Yirmi Beş Issız Gece

269
Görüntüleme
l.gece
uyu, ey esrâr uyu


ne ay düşüyor gözlerine, ne ayna
kıvılcım toplarken kirpikleriyle
şakak kemiklerinde parlıyor ellerimiz
bakır ustalarının
yıldızlardan mı süzülüyor bu alev
yokluğunun bulutlarından mı
zindanı anlamak, bir yalnızlığı
taşımakmış karanlıkta gün boyu
bir yürek incelmeyi bilmiyorsa acının
yedi renkli örsünde
uyu ey bahar, uyu

ölüme meydan okusa da, düşleri
gülümseyen zakkumlardır toprakta
neden artık yosunlu, celladın gülüşleri
demir kızgın bir rüya görüyorsa, alevler
bir öfkenin göğsünde arar kaybettiğini
kırılgan bir sarnıcın dudaklarında kuşlar
kanatlarında saklar o şehzade korkuyu
bir akıl tutuşmayı bilmiyorsa ötenin
tahterevallisinde
uyu ey rüzgâr, uyu

ne mor bir çiçek açar çocukluğundan
ne de omuzlarında yaşlı bir rüya
bazen bir odanın tenha yerinde
ansızın tutuşan bir çıra oluyorsun
küllerin öpücükler veriyor karanlığa
senden mi almalıyım her eylül akşamında
o şehrâyin tutkuyu
bir derviş erimeyi bilmiyorsa taşların
donduran âteşinde
uyu ey gülzâr, uyu

kâh bir deniz oluyorsun, içinden
inciler düşüyor ırmaklara
ruhumdan dikenleri ayıklıyor su
kâh düştüğü yere yabancı bir yıldırım
okşuyor sînemde buhurdanlığı
bundandır kalbimin yanık kokusu
yine gri bir boşluk ufkumuzda, bir kuyu
bir şair görmüyorsa gülümseyen mahşeri
uyu ey esrâr, uyu

2. gece
resimlerin
mızrağı
kanatıyor taşları


isyankâr bir bekleyiş yakalarken kalbini
İstanbul silindi gözlerimin önünden
her şey bir mezarlıkta ağlıyor senin için
nerede gülümsüyor yüzüm, göremiyorum
nerede kirpiğimde parlayan yakamozlar
ses ruhumu arıyor bir fânusun içinde
resimlerin mızrağı kanatıyor taşları
resimler kimi zaman pervâsız bir sığınak
kimi zaman virandır
bir hayal sarayının dudaklarında ölen
yoksul bir şehirlinin çehresinde âvâre
parmak uçları kandır

resimler neden yorgun otel odalarında
hangi ilaç hastalık taşıyor benim için
zifiri bir karanlık çökerken üzerime
nerede bulanıyor bilmiyorum, çeşmeler
nerede bir bardağı dolduran âbıhayat
damla bana yabancı, deniz benden bihaber
kaptanlar gemilerin güvertesinde şaşkın
dalgalar kimi zaman bir ölüm kaçamağı
kimi zaman fermandır
hep aynı pusulanın bakışlarında kalan
limanlardan sevgiyi ödünç alır bir ömür
ölüm ona dermandır.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yüreğim Tetik ve Kavi / Taner Taştekin
Yirmi Beş Issız Gece / Mazlum Civan
Yenildim Sana Hüzün / İsmail Bingöl
Yâre, Yâre / Alâaddin Soykan
Taze Mezar / Kamuran Bate
Tümünü Göster