Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -33

ayân beyândır da kimse görmez
sırat keskindir


izahsızım firâk düştü düşeli, mahşer misâli
bütün tonlamaların gerisinde kendini büyüten hemeze
Titus Tüneli boyunca peşimden seyirtir
tarihin içine sızsam, taşların arasından derinlere insem
adımı silsem de şâhikalarda doğsam sâniyen
tarih olmaktan sıyrılsam, aşk’ı nisyân tabakasında bulunsam
tecbîn mi derler, tecdîl mi ederler
ve vururlar mı derdimi can damarından
yani sen’i, yani Şirâze’mi…


karşımda Cebel-i Bereket, müstesnâ beyitlerde dolaşırım gün boyu
Şirâze, yorgun değilim yoklanma­lardan
yorgun değilim araya araya kaybolup durakalmaktan
yorgun değilim Şirâze, ceste ceste aralanmaktan
aralıklarımdan ceste ceste akmaktan
ceste ceste yanmaktan
Boğaz’a bakan vîrâneyim,

hangi kalabalığa dalsam ezilen yanımla sana dönerim
ve biter kelimelerim
istikrârım Şirâze
geç gel­din ve gecikmelerden düştü nasibimize buhrân
geç geldin diye Şirâze, işkence karıştı gündelik işleri­mizin arasına, eydan
ve vurdular yazgısını dehrin alnının çatından

ve vurdular kün ne varsa dan dan dan…

ey su güzeli!
gerd olmuş İstanbul’dan al da gel sevdiğimi
beni bana sezdirmeden, aşk ile aşk’ı fâşetmeden;

safsatasız gel su güzeli
tütün kokusunu, bal rengi kavgamı
ve azdan arta kalan ne ise al da gel

ey su güzeli!

tütsülendiğim Peştere’den, İset’in şûh güzelliğinden
Beyaz Deniz üzerinden gel
perestroyka’dan, intellijenti’den, pravda’dan gel
dilersen dünyayı dört dön öyle gel
her hâlini soyun da libâssız dilersen

dilersen arşa uzan da iştiyâksız gel
gel de nasıl / nereden gelirsen gel


başımda bir militan parkasına gömülmüş soğuk mermiler sıkıyor
başımda militan Şirâze, beynimin her yerinden beni vuruyor
Şirâze! başımda bir militan beni azar azar yiyor, bitiriyor
varsa zarafetimi Tan­rı Dağları’nda ibrâz ettim
varsa mehâbetimi Beregin nine’ye zîzefûn gölgesinde zerk ettim
zavallı bir kahrın elindeyim de Şirâze
mahzenin dip köşesindeki bölmeye itelendim
manifestoyum bir serencam içinde
sebeb-i ah’ın kaç düstûrdan müteşekkil kılındığını ifşâ ile meşgûliyetim

sakın Şirâze, kendini ben’den sakın
ola ki çıkma karşıma, çözülmesin bu kör düğüm
efsûnu ömür üs­tüne ömür sürsün de sürsün
sakın Şirâze, bu aşk’ın nişinden ebede değin sakın
ne iştir ki düştün “çilem” diye bahtıma
kârım değilsin, zorum değilsin, arzûm değilsin; değilsin hemvâr Şirâze

arın­mak ya da aydınlanmak için vur kendini incir ağacna
durum bundandır ibaret

sakın Şirâze
ben’i sen’den; sen’i berdimden,

nevmîdimden, vînimden ve vîlemden…
korkarım ki aşk’ı incitirim

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yirmi Beş Issız Gece-5 / Mazlum Civan
Yarı / Cihat Duman
Yarenlik / Zeynep Dilyare
Veda Vakti / Meral Afacan
Suya Düş Kalışlar IV / Celal Türk
Tümünü Göster