Baba Evi

ben gölgemi soydumdu karanlığa değmeden
Kaf dağına tam bilet aynalardan geçtiydim
maarif bilmez bir kuş sırça kelam üstünden
süzülünce bildim ki çocukluktu soy ismim.

penceremden bakınca İncili atlaslara
raks ederdi şiirin haşmetli büyücüsü
annem yağmur koyardı her akşam soframıza
devrilmiş bir tarihti babamın üzüntüsü.

asma dalları buldum harman türkülerini
yeryüzü kitabından tefeül açtığımda
yalanlardı ayrılığın ölüme ettiğini
avludaki gülleri koyup gitmeyen seda.

kanım pıhtılaşıyor her yaz Allah bilir ya
çekiliyor sularım âh nasıl bilinmeze
çiçekli entarimi uçurdu dönmez yola
çünkü yıllar diz çöktü gözlerimin önünde.

bir kardeş bakışını denkliyorum her sefer
taşradan İstanbul’a götürürken kalbimi
gülümseyen yüzünde görülmedik bir mahşer
baba evim saklıyor ayrılık hediyemi.
Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Hayat ve İnsan / Naci Gümüş
Fihi Ma Fih’ten III / Sezai Küçük
Selim(iye) ve Sinan / Hülya Atakan
Bir Otel Odası Yalnızlığında Necip Fazıl ve Attila... / Hayati Koca
Aynalar ve Yüzler / Mehmet Öztunç
Tümünü Göster