anlamasını beklerdi. Az konuşur; tenhalarda, sükûttan dünyasında kelimelere ‘tan eyerler’di. Paraya hiç tamah etmedi. Mala-mülke hiç secde etmedi. Eylül 2005’te yazdığı bir şiirinde dediği gibi: “Hep ezilip ürkütüldü yaşamı boyu”nca. Ölmeden şiirleriyle yazdı ağıdını, hiç böbürlenmeden, yüksünmeden.

‘Doru Özlem’ kitabı Mâvera Dergisi ile irtibatlı olduğu yıllarda Akabe yayınları arasından çıktı. ‘Beşpınar’ kitabı esasen Edirneli dört şairle birlikte çıkarılan ortak bir kitaptı. ‘Vay Sevda Karam’ ise İstanbul’da, 90’lı yıllarda Beyan Yayınları’ndan çıkışına tanık olduğum, destek verdiğim son kitabıydı.

İki binli yıllardan başlayarak vefatına kadar şiirlerini Ay Vakti dergisinde yayımladı. Ay Vakti ve Şeref Akbaba ile takdire şayan bir ünsiyetleri oluştu. Şeref Hoca’nın Kırklareli Üniveritesi’nde son yıllarda öğretim üyesi olması zaman zaman görüşmelerine vesile olmuş, öncesinde başlayan şiir yayımları da aynı minvalde devam etmişti. Dergiyi takip edenler hariç, eskiden yakın çevresinde olanlar bile Soykan’ın sustuğunu zannediyordu. Oysa Ay Vakti’ndeki şiir yayımlama süreci 15 yılı aşkındır.

   Memleketi Pınarhisar’da sınırlı sayıda görüşüp şiirlerini okuduğu-paylaştığı dostu ve şair tanıdığı oldu. Merkez çevre ile irtibatı çoğunlukla mektup, üçüncü kişiler vasıtasıyla ve fasılalarla oldu. Hayatı şiirdi; şiiri de çileli hayatı… Şiir, çocuklarından sonra, onun hayatla kurduğu en önemli bir bağdı şüphesiz.

Merhum Alâaddin Soykan, kuytu kelimelerin usul sesli şairiydi. Cüzdanında para yerine sayfa sayfa şiirler taşıdı hayatı boyunca. 1943’te, Pınarhisar İlçesine bağlı Kurudere Köyü’nde başlayıp, hafızlık talimiyle İstanbul Gaziosmanpaşa’da, askerlikle Ankara’da, memuriyetle Kırklareli’nin bazı ilçelerinde, zaman zaman bozulan sağlığıyla da Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde devam eden garip ve çileli bir hayatı oldu. Dergilerde yayımlanan ilk şiiri ‘Ankara Aşk Kokar’ı sığındığı kahve köşelerinde defalarca kendisinden dinledim. Tabii ki birçok diğer şiirini de. Hayatı gibi şiiri de soyut düzlemde, imgesel ve fakat aşk dolu bir ‘Doru Özlem’di. Sağlığında mezar taşına işlenmesini istediği vasiyetvâri bir şiir sahibiydi. Son derece vakûrdu, kimseyi incitmedi; fakat kendisi incine incine, yalnızlık içinde bir ömür sürdü. Dünyevî nimetlerden mahrum, hakikatte sessiz ve mazlumdu. Türkçenin en bilinmedik kelimelerini yüreğinden şırıl şırıl akıtan, Türkçe’nin ‘Yunus kokan’ uzlet köşesiydi. 21 Kasım 2020’de Kırklareli’nin Pınarhisar İlçesinde, Mavera ’ya uğurlandı.

Kendisinden şiirleri kaldı geriye. Umarım bir gün tüm şiirleri evlatlarında kalanlarıyla birlikte derlenip toparlanır ve ‘Toplu Şiirler’ hâlinde şiirsevenlerin ve edebiyat tarihçilerinin istifadesine sunulur.

Mekânı cennet olsun.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Pınarhisar’dan Gelen Mektup / Şeref Akbaba
Saklı Mektuplar / 106 / Şiraze
Aforizmalar / Naz
Şehir ve Modern veya Eski Şehirlerin Yeni İşleri... / Necmettin Evci
Derin Çizgiler / Seher Özden Bozkurt
Tümünü Göster