Alâaddin Soykan’ın, Meali Anlayan Bir Neslin İnşası Yolunda “Nasıl Yoğrulmuş Olduğuna Dair”

Ahmet Haşim’in “O Belde” şiiriyle Alâaddin Soykan’ın “Nasıl Yoğrulmuş Olduğuma Dair” şiiri birçok yönüyle büyük benzerlik göstermektedir. İkisi de poetik şiirdir en başta. İki şiirde de vezin vardır ve diğer şekil özellikleriyle de geleneksel şiirden izler taşımaktadır. İki şiir de moderndir. Şiirlerde hitap eden “ben”le hitap edilen kesim büyük oranda benzerlik taşımaktadır.
İki şair de kendi şiir anlayışlarını açık bir yüreklilikle ortaya koyar bu şiirlerinde. Köksüzlüğe, bir millete mensup olmanın izleriyle savaşanlara meydan okurlar. Tabii Haşim yan yana akan iki nehirden biri olan divan şiirinin yanında durarak, Soykan ise serbest yazmakla beraber modern halk şiirinin yanında durarak ifade eder meramını.


“Kadınlar orda güzel, ince, sâf, leylîdir,
Hepsinin gözlerinde hüznün var
Hepsi hemşîredir veyâhut yâr;
Dilde tenvîm-i ıstırâbı bilir”


Mısralarıyla Ahmet Haşim’in anlatmak istediği ile Soykan’ın;


“Edip umman dere içim
Erk med kıldım güre içim
Çünkü rintçe yâre içim
Döke döke yoğrulmuşum”


Mısralarıyla anlatmak istediği aynıdır. Sadece kelime tercihleri ve kullandıkları vezin bile poetikaları hakkında çok şey anlatıyor bize. Ne Alâaddin Soykan, Fuat Köprülü’nün dile getirdiği millî sınırlar içindedir; ne de Haşim, Ziya Gökalp’in horladığı eski Türkçenin dışında. Yani Alâaddin Soykan da Ahmet Haşim de bu şiirlerinde edebiyatımızın üzerindeki bu yanlı, siyasi algıya sert cevaplar vererek asıl Türkçeye ve gerçek millî edebiyat anlayışına sahip çıkmışlardır.


“Dizelerle Yunus derin
Bayrağıyım kalp gönderin
Virt düzünde sözcüklerin
Seke seke yoğrulmuşum” (A. Soykan)


Alâaddin Soykan şiiri, salt Cumhuriyet sonrası halk şiir anlayışını devam ettiren bir şiir değildir. Hece veznine olan sadakati ve 13. yüzyıla kadar uzayan kelime tercihleri bizi her ne kadar böyle düşünmeye sevk etse de şiirinin edası ve sesi bu anlayışı yıkar. Hangi toprakların ve hangi milletin sesi olduğunu inkâr etmez, onların izlerini taşır. Bunlarla övünür, kendini o izlerle tanımlar ama bu, şiirinin halk şiirinden çok farklı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Modern bir şiirdir. Modernleşmeye karşı çıkan, onunla savaşan modern bir şiirdir. Modernleşmeye maruz kalmış şairler gibi Batı’dan bir takım şekil, teknik ve anlam devşirmez. İz dedik, mevcut; fakat bu da bir çocuğun babasına olan fizikî benzerliğinden öte değerlendirilmemeli. Beş Hececiler’in halk şiirimizle olan ilişkisi/benzerliği ile Soykan şiirinin halk şiirine olan benzerliğini kıyas etmek, “iz”le anlatmak istediğimizi daha açık bir hâle getirecektir. Beş Hececiler -bir şair müstesna- halk şiirimize bırakın yeni bir soluk getirmeyi o seviyede tek mısra bile yazamamıştır. Şiirlerinde geleneksel halk şiirinin şekil özelliklerinden ve ifade tekniklerinden başka, yani halk şiirinden hazır aldıkları dışında kendilerinden kattıkları bir şey yoktur.
Soykan’ın şiiri özgün bir şiirdir. Şiirinin kapalı oluşu, oluşturduğu imgeler, ele aldığı nesnelerin şiirindeki mekân ve zamanda konumlanışı, ifade teknikleri bu özgünlüğü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Teknik olarak kelime tercihlerinde (halk) oluşturduğu bağlamın mekân aralığında (köy) ve vezin (hece) kararlığında Süleyman Çobanoğlu şiiriyle de akraba olduğu söylenebilir. Tabii bu akrabalıkta Alâaddin Soykan şiirini öncelik sonralık bakımından “abi” olarak kabul etmeliyiz.


“Cana çıdam bana bana
Tırmandım ol sırta suna
Ki vakti hep tandan yana
Büke büke yoğrulmuşum” (A. Soykan)


Ahmet Haşim gözlerini Batı’ya çevirmiş melali anlamayan nesli (Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-i şâma bakan) eleştirirken aynı duyarlılığı ve milliliği Soykan, vakti hep tandan yana bükerek yoğrulduğunu söyleyerek şiirinin gözlerinin Doğu’ya dönük olduğu vurgusuyla dile getiriyor. Doğulu olmanın bütün izlerini -bunun şiirinin ikbali için neye mal olacağını göze alarak- iftiharla üzerinde taşıyor. Şiirinin öznesi olarak Türk milleti, nesnesi olarak da bu milletin nefesi olan Türkçe belirginlik kazanıyor böylece. Türkçeyi bir şiir dili olarak kullanmaya çalışıyor. Yani günümüzdeki çoğu sanatçının yaptığı gibi para getirecek işler peşinde koşmuyor.
Alâaddin Soykan’ın şiirinde kim olarak seslendiğinin yanında, yani şiirindeki öznenin kim olduğu yanında kime seslendiği de önemle üzerinde durulması gereken bir durumdur. Sosyal medya, reklam, dizi, film vesaire abur cuburla beslenmiş bir kesimin masalarında kendilerinden bir şeyler bularak paylaşacakları mısralar yazmıyor Soykan. Derdi şiir olan ve Türk şiir serüvenini başından beri takip etmiş bir zümrenin beğenisine sesleniyor şiirlerinde. Bir Türk olarak, Türk milletine sesleniyor. Şiirindeki derdi de aşkı da sevinci de bu sahanın günümüzdeki meselelerinden seçiyor. İfade tekniği açısından bireysel, ifade duyarlılığı açısından millîdir. Tıpkı Ahmet Haşim gibi.
Modern şiirin konumlandırılışında modernleşen şiiri esas alan bazı eleştirmen ve edebiyat tarihi araştırmacısı bireyselliği -özgünlük kavramıyla karıştırarak- milli ve dini olandan uzaklaşmadıkça, böyle bir duyarlılıkla bakan, meselelere yaklaşan bir “ben” oluşturmadıkça modern şiir alanına girilemeyeceği algısı oluşturdu: Evrensel veya enternasyonal bir “ben” sadece kendi nefsi isteklerini merkeze alan bir “ben” olmadıkça ne özgün ne de modern bir şiirden bahsedilemez algısı. Bu algının yanlışlığına güçlü bir itirazdır Haşim ve Soykan şiiri. Modern ve modernleşme kelimelerinin farkına dikkat çekerek modern şiirin modernleşmeye açtığı savaşla belirginlik kazandığını görmek gerekir. Modern Türk şiirinin hâlen ayni cephede olduğuna dair, “Nasıl Yoğrulmuş Olduğuma Dair”in ilk dörtlüğü, ne güzel cevap.


“Yarın kıvam her yırtığı
Dike dike yoğrulmuşum
Gönle em ve sevgi bağı
Eke eke yoğrulmuşum.” (A. Soykan)

Kaynakça:
• Alâaddin Soykan, Doru Özlem, Akabe Yayınları, 1985, İstanbul.
• Alâaddin Soykan, Vay Sevda Karam, Beyan Yayınları, 1997, İstanbul.
• https://ayvakti.net/?p=7187
• Yalçın Armağan, İmkânsız Özerklik, İletişim Yayınları, 2017, İstanbul.
• Ahmet Haşim, Bütün Şiirleri, Dergâh Yayınları, 2013, İstanbul.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Pınarhisar’dan Gelen Mektup / Şeref Akbaba
Saklı Mektuplar / 106 / Şiraze
Aforizmalar / Naz
Şehir ve Modern veya Eski Şehirlerin Yeni İşleri... / Necmettin Evci
Derin Çizgiler / Seher Özden Bozkurt
Tümünü Göster