şişeye koymadan denize bıraktıklarım

213
Görüntüleme

1.Agu Ayna, zahire bakan aydınlık dilencisi.Hakikat, kalbi emziren mukaddes hikmet.İnsan; bohçasında kırmızı günahlarıKovulduğu yere giden yüzsüz kamber.2.Agu Ruhları avare kılan Yeditepe. Medeniyet koridoruna düşen yedi ışık. İlim, irfan, ihsan, infak, terakki, edep ve adamlık. Talibin tarifi başkadır seni Ey Aziz! Seni, deniz ve camilerinle bilmek en azından büyük gaflet.İstanbul, yanık yürekler şehri. Fetih nasıl önce yüreklerde başlamışsa, şimdi yürekler de işgal. Çözüldün mü? Kirlendi mi mahremin? İstanbul’a yar desen yar, namus desen namus, bir diriliş nişanesi. İşgal umursamaz yüreklerde başlar. Kaygı, ruhu olgunlaştıran mimar.3.Agu İnsan, hakikati arayan yolcu. Yol sarp ve yorucu. Başarma hırsı,yaratıcı tarafından her kula bahşedilen sihirli lambanın içindeki cin.Bize düşen lambayı birazcık okşamak. Başarmak için aşırmak gerekmez.4.AguZaman geldi artık;Korkularımızı korkutup karanlığa salmak için.Büyükler farkında değil ağırlığının.İşimiz dev aynasındaki pireleri ezmek…5.AguMakam arardım, makam O’na kullukmuşVarlığın en büyüğü O’nda yoklukmuş.6.AguKaranlık, kadın ve açlık:Hayatın yağmur damlası zarafetinde ki makyözleri.Onlara baş eğmek sekeratta iblisin elinden su içmek gibi…7.AguYüzlerceyiz. Bir namert yakalandı içimizden. Belki de en merdimiz. Tükürdük yüzüne… Namertti tükürenlerin hepsi de. Mertlik namertlere kaldı. Var git, çekil sahneden. Birileri omuzlanınca hep birileri çiğnenir. Ezilir. İğreti yaşar. Boş ver böcekleri tahtırevanla taşımayı. Böceklerin yeri delikleri… Töre erkeklikse atılır mı yabana. Bağrımıza gadalar basılmadan. Bir kaşık suda batmadan, toprağa ekilip kök salmadan unutulur mu? Toprakta çürüyen ceset gibi lümpence unutulmalı. Yaşanası hayatın unutulmaya ihtiyacı var. 8.Agu Akşam beklemez karıncaları. Karanlık tüm heybetiyle süzülür çamur sıvalı taş evlerin arasından.  Ve her akşam çalışkan bir arı ölür. Uzak yıldızlara söylenmiş bir şarkı değildir insanlık. Erdem; aklı hâkim kılıp ateşi elinde tutmaktır. En akıllımız tahterevallide oynayan çocuk. Hiç değilse oyunun yarısında zirvede. 9.Agu Güneşe sevdalı aydınlık maskarası sözde adamlar; anahtar deliğinden sızan ışığa düşman. Savaş çığlıkları atarak beyaz güvercinler uçurdular. Artık köprüler atılmalı, kalemler mürekkep dolmalı, büyük dil savaşı başlamalı. Kazanmak zorunda olduğumuz zor bir savaşın eşiğindeyiz. Korkarım; yozlaşan kısır bir dil, döl vermez bir millet doğuracak.10. Agu Doğur beni yeniden ey akılSaç tohumlarımı bozkırlaraKorkusuzluk en korktuğum şey.
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

yoksa ben de mi ahfeş’leşiyorum / Talip Çukurlu
yeleleri kabarık atlarla geçtiğimiz Tunadan köhne ... / İhsan Aktaş
yediveren / Kevser Topkar Terzioğlu
siyah keçi ve buz dansı / Salih Temiztürk
şişeye koymadan denize bıraktıklarım / Bülent Gündoğan
Tümünü Göster