orada kimse var mı?

161
Görüntüleme

Zamanın çok sınırlı olduğu ve sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıp da hiçbir yere tam anlamıyla varılamayan bir devirde insan kaybolmaya başladığı hissini ara ara yakalıyor. Büyük bir karanlığın gün gün büyüdüğünü, her şeyi yavaş yavaş içine çekerek yokluğa mahkûm edip yaşam belirtilerini sildiğini varsayar gibi derin bir karamsarlığa düşürüyor insanı. Vahim bir durum. Öyle çok yapılması gereken ve öyle çok söylenmesi gereken var ki… Külliyen tekerrürden ibaret olsa da bütün bunlar, sonuçta hatalar yine aynı, vurgular aynı, aynı hoşgörüsüzlük sürgit ve herkes bu düzen ilelebed böyle devam edecekmiş gibi vurdumduymaz. Kabulümüzdür; her şey söylendi, bütün cümleler kuruldu, bütün kurgular oluşturuldu, bütün senaryolar yazıldı, bütün filmler çekildi… Üzerinden yüzlerce kere geçildi çizgilerin ve yolların ve hayatların ve öykülerin. Hepsi aynı, hepsi bir, hepsi tarihte kayıt altına alınmış ya da alınamamış lâkin yaşanmış olanlar. Ne farkeder ki, her on yılda bir nesil yenileniyorken, tekrardan başka nedir ki yapabileceğimiz? Eğer her nesil yeniden kurmaya çalışsaydı dünyayı ve yeniden başlasaydı sıfırdan… neler olurdu? Bunca tekrara rağmen bu denli yanlışa ne demeli üstelik. Kalmadı söz diye mi, dünya susuyor artık. Söylenebilecekleri söyleyip durmaktan yorulmuş olduğu da aşikâr. Sonuçta ne dinleyen var, ne gören, ne de idrâk eden. Bu yüzden değil mi bunca ibrete, musîbete rağmen hâlâ aynı yanlışlar üzerinde diretmek? İnsanoğlunun garîb büyüklenmeleridir bunlar. Yine de biz söylemeye devam etmeli, yine de biz insana insan olmanın güzelliklerini resmedebilmeli, söz söyleme vakti sona erene kadar anlatmalı, anlatmalı ve yine anlatmalıyız vazîfe gereği. Dünya döndüğü sürece, zaman varken en hassas uyarılarımızı dökmeliyiz meydan yere. Savaşın hızını kesemediği, zulmün insanın elinde şekillendiği günler; dengesizliğin can yakıcı sonuçları karşısında büyüyen suskunluk; teknolojinin giderek insan hayatı üzerine çöreklenişi ve insanoğlunun geleceğini kirletmeye bu denli meyli arasından filizlenmeye çalışanlar da var. Soft bir duruşla çiçek tohumları serpmeye gayret ediyorlar gün gören topraklara. “Her mevsim açacak çiçeklerimiz var” demeye çalışan; “morsalkım gibi en uzağa, en yükseğe ulaşmaya hevesli, tutunmaya dirençli ve canlı ümitlerimiz var” tavrını koyan insanlar… Sesleri kaynağından kısık doğsa da yankısının artarak döneceğine inananlar her gün yeni cümleler kurmaya gayret ediyorlar. Bu yüzden “orada kimse var mı?” diye sormaya lüzûm görmeden aynı minvâlde yürümeye devam. Siz okuyor musunuz hayatı gerçekten?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

yirmi beş ıssız gece-5 / Mazlum Civan
yarı. / Cihat Duman
yarenlik / Zeynep Dilyare
veda vakti / Meral Afacan
suya düş kalışlar IV / Celal Türk
Tümünü Göster