Mart ve Şehir

Şehirle başlamalı, şehre dokunmalı biraz. Şehir demek memleket demek çoğu zaman, belki de ondan. İnsan özlediğini farkettiğinde farkında olmadan; yüreğinde yatan, ak­lında kalan şehrinden bahseder sık sık. Adını bir çeşit hürmetle anarken, içinde o an olamayışına hayıflanıp, en hüzünlü bestelere yönelmek pek tabirdir. Özlemek insana önce şehirden dokunur. Ne şair kapatabilir mesafeleri, ne şiirler bu hüznü taşıyabilir uzaktan. Burada devreye giren bir çeşit uzaklık hissinin verdiği acımasız sertliktir. Paris sokaklarından birine yazılan “Kaldırım taşlarının altında kumsal var” yazısıyla İlk karşı­laştığınızda sizin düşündüğünüz İstanbul’dur mesela. İstanbul tepelerinden baktığınız maviliğin kokusunu duyumsarsınız, Yahya Kemal gibi. Şehir, en alacalı haliyle karşınız­da durur, seraptan örülme.

“Şehir” dendiğinde İstanbul çıkarsa karşınıza, buna şaşırmamak lazım. İstanbul neredey­se herkesin yolunun bir şekilde düştüğü nadidelerden bir tanesi. Bir şehre vurulmak na­sıldır tarifi zor olsa da, asırlardır insanlar İstanbul sevdalarını kltaplaştırdılar. Bir de başlı- başına bir şiirken bu şehir, şiirlerini onunla süslediler. Uzaktan bakınca puslu görünse de aziz İstanbul, hasret türkülerinin en güzel olanı belki de. Mart ayında olsa olsa özler in­san zaten, kaldırımları bile. Bulutunuz boğaz’a doğru kayarken, siz içinde yaşadığınız şehri unutmuşsunuzdur kim bilir, biz uzaktakilere inat. Şehri hep özleyenler mi yazar, ona dokunamayacağını bilenler… Ne kedisi kalır, ne çatısı, ne tarihi; en çok şehir fotoğ­raflarına bakar, şehir konulu filmlere takılır, sonra oturur bir güzel onu anlatır. Mırıldan­madır özlemek, kendi kendine mırıldanma. Şehir İstanbul ise anlatmak bile az kalır. Tamam işte, şimdi durmanın tam zamanı. Durup bakmalı sizin tarafa doğru. Şehir ora­da, siz o şehrin içinde, yan komşu kilim silkelerken balkondan, bahçede bir kedi aranır­ken, çiçeğe durmak üzere olan ağaçlar rüzgârı dolamış da boynuna üşürken… Durma­lı ve az biraz çiziktirmeli yüzeysel ancak; eskiz… Aylardan Mart olunca, Haşim tavrıyla bakmak zarureti üzerimizde olanca şiddetiyle. Lâkin, “Hayır bu hâl uzun süremez, sen yakındasın; Hâlâ dağılmayan bu sisin arkasındasın.” * demeli ve hayata dair ne varsa okumalı yeniden… * Yahya Kemal

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Otuz Yıl Sonra Açılan Sandık / Şeref Akbaba
Yahya Kemal’in Şairleri / Eyyüp Azlal
Yahya Kemal Üzerine / Sadettin Ökten
Ya Bir Hikâyen Olsun Ya Da Bir Hikâye Oluştur / İsmail Bingöl
Sürgün Ülkeden Gül Kokusuna Uzanmak / Behçet Yani
Tümünü Göster