Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar

34
Görüntüleme

Naz

şiirleri harp meydanı

şairlerin

kandili aşk

benim de sensin

bazen yavaşlar hayatsollayıp geçersin, bazen sen yavaşlarsın da hayatın seni sollamasını izlersin

arkasından el sallayanlara rastlamışlığın vardır üstelik

küstahlık değildir bu, olsa olsa bir çeşit çaresizlik 

yorulmuşsundur belki, belki de hedefin vurulmuştur bir öngörülemez tarafından

ya da sadece vazgeçmişsindir gayenin önemsizliğini fark edip

o an en tehlikelisi boşluğa kendini bırakmandır

boşluk Şirâze, aldığın kararların netliğiniölçüp biçmeden bir bütün olarak seni yutar

yine de onun bile vardır zaafları; açık verir, anlık insafa gelir, nedensiz genleşir

ama bil ki bu, nadirattandır

bugün de mi olmadı, Siraze?

olmadı, ama bu

hiçolmayacağı anlamına gelmez

vura vura r’lere söylenirim ben ağır Rus aksanım varmış gibi, kimden bilmem işte öyle öğrenmişim

köşelidir kelimelerim, hacimlidirsatırlara sığmayan kocaman despot ve obez cümlelerim

ben bile taşıyamam onları da bir kuytuyakimse görmeden terk ederim

nasıl olsa zavallıların ağıdınıduyar bir yardımsever mi derim

yoksa kelime vurguncularıyla cümle avcıları bulsun da kıymetlensinler mi onlarla isterim

ne bileyim Şirâze, öyle kıt ki aklım zaman zaman

bırakırım başkası dert etsin

mırıl mırıl söylenirim ben r’lere vura vura; bazen h’lerle, bazen de n’lerle küs gezinirim

bir çocuk görsem saklanır, harabe diplerinde kedilerle zıtlaşırım

çocuklardan kaçar, hayalperestlerdenhayal araklarım

ben bir gezginim ve yalnızlığı sevmek Şirâze’m, değil benim kabahatim

kabahat bana onu sevdirenlerin  

kızma ama hâlâ kendimle kavgalıyım

aramızı bul diye gece uykularımdabundandır sana kaçmalarım

vura vura r’lere severim bir de, ne kadar sertse vurgu o kadar iyi

ne kadar sertse vurgu o kadar iyi

kuşlar göçmeden önce vedalaşmaz

kimse de onlarabundan dolayı gönül koymaz

dönüp geldiklerinde de Şirâze, kimse onları kovmaz

tut kelimelerimi gitarının tellerine dola akşama doğru dalgalanırsa yüreğin

koy başını adalara, uzansın ayakların Marmara’nın açıklarına, gezindiği yerde gemilerin

bir kılıç balığı sürüsüne rastlarsa akıntı boyunca tuzlu suyuna karışan hayallerin

emin ol, yüklenip getirirler saklı koylarıma, yakalanmadan ağlarına yolkesenlerin

çünkü bilirler kimdir o yaşarken dillendirmeye bile kıyamadığınnaz sevdiğin

alır beni

yıldız yıldız gezdirirsin 

meteoritler gerdanıma dizilmek için yarışır belki

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Ağaç Baskı / Hatice Bengisu
Özülke’yi Savunanlarla Örülü Bir Halka / Ömer Eski
YANSIMALAR / Şeref Akbaba
Ev / Zeynep Karaca
ZEYTİN AĞACININ HIŞIRTISI / Zekai Günal
Tümünü Göster