şehri şöhret vurmuş mâsivâ yerlerinden

19
Görüntüleme

yalnızlığın dili suskunluktur soğuk bir akşamda kapıda kalan

içini kimse bilmez kaldırımda çiçek satan yaşlı teyzenin

dudaklarına sakladığı gülüşleri de üşür sokak çocuklarının

desem ki bir avuç ağlamak getirdim ruhumun kirpikleriyle

ihtiyarlar en çok köstekli saat taşır hırkasının cebinde

parmakuçlarıda tesbih çeke çeke kehribar olmuştur öyle

hayallerin döşeği pamuktan olur biliyorum yastığı rüya

kandaki sevdayı süzen attarların şişelerindeki kokuyu

kâbenin taşına sürülentevbeleri dervişler taşır heybelerinde

su değirmeninde sıra beklemekten yorulmaz köylüler

ekmeğin mayasında alın teri de vardır sabır da

tandır ne kadar sıcak olursa olsun annelerin elini yakmaz

göğe bir deniz kadar bakamadım güneş gibi toprağa

âhbir yıldız kayması kadar yâri göremedim aşk şehrinde

şehri şöhret vurmuş anladım mâsivâ yerlerinden

bir veliye göster kalbinin yaralarını da gör emi

nasıl iyi geliyor nefesi nefs-i safiyenin erbain kuyularında

ney’insesi elest’in sesidirhak aşkıyla semâ edenlere

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Ağaç Baskı / Hatice Bengisu
Özülke’yi Savunanlarla Örülü Bir Halka / Ömer Eski
YANSIMALAR / Şeref Akbaba
Ev / Zeynep Karaca
ZEYTİN AĞACININ HIŞIRTISI / Zekai Günal
Tümünü Göster