trafik

196
Görüntüleme

I şimdi batsın dünyanın tadından yenmeyen kisralarıbenim alnımda buruşmuş bir harita varyıllar geçiyor bir nehir nasıl yavaş akarsa öylefakat diyorum nostalji yaparken füturistikte olalımmesela bana çıplak bir şarkı söyle II bir adam saçlarını ıslatırken gülümsemelizaman nasıl siliyor parametreleridoktorlar hâlâ şifayla doldurmalı reçeteleritrafik akmalı, akşam olmalı ve biz başbaşaki sokak lambaları bile hoştur o zamananlarsın ya sevgilim yıldızların altında,başım, gönlüm, ne’m varsa sarhoştur III şarkılar güzelse bir şair yaşamaktan mutlu oluyordurdışarıda kalabalıklar, dışarıda bağırışlar, tantana olsun ne yazarbu vakti değerlendirmeli, bu geri gelmeyen estetiğioysa bir plastik aliterasyon, cüzamlı sentetiğibu şehirlere kurulmuş, bu sokak aralarında kopuyor curcunavitrinlerin önünde duruyorum, mankenler ruhumu sömürüyor ,oysa durmanın hiç bir faydası yok dönerken dünya IV nakavt edici, sıkı yumrukları var zamanınkamyon çarpmışa dönüyor aynaya bakınca adambir film şeridi geçiyor gözünün önündentrajik bir dram gibi öpüyor sonra geceörtüyor tüm istenmeyenleri yüzlerden V hep başkalarının söyleyemediği şeyler denemek istedimmesela denizin üstünde yürüyemedi hiç kimse!ama denizi yaranlar varbunu da hatırlatmak istedim VI bu trafik, bu akışkan şeyherkesi kinetik enerjisi bitince süpürüyoryani sokakları süpüren bir çöpçü düşün zamanısigarası ağzında, her sabah saat beştesizin kapının önünden türkü söyleyerek geçer. VII yaşarken elimize yüzümüze bulaştırıyoruz hayatıacıyı ve mutluluğu taşıdığımız bu kafesTanrı’nın soluğundan sonra ikinci armağanıdır.hatırlamazsın biz seninle tanışmıştık “bela” gününde!böyle başladı Adem ile Havva’nın sevdasıama anımsayamıyoruz enstantaneleri, kader!bir de müthiş bir şey var, şapka çıkarmalıkhani çiçek yetişir, kuşlar öter üzerinde:mezarlık. VIII işte bu trafik, bu anlattığım şeymutlaktır, tüm güzel şeyleri tüketirve şey var, şey şey üstüne kurulu bir şeyler söyleyememek ülkesi!kelimeleri kifayetsiz bırakan bir ifadesizlik özgürlüğüdür orası biz buraya atılmış oyuncaklarız yarimfotoğraflarımız bile eskiyor karelerdepilimiz bitene kadar kendimizle oynama hakkımız varya da bizimle çifte telli eşliğinde oynarlarve acaip tozlu bir sahnedir hayat bizlerde kadrolu oyuncu yönetmensiz dolduruyoruz boşluğuyönetmen bizi dolduruyorhoş oluyoruz. 10. Mayıs. 2007 / İslamabad
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zafer savaşta mıdır? /
Yunus Emre’nin yirmibirinci asra mesajı; sev... / Şadi Aydın
yolculuk nereye-2 / Fâtımâ Zehrâ Merinos
yola çıkan hikaye / Nergihan Yeşilyurt
yitene / Ömer Meşe
Tümünü Göster