Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -21

gök âşık olmasaydı, göğsü de pâk olmazdı
güneş âşık olmasaydı, parıldayan ışığı olmazdı*

olmazdım Şirâze, sen olmasaydın gözyaşım
olmazdım Şirâze, sen olmasaydın aşkım
olmazdım Şirâze, sen olmasaydın dermânım

şimdi aşk nöbetimin gecelerinden birinde,
semâda raks eden sitârelerin
en mes’ûd anlarına şahid olan gözlerimde birikir yokluğunun acısı
şimdi Şirâze, anladım ki yokluğundur beni aşka aşık, deli divâne eyleyen
olmasaydın hep böyle, keşke olup olup olmasaydın böyle;
ben Anka, her seferinde yanıp kül ol­mayacaktım,
kendimi yakıp yeniden yanmaya koşmayacaktım sende
belki Şirâze, seni sevmekle buldum ayinelerin gerisinde meftûn oluşu
belki Şirâze, seni herdem yitirmekte buldum bengisuyu
belki Şirâze hep belki işte

aşk denizi bir çömlek gibi kaynatır
aşk dağı kum gibi ezer eritir
aşk gökyüzünü çatlatır
aşk sebepsiz yeryüzünü titretir*

aşk Şirâze, bir köşede sıkışıp duvara ince çizikler atmak zorunda kalışımdır
aşk Şirâze, tozlu sokakları bir başıma geçip ruhumu hüzzâm bestelerle zenginleştirişimdir
aşk Şirâze, var olduğuna inandığım sevgiliye varamayışın bilincinde

açan her bahar çiçeğine küsüşümdür
aşk Şirâze, aradan geçen yılları umursamaz aşkıma

bir nokta koyamayışımın insafsız virgülüdür

süzsem diyorum seni, gecenin kesifliğinden sehere
bir gülsen de silinse yeryüzüne yayılan nefreti zilletin
ey! şifresini çözemediğim
ey! hasretim, muhabbetim, bitmeyenim
bil ki, gözüme çekilen perdedir suçlusu cehaletimin

bu kadar olma Şirâze
bu kadar derunî, bediî ve berkî; duhanî tebessümlerin beyzâ ertesinde
sırlara karışıp sır üstüne sır olma Şirâze

kendimle hemhâl olayım diye bir hücreye kapansam da temrin etsem aşkı beş vakit
ellerim mi ağlar, saçım mı; gözlerim mi ağlar, ruhum mu Şirâze
saysam her damlayı bir bir, bağlasam birbirine bir bir ve bir bir Şirâze, akar mıyım eşiğine

belli ki yol dirâyet ister, bende yok
belli ki yol metânet ister, bende yok
belli ki yol hep ister Şirâze

karşıma çıkanlardan suya, kurda, kuşa,

bir de taşa, toprağa, duvara hüzün bıra­kırım
her yerde izim Şirâze, her yerde izin Şirâze

şimdi bir yanım Orhon de, bir yanım Selenge;
bir yanım Dinyeper de, bir yanım Dinyester;
bir yanım Dicle de, bir yanım Fırat…
çevriliyim, göz hapsindeyim, ikiye bölünmüş içim, dışım, yüreğim
yandıkça sularıyla serinler, yandıkça onlar­da soğuturum yangınlarımı ol derde düşeli
lakin o nehirden o nehre Şirâze, o nehirden o nehre durmaksızın gidip gelmelerdeyim

bırakma beni bana
beni bana bırakma Şirâze


*Mevlânâ

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Çizgi-15 / Behice Kolçak Şark
Tarihi Mekân Edinmek / İsmail Bingöl
Unutulmak / Özcan Ünlü
Mekânsız Konuştum Hep / Taner Taştekin
Nişantaşı’nda Bir Gül Fidanı / Nurullah Genç
Tümünü Göster