şişeye koymadan denize bıraktıklarım

280
Görüntüleme

1.Agu
Ayna, zahire bakan aydınlık dilencisi.
Hakikat, kalbi emziren mukaddes hikmet.
İnsan; bohçasında kırmızı günahları
Kovulduğu yere giden yüzsüz kamber.

2.Agu
Ruhları avare kılan Yeditepe. Medeniyet koridoruna düşen yedi ışık. İlim, irfan, ihsan, infak, terakki, edep ve adamlık. Talibin tarifi başkadır seni Ey Aziz! Seni, deniz ve camilerinle bilmek en azından büyük gaflet.

İstanbul, yanık yürekler şehri. Fetih nasıl önce yüreklerde başlamışsa, şimdi yüreklerde işgal. Çözüldün mü? Kirlendi mi mahremin? İstanbul’a yar desen yar, namus desen namus, bir diriliş nişanesi. İşgal umursamaz yüreklerde başlar. Kaygı, ruhu olgunlaştıran mimar.

3.Agu
İnsan, hakikati arayan yolcu. Yol sarp ve yorucu. Başarma hırsı,
yaratıcı tarafından her kula bahşedilen sihirli lambanın içindeki cin.
Bize düşen lambayı birazcık okşamak. Başarmak için aşırmak gerekmez.

4.Agu
Zaman geldi artık;
Korkularımızı korkutup karanlığa salmak için.
Büyükler farkında değil ağırlığının.
İşimiz dev aynasındaki pireleri ezmek…

5.Agu
Makam arardım, makam O’na kullukmuş
Varlığın en büyüğü O’nda yoklukmuş.

6.Agu
Karanlık, kadın ve açlık:
Hayatın yağmur damlası zarafetindeki makyözleri.
Onlara baş eğmek sekeratta iblisin elinden su içmek gibi…

7.Agu
Yüzlerceyiz. Bir namert yakalandı içimizden. Belki de en merdimiz. Tükürdük yüzüne… Namertti tükürenlerin hepsi de. Mertlik namertlere kaldı. Var git, çekil sahneden.

Birileri omuzlanınca hep birileri çiğnenir. Ezilir. İğreti yaşar. Boş ver böcekleri tahtırevanla taşımayı. Böceklerin yeri delikleri…

Töre erkeklikse atılır mı yabana. Bağrımıza gadalar basılmadan. Bir kaşık suda batmadan, toprağa ekilip kök salmadan unutulur mu? Toprakta çürüyen ceset gibi lümpence unutulmalı. Yaşanası hayatın unutulmaya ihtiyacı var.

8.Agu
Akşam beklemez karıncaları. Karanlık tüm heybetiyle süzülür çamur sıvalı taş evlerin arasından. Ve her akşam çalışkan bir arı ölür. Uzak yıldızlara söylenmiş bir şarkı değildir insanlık. Erdem; aklı hâkim kılıp ateşi elinde tutmaktır.

En akıllımız tahtırevallide oynayan çocuk. Hiç değilse oyunun yarısında zirvede.

9.Agu
Güneşe sevdalı aydınlık maskarası sözde adamlar; anahtar deliğinden sızan ışığa düşman. Savaş çığlıkları atarak beyaz güvercinler uçurdular.

Artık köprüler atılmalı, kalemler mürekkep dolmalı, büyük dil savaşı başlamalı. Kazanmak zorunda olduğumuz zor bir savaşın eşiğindeyiz. Korkarım; yozlaşan kısır bir dil, döl vermez bir millet doğuracak.

10.Agu
Doğur beni yeniden ey akıl
Saç tohumlarımı bozkırlara
Korkusuzluk en korktuğum şey.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

yoksa ben de mi ahfeşleşiyorum / Talip Çukurlu
yeleleri kabarık atlarla geçtiğimiz Tuna’dan... / İhsan Aktaş
yediveren / Kevser Topkar Terzioğlu
siyah keçi ve buz dansı / Salih Temiztürk
şişeye koymadan denize bıraktıklarım / Bülent Gündoğan
Tümünü Göster