Belirleme VIII

İnsan, planlanmış ve programlanmış bir hayatı kendi bakış açısıyla şekillendirmek için yaşar. İnsanın bu bakışı yer yüzünü kavramasıyla, insanlara verdiği değerle, kabul veya reddettikleriyle, hassaslık ya da kabalıklarıyla, inanç veya kültürleriyle çok yakından ilgilidir.
İncelik ve hassaslık zarafet ister. Ruh terbiyesi ve gönül berraklığı insanın eylemlerini şekillendirir. Çok şey bilmenin, çok kitap okumanın faydası; kişisel eylemlerimize çeki düzen vermesinden, tercihler kullandırmasından, hassas davranma melekemizi geliştirmesinden, nerede nasıl davranmamız ve nasıl bir üslup kullanmamız gerektiğini, hatta oturma şekillerimizin ayarlarını dahi bizlere kazandırmasındandır. Okumanın ayrıcalığı, bilgili olmanın bedeli budur. Yoksa onlarca kitap okumuş olunsa, çok kültürlü ve bilgili bir insan portresi çizilse, incelik, hassaslık, zerafet, nezaket, saygı ve muhabbete sebep olacak tavır ve davranışlarımız yoksa geçen ömür boşa geçmiştir. Bu durum bizim hayatımızın mihenk noktasıdır. Yani nefsimizin bizi ululamasından, gururlandırmasından, heva ve hevesimizden hatta farkına varmadan kibir sıfatlarının dehlizlerinde inceliklerimizi ve hassaslıklarımızı kaybedebiliriz. Erdemli vasıflarımızı yok etmeye sebep olabiliriz.
Bu duruma dikkat! Bu da bir belirlemedir. Böyle durumlarda ilkeli insanların, kişilik ve kimlik sahibi kimselerin bireyleri en ince, en hassas, en narin, en seçkin tavır ve davranışlarla düzeltmeleri, uyarmaları da bir elzemdir. Bir mecburiyettir.
Sanatsal söylemler, telif eserler, şiirler, öyküler ve güzel sanatlarda üretilen eserler, bireyin iç dünyasındaki uyumla uyumsuzluk arasındaki halleri de yansıtır. Sanatçının etik anlayışı bizatihi kendisinde vardır. Bu etik anlayış ürünlere ayırt edilmeksizin yansır. Sanatçı bu duruma engel olamaz. O nedenle şiirde etik bizatihi vardır. Sanatçının hayata bakışıyla, kültürel kimliğiyle, ideolojik yapısıyla… Bu bakışla, şiirin ille de dini ladini olması gerekmez. İnanç kişide şekillenmiş bulunan bir hayattır. Kişi onunla oturur, onunla kalkar, onunla düşünür, onunla hayata bakar. Böyle olunca ürünlerin şekillenmesi zorunluluklarla-zorlanmalarla olmayıp kendiliğinden, bizatihi hayatın sunduklarından çözülerek gözelerden akar ve gitmesi gereken yolu arar ve bulur. Bu durum edebiyatın bütün alanlarını kapsar.
Yaşadığımız dünyanın çekiciliği bizi etiksiz kılmaz. Bilakis dünyada kazanadurduklarımızla okuduklarımız arasında bize düzenli, tertipli, erdemli olmayı da öğreten kalbin ve aklın sırlarına da ulaşmış oluruz. Hayat bir bütündür. insanın doğumuyla ölümü arasındaki yaşadıklarını ve yaşayacaklarını iptal etme gücü yoktur. Ona düşen sadece uyarıcılarla, öncülerle bırakılmış olan kutsal sözlerin iklimleriyle beslenerek kabul edilir bir insan olmaktır. Yetişmek ve yetiştirmektir. Bu durumda insan tecrübelerini değerlendirerek erdemli olmayı başarabilir. Sanatı ve sanatçıyı güçlü kılan da burasıdır.
Hepimiz, belirlenmiş bir hayatı yaşıyoruz. Öyleyse inançlarımızla çatışmadan bir yaşamı belirleyelim.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Belirleme VIII / Ay Vakti
Sütbeyaz Vakitler / Recep Garip
Alışveriş Merkezinde Bir Gezinti / Jan Devrim
İnsanlık / Hakan Özbek
Gülüme Kanat / Hacire Büklüm
Tümünü Göster