Dar Kapıdan Geçerken

İbret alınsaydı olmazdı…

Nice olayların müsebbibi sayılan ahval iyi irdelenmiş, iyi müşahede edilmiş olsaydı yeniden zuhur etmez, tekerrür etmezdi. Sebepleri üzerinde durulsa ve hal çareleri araştırılsa sonrasında ibretlik hadiseler meydana gelmezdi. Unutkanlık, vurdumduymazlık, erteleme ve savsaklama yerine, çözüm arama cihetine gidilse ve konuşulsa, pratiğe dökülse, pişmanlık aynasına bakmaya gerek kalmazdı.

Kapı daralır bazen. Güneş tutulur. Hastalık nükseder ve nekahete ihtiyaç duyulur. Durağanlaşır hayat ve beklemeye alınır çok şey. Toprak buğulansın diye bahar beklenir, ortalık yeşillensin, mevsimlik diriliş başlasın diye…

Milletlerin ve devletlerin hayatında bocalamalar, fecaatler, savaşlar, işgaller, kıyımlar tarihin her döneminde olmuştur. Dünyaya hâkim olmak isteyenler bu yıkımlara ön ayak olmuşlar, dünyaya hak ve adaletin hâkim olmasını isteyenlerde hakkın hâkimiyeti için mücadele etmişlerdir. Mücadelenin alt başlıkları hangi maddelerden oluşursa oluşsun, mahiyeti farklılık arz etmemektedir.

Sömürmek isteyenler insancıl kavramlarla kuşatma eylemini sürdürmektedirler. Sadece sömürmek de değil, ocakları da söndürmektedirler… Korku, endişe ve ümitsizlik yayarak akl-ı selimi devre dışı bırakmak istemektedirler. Uluslararası bölmelerle yetinmeyerek, ulusal birlik ve beraberlik içinde de gettolar oluşturmaktadırlar. Kendi kavramlarıyla konuşmakta ve kendi kurumlarıyla bir eksen oluşturarak kazanımlar elde etmektedirler. Hangi meşale yanacak, çağdaş Moğol istilasından nasıl kurtulunacak diye hep bir arayış içinde insanlık. Dar kapıdan nasıl geçilecek? Gün dönümü ne zaman?..

Hakikatin değişmez adresi bize bu soruların cevabını vermektedir. Ayrıştırmak isteyen, parçalamak ve bölmek isteyenler tarihe bakmamızı bu yüzden istememektedirler. Kendimizle yüzleşmemizi, kendi içimizde çözümler aramamızı ve İslam kardeşliği ekseninde meseleleri değerlendirmemizi istememektedirler.

Bugün iletişim araçları bu meyanda kullanılmaktadır. Söylemler, eylemler bu yöndedir. Olayların kitleleri sürüklediği mecra da… Oysa tarihe bakarak kendimizi tanımlama ve kendimize bakarak, karşımızdakileri görme mecburiyetimiz var. Varsa hatalarımızı telafi etme, varsa eksiklerimizi giderme… Kimse sorgulamadan kendimizi sorgulamak ve kardeşliğin gereği ne ise onu yapmak… Bizdeki hasletleri başkalarının yönlendirmesi ile negatifleşmesine fırsat vermemek…

Dar kapı aralanır. Her şey aslına rücû eder. Yaşanmış olanlardan ibret almayı bilmezsek dövünür, yaşanmış olayların ayna tutmasını istemezsek yanılırız.

İbret alınsaydı olmazdı…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Önce Değer / Ay Vakti
Dar Kapıdan Geçerken / Şeref Akbaba
Ceza / Naz
Zor Olana Tutku / Mehmet Kızılay
Sevgilim Kıskansa da / Bahaettin Karakoç
Tümünü Göster