mısraların dul annesine

154
Görüntüleme

İçimiz – dışımız yek.Başımızdan çok şey geçtigeçmedi efkarımız.Geçmez bir teksüründükçe merhem,yaramız. Ağrılıyız.Ciğerimize tırnak geçirilmişgibi tınlıyoruz.Beller bükük, tüy dökeriz.Boynumuz çemberden geçirilirve hala kusuyoruz. Unutkanlıkla,Sıkılarak, alnımız kırış kırış olupsırtüstü uzanıpUzuyoruz yıldızlara.Esrarı, ipten geçirilen boyunları,boynumuzu unutup. Yeri gelmişken.sınır taşlarını da kaldırmalı mı ne?Zincir geçirmelitörpülenmiş cesetlere.Et yığınlarına, kirli anlaşmalara.Kırılgan kemiklere, yapışkan mermilere“sin”meli, sarılmalı. Kitabeler dolusu mürekkep içmeliyim.Sanırım iyi gelecekgözağrılarıma.Doğurgan kalemlerledeşmeliyim göğsümü ki,Müdahele edilsin en yetim yanlarıma. Usancıma yenilmeden,Yemin etmeliyim belkimısraların dul annesine:“Seni seviyorum” diye…Keklik gibi sekmeliyim,Babam iyi avcıdırkalbimi kan içinde sunsam hediye. Anlaşılır mı bilmem ki…Korkutuyor yine deeli koynunda kalmak.Üzgünüm.Daha fazla yormak olmayacak.Ben yaşlı ve yorgunumÇalınıyor olsa da düğünüm,bu nikah olmayacak. Söyleyin.O küskün anneye haber verin.O kırılgan,o yol ve yıl yorgunukraliçe arıyaHizmetçiniz dayanamadı deyin. Dağ yamacına…Yüzüm Kâbe’ye,sırtım güneşe gelsin.Ne denirse densin.Söyleyin,bari toprağımı öpmeye gelsin.
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

yirmi beş ıssız gece-5 / Mazlum Civan
yarı. / Cihat Duman
yarenlik / Zeynep Dilyare
veda vakti / Meral Afacan
suya düş kalışlar IV / Celal Türk
Tümünü Göster