zemheri

243
Görüntüleme

Kelimelerin âhını almayalım. Yerinde kullanılmayan ya da yersiz kullanılan kelimeler. Bana söylenmiş yalnızlık muştusu, aşk yortusu fark etmez. Hangi kuşatmanın, hangi beyhude algılamanın hezeyanı olursa olsun menzile düşen, aşinası olmadığımız kıvam, ruh çınarımızı baltalayan figan olsa da iz bırakmıyor sadece, deşeliyor.Kelimeler bana yetmiyor, kelimeler beni tutmuyor, kelimeler bende susmuyor, kelimeler bende durmuyor, kelimeler bende her zaman yürümüyor.Kapana sıkıştıran onlar değil mi? Onlar gece nöbetlerinde üşümeden naşi kesilen parmakların müsebbibi, terk-i diyar cingarların  yol düşü. Aşiyana sığmayan bir mübalağa ve tek kelimenin kilitlediği darb-ı hasen. Mukabil isteklerde bulunmasa bile, muadil söz cellatlarının küme küme yok etme istidadı kimleri kendine çekmedi ki… Durduğumuz yer bize sulh ve sükûn gibi görünse de, ötemizde- berimizde bizi işkillendirecek, bizi kendi çemberinin dışına taşıyacak o kadar çok şey var ki… Nefret el vermese de, sevgi yol veriyor… Kimi zaman dönüşü olmayan bir yolculuk, kimi zaman dar geçitlerden aşıran bir hızır, kimi zamanda yerinde kalmayı yeğleten bir suskunluk… Bu noktada her üç halin de taşınabilir ya da taşınmazlarına malik olmak, orada kalb atışlarını dinlemek, nabız yoklaması çokta işe yaramıyor.Kelimelerle açılan kapılar kelimelerle kapanıyor. Hırpalıyor insanı bazen, sendelemesine ve yalpalamasına neden oluyor. Unutulmazları var ki, unutulmadıkları ve ruh işkencesine dönüştürdükleri, iç âlemde neleri sökün ettirdikleri, hangi kıvılcımlara sebebiyet verdikleri bilinmez değildir. Buna rağmen değişen bir şey olmuyor ve tekrarlar devam ediyor, tekerrür yeni sahifeler açıyor.Acı çeker gibi anlaşılmazları terennüm ediyorum. Bende bilinmezler var, dar geçitlerde siperdeyim gibi. Şekspir’in Hamlet’inde hangi anlama geliyorsa, bende de aynı anlama geliyor: kelimeler, kelimeler, kelimeler.Hükmü var oldukça anlamının dışına çıkmaktan hoşlanmayan, ama kullanıcıları tarafından anlamının dışında, kendilerine imkan oluşturacak nitelikte kelimeler. Onları esirgeyenle, yersiz bağışlayanların da birbirinden farkı yok. Beni onlarla ilgili söyleme iten de bu gereksiz eşkal zaten.Kendimizi ifade ederken yutkunduğumuzu, başkalarını ifade ederken suskunluğumuzu, bazen de kin, nefret, sevgi karışımı meramımızı ilettiğimiz… Olması gereken nedir, olmaktan kastımız nedir… Kelimerden ne alıp veremeyeceğimiz var…?Şiir ve şair eksenli baktığımızda her şey kendini ele veriyor… Güzel olan güzel konuşur kabilinden hareket ettiğimizde insan kendini saklayamıyor. İmkan sunanla, daraltan arasındaki farkı ayırdetmeye kalkıştığımızda kelimeler ortaya çıkıyor.Bir adım ileri diyorsak onlarla gülüyoruz.Bir adım geri diyorsak bahanelerimizi onlarla kurguluyoruz.Sonra bir beklenti nöbetine girip, kendimizde olmayan anlamlar yükleyerek bize birilerinin dönmesini bekliyoruz.Korku sazlığına sığınmaya gerek yok.Zemheride üşümüyorum desem.Med-cezirlerim askıya alınsa da, kelimelerle görülecek hesabımın seçicilik babında beklemek olduğunu boşuna ifade etmemiştim.Sözü şaire bırakalım.“Boşuna gezmişim yok tabiatta / İçimdeki kadar iniş ve çıkış”
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zemheri / Şeref Akbaba
yolculuğunu bitirmiş ayakkabılar / Mehmet Öztunç
türkü mercan / Alâaddin Soykan
sütunsuz bir bağ / Şadi Aydın
şitâ ü leyl / Aşır Karabacak
Tümünü Göster