Saklı Mektuplar 99

29
Görüntüleme

benim bildiğim Ankara

sarı ve kuraktı

üstelik karasaldı

bozkır düşmüş arka sokaklarına,

kimseler de uğramazdı

aç köpekler, terkedilmiş cılız kediler

ve benim gibilerden başka,

hiç bayramlığı olmamış bir çocuktu

sanki o

kuvvetle muhtemel çokça saçmaladığım ve nadiren karşılık aldığım,

buna rağmen, okul defterimden koparılmış sayfaları ardı ardına postalamaktan caymadığım,

içeriğini çok da hatırlamadığım uzun mektuplar yazmışlığım vardır benim Şirâze.

İrene’ye, Ezize’ye, Ayda ve Jenya’ya, Börte’ye, Madam Bovary’ye, Jane Eyre’e

hükümlü hükümsüzlere, öte aleme göçmüşlere, soyu tükenmişlere, Pembe Panter’e,

sevmeyi öğrenememişlere, sanat dergilerine, ölçüsüzlere, kim vurduya gidenlere,

tutunmuş da olamamışlara, kayıtsızlara, kaygısızlara, kavgasızlara, Oblomov’a, Goriot Baba’ya,

Handan’a, adını kaydetmediğim bir sürü düşünce suçlusuna, Berlin Duvarı’na

ve daha kimlere kimlere adayıp da rüzgâra emanet ettiğim hacimli mektuplarım oldu benim.

ilki, “sevgili baba” diye başlıyordu

yaşım ondu

benim için “Libya” atlasta var, ama asılda yoktu

leylek, en sevdiğim masalsı kuştu

aklım kıvrak Hint müzikleriyle doluydu

ve henüz öğrenmemiştim insanı eskitenin sevgisizlik olduğunu

şeyleri biraz eksik ya da biraz abartılı yaşadığımız güneş girmeyen evimizde,

hayâllerin tozunun bulaştığı satırlardı onlar sanırım.

portakal çiçeklerinin açtığını, evi farelerin bastığını, bisikletten düşüp yaralandığımı,

ara sıra depremle sarsılıp geceleri dışarıda kaldığımızı,

annemin çokça ağlayıp bana bütün gelmişimizi ve geçmişimizi yeniden ve yeniden aktardığını

yaramazlıklarımı saklama beceriksizliğimden yediğim dayakları,

bademciklerim yüzünden ateşlenip günlerce yatağa kilitlendiğimi anlatmışımdır.

bir de dönüşte bana, Akakus’tan bir tutam “çöl” getirmesini istemişimdir.

varlık nedenim, yokluk sebebimdi sanırım

görmüyorlardı ruhumdaki ağrının kalbime verdiği zararı, vücut kimyamı yoldan çıkardığını47

o kadar silik, soluk ve sönüktüm, belki de renksiz, saydam;

fazla sessizdim belki, belki de alabildiğine sıradan

dinlemezlerdi söylemeyi denesem, sussam hiç fark etmezdi zaten

alelade bir kız çocuğuydum hayatla kendince dans eden, hem de bol bol gülerken

duvara karşı sert konuşmalar yapardım sıkça, ‘var mıyım’ diye sorardım bir de o yüzden,

ya da ‘Sofia del Sorrento’ olsaydı adım mesela, ‘Azelda la Siena, Violet, Ella;’ ne değişirdi

çıkar mıydı yüreğindeki şiire adımı bir yakıştıran

bir mektup da bana yazan, ‘canım’ diye başlayan

“neyse” diyorum, yine “neyse”; enerjim, ışığım, sevincim Şirâze’m; iyi ki varsın

“buraya kadar getiren, gerisini de getirir,” diyorum; getirmezse de canı sağ olsun

“emeği yok saymaz”, “acıtmaz, incitmez, çevirmez,” diyorum

“merhametin kendisi O, kıyamaz” diyorum

hep diyorum; önce “O”, sonra “sen”; “biz” dediğim yerde ise epeyce duruyorum

“ben” çıkmıyor ağzımdan; inan

sabah ezanı açık pencereden odama doluyor

“kalk” diyorum, “Şirâze kalk da zikirle bereketlensin günün”

belki bu secdede çözülür kör düğüm

dedemin minaresi ve yeşil takkesi, kuruttuğu bitkiler, demlediği çay ve raflar dolusu ilaçlar

dayandığı yıllanmış asa, yıpranmış hasır seccade, Halep’ten alınmış cilt cilt kitaplar;

pası korkulukların, kırıkları damın, kokusu çamların

gece vakti kondurulmuşluğu mavi evin, demir çerçeveleri pencerelerin

üzerime bulaşan, tenime işleyen kültürel lekeleri bu era’nın

doğduğum mekân, yıl; soy ağacım, genlerime gömülü özelliklerim

kazınmışsa da lobe’larına beynimin;

huzursuzum ve tedirgin,

sanki bir yanlışlık var bu işte Şirâze, varlığını hissetmiyorum köklerimin

zamanla, içi başka dışı başka, uzun mektuplardan vazgeçip

Aziz Luka sevecenliğini, Orontes’in asiliğini huy edinip

doğu-batı arası binlerce millik adreslerde göçebelerden farksız konakladım

her şey değişti Şirâze’m, sen de bilirsin

tek değişmeyen bendeki yerin

sorma

ne yaptığımı bugün

sor ya da

ne gizleyeceğim!

seni düşündüm

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

İnsan / Şeref Akbaba
Saklı Mektuplar 99 / Şiraze
Rüzgâr Bizi Sürükleyecek / Abdullah Ömer Yavuz
Benin / Bir Garip Müslüman Diyarı / Ahmet Mahmut Şen
Hikmet Burcu Peşinde / Erdoğan Muratoğlu
Tümünü Göster