saklı mektuplar XXXIII

224
Görüntüleme

ayân beyândır da kimse görmezsırat keskindir izahsızım firâk düştü düşeli, mahşer misâlibütün tonlamaların gerisinde kendini büyüten hemezeTitus Tüneli boyunca peşimden seyirtir.tarihin içine sızsam, taşların arasından derinlere insem;adımı silsem de şâhikalarda doğsam sâniyen…tarîh olmaktan sıyrılsam, aşk’ı nisyân tabakasında bulunsamtecbîn mi derler, tecdîl mi ederlerve vururlar mı derdimi can damarından?yani sen’i, yani Şiraze’mi… karşımda Cebel-i Bereket, müstesnâ beyitlerde dolaşırım gün boyu. Şiraze, yorgun değilim yoklanmalardan; yorgun değilim araya araya kaybolup durakalmaktan. yorgun değilim Şiraze, ceste ceste aralanmaktan, aralıklarımdan ceste ceste akmaktan, ceste ceste yanmaktan. Boğaz’a bakan vîrâneyim, hangi kalabalığa dalsam ezilen yanımla sana dönerim ve biter kelimelerim. istikrârım Şiraze. geç geldin ve gecikmelerden düştü nasîbimize buhrân. geç geldin diye Şiraze, işkence karıştı gündelik işlerimizin arasına, eydan. ve vurdular yazgısını dehrin alnının çatından ve vurdular kün ne varsa, dan dan dan… “Ey su güzeli! gerd olmuş İstanbul’dan al da gel sevdiğimi.beni bana sezdirmeden, aşk ile aşk’ı fâşetmeden; safsatasız gel su güzeli.tütün kokusunu, bal rengi kavgamı ve azdan arta kalan ne ise al da gel. Ey su güzeli! tütsülendiğim Peştere’den, İset’in şûh güzelliğinden,Beyaz Deniz üzerinden gel.perestroyka’dan, intellijenti’den, pravda’dan gel.dilersen dünyayı dört dön öyle gel.her hâlini soyun da libâssız dilersen, dilersen arşa uzan da iştiyâksız gel.gel de nasıl / nereden gelirsen gel.” başımda bir militan parkasına gömülmüş soğuk mermiler sıkıyor. başımda militan Şiraze beynimin her yerinden beni vuruyor. Şiraze, başımda bir militan beni azar azar yiyor, bitiriyor. varsa zarâfetimi Tanrı Dağları’nda ibrâz ettim, varsa mehâbetimi Beregin nine’ye zîzefûn gölgesinde zerk ettim. zavallı bir kahrın elindeyim de Şiraze, mahzenin dip köşesindeki bölmeye itelendim. manifestoyum bir serencam içinde; sebeb-i ah’ın kaç düstûrdan müteşekkil kılındığını ifşâ ile meşgûliyetim. sakın Şiraze, kendini ben’den sakın. ola ki çıkma karşıma, çözülmesin bu kör düğüm, efsûnu ömür üstüne ömür sürsün de sürsün. sakın Şiraze, bu aşk’ın nîşinden ebede değin sakın. ne iştir ki düştün “çilem” diye bahtıma; kârım değilsin, zôrum değilsin, arzûm değilsin; değilsin hemvâr Şiraze. arınmak ya da aydınlanmak için vur kendini incir ağacına, durum bundandır ibâret. sakın Şiraze, ben’i sen’den; sen’i berdimden, nevmîdimden, vînimden ve vîlemden…korkarım ki aşk’ı incitirim Şiraze’den Şiraze’ye…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

yirmi beş ıssız gece-5 / Mazlum Civan
yarı. / Cihat Duman
yarenlik / Zeynep Dilyare
veda vakti / Meral Afacan
suya düş kalışlar IV / Celal Türk
Tümünü Göster