saklı mektuplar -xxxxı-

244
Görüntüleme

xxxxıkail’imlebrîz’imher an’da vahîm’im, şu nâr-ı aşk’tan firâr edemedim; ben Şiraze mâverâya erişemedim. yok mu bu lûgatte nesh-i aşk? eskiyen hâlimi görüp mü kaçırıyorum ben’i, bilme diye; “eskiden” demekten mi bu hayâ?eskiyeni atarlar diye mi bu korku, pahalıya satarlar endişesi mi bendeki?eski olan kıymetsiz midir, o mudur paha biçilemeyen?kararsızım yine, epeydir izini yokluyorum binlerce satır içinde.bulsam seni, diyecek tek sözüm yok oysa; ben bütün sözlerimi ecnebî memleketlerde ekmek parasına satışa çıkardım.sen nereden bileceksin belimdeki silahın mermi sayısını.nereden bileceksin Şiraze; kaç hücûmda yere kapaklandığımı, kaç pusuya yattığımı, kaç pusuda yaralandığımı, kaç pusudan çıkarıldığımı…nereden bileceksin sen Şiraze; Rus ruletini, Rus yapımı filmlerin en yaralayıcı karesini, Rus havasının inzivaya iten çaresizliğini…eskiyen hâlime bakıp sigaya çekiyorum aşk mefhumunu eşeddinden.somutluğunu bitirdim, kalan soyut duruşundur bende azîm olan. al sana ait ne varsa, al senin olan ne varsa; al neyin varsa Şiraze.eski olana yakışmayacak kadar cemîl ve lâtif ve nâzenin sen; incinmeye, incitilmeye, incelmeye gelmezsin.bu uzaklık düşman, arayı açtıkça açıyor.şu şeytan başımda hileli belâ, ben yüzümü döndükçe yönünü değiştiriyor.ne zorlu bir maratonmuş meğer içine düştüğüm, ne zahmetli Şiraze.kaç zamandır tetikte uykularım, her gün kilit değiştirip kendimi emniyete aldığımı sanmaktayım.bu ne biçim bir tutukluktur Şiraze, bu ne biçim bir tutukluluk ve yanılgı. gelin beriyeteslimim artık; direniş bitti, debeleniş erdi sonaSimeranya’ya giden vapuru gözlemedeyim, delilik mertebesini de aştımhuşû ile kapaklanıp toprağıma, huşû ile kavuşurum ne varsa elle tutulamayacak…ince hesaplar yüzünden çizikler oldu şerha; kime görüneyim Şiraze, kim hekimidir onulmazlığın? “zeyni hüzne bulamışsın” der gezer endâzeyi tutturmayı denemiş olanlar bir şal atmışım omuzuma, belli ki soğuk… tebessümüm belki de bu yüzden lirik dayanmışım bizim sokağın yetmişli yıllarına, bana ulaşan sadâlarşimdi bile delik deşik…kül her şey, küll her şey; birini yel savurmuş, diğeri dimdik daha beter olmadan düze çıkmanın yolunu bulmalı, artık alışmalıyım bana uğramayışına. daha beter olmadan Şiraze; deryâb herkesten çok kendime, deryâb tek bana. akabinde bir nebze oh ile şükrü edâya koşmalıyım. ne tuhaf şu olmak hissi, bazen yokluyor insanıne tuhaf şu olmayışının büyüttüğü garabet Şiraze şiraze’den şiraze’ye
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zafer savaşta mıdır? /
Yunus Emre’nin yirmibirinci asra mesajı; sev... / Şadi Aydın
yolculuk nereye-2 / Fâtımâ Zehrâ Merinos
yola çıkan hikaye / Nergihan Yeşilyurt
yitene / Ömer Meşe
Tümünü Göster