sütunsuz bir bağ

305
Görüntüleme

sütunsuz bir bağ bî-sütun ya da maktel-i ferhadFerhad ile Şirin; Ferhad-name, Ferhad u Şirin, Hüsrev ü Şirin isimleri ile de işlenen ortak bir hikayenin ismidir. Fars ve Türk edebiyatında sıkça rastlanan bu aşk hikayesi, Sasani hükümdarı Hüsrev Perviz’in maceralar ile dolu hayatından alınmıştır. Hürmüz’ün oğlu olan Hüsrev Perviz’in tahta çıkmak için verdiği mücadeleler ve otuz sekiz yıllık saltanatı (590-628), Firdevsi’nin Şahname’si başta olmak üzere bütün tarihi kaynaklarda yer almaktadır. Bu Sasani hükümdarının renkli hayatını romantik bir şekilde anlatan şairlerden ilki Genceli Nizami’dir. Ferhad’ın kim olduğu pek belli değildir. Hüsrev’in çok sevdiği Şirin’in aşığı ve su yolları yapmakla ünlü birisi olduğu tahmin edilmektedir. Hikayenin konusu şöyledir:Kuhistan dolaylarında Arran bölgesi hakimi Mihrbanu isimli bir kadın hükümdarın Şirin isminde çok güzel bir yeğeni vardır. Şirin’in güzelliğini duyan Sasani Hükümdarı Hüsrev Perviz, onu istemek için veziri Şapur’u Arran’a yollar. Şapur, türlü yollar ile Şirin’i hükümdar Perviz’e aşık eder. Hüsrev, Şirin ile eğlenceli bir hayat yaşarken, babası Hürmüz Şah ölür ve Behram-ı Çubin, Sasani tahtını ele geçirir. Bunun üzerine Hüsrev Perviz, Bizans İmparatorundan yardım alarak tahta geçer. Bu arada Mihrbanu’nun ölümü üzerine Şirin de hükümdar olur. Kendisi için yaptırdığı köşkün duvarlarını süsleyen nakkaş Ferhad’a aşık olur. Gizlice buluşmaya başlarlar. Bunu duyan Hüsrev Perviz öfkelenir ve rakibini çağırtarak, Bistun dağında açılan bir su yolunu tamamlarsa Şirin’i ona bırakacağını, aksi halde durumunun çok kötü olacağını söyler. Ferhad çaresiz kalır ve Şirin’in aşkı ile başlar dağı delmeye. İşin sonuna gelecekken Hüsrev Perviz’in hilesiyle bir kadından, Şirin’in öldüğünü duyar. Acısına dayanamaz ve kendini dağdan aşağı bırakır. Nizami’nin eserinin Altınordu devleti zamanında, Kutb tarafından tercüme edilmesiyle beraber, bu hikaye Türk edebiyatına girmiştir. Ali Şir Nevai Çağatayca’da, Şeyhi de Anadolu’da değişik örneklerini vermişlerdir. Hikaye, her şairin elinde değişik boyutlar kazanmış, ilaveler, çıkartmalar yapılmıştır. Ferhad ile Şirin’i anlatan çeşitli rivayetler Anadolu’da bazı yerlerde efsane şeklinde yaşamaktadır. Amasya’nın yakınındaki kayalık dağda oyularak yapılan su yolunun, Ferhad’ın sevgilisine kavuşmak için açıldığı rivayet olunmaktadır. Bu yazımızda bizler, Ferhad’ın hayatının son bulduğu bu dağı, divan şiirimiz çerçevesinde şairlerimizin dilinden anlatacağız. Varup feryâdlar kıl bî-sütuna karşu ey âşıkSanup Ferhâd’ını rahat bulup kuhsâr dinlensün (Ş. Yahya)Ey aşık, git bi-sütun dağına karşı feryad et, seni Ferhad zannederek bir miktar aram bulsun, titremeyi bıraksın. Çünkü, Ferhad’ın firakından dolayı sürekli sallanıp durmaktadır. Bî-sütunu gamda Bâki seng-i mihnet kesmedeŞöyle üstad oldı kim Ferhâd’a sana’t gösterir (Bakî)Bâkî, gam bi-sütununda cefa ve mihnet taşı kesmektedir, öyle usta oldu ki, Ferhad’a sanat öğretir. Olsaydı bendeki gam Ferhâd-ı mübtelâdeBir âh ile verirdi bin Bî-sütun’ı bâde (Fuzulî)Eğer bendeki bu gam, aşka mübtela olmuş Ferhad’da bulunsaydı, bir âh ile bin tane bi-sütunu yele verirdi. Bî-sütun Ferhâd’a hem-âheng ise Kays’ın dahıNâle-i zincir usül-i nağme-i feryâdıdır (Nedim)Bi-sütun dağı eğer Ferhad ile hem-aheng oluyor ise, Mecnun’un boynundaki zincirlerin sesi de onun feryadının nağmelerinin makamıdır. Meh-i nev tişesine reşk edermişKeserken Bî-sütun dağını Ferhâd (Hayali Bey)Ferhad, Şirin uğruna Bi-sütun dağını yararken, yeni hilal onun keserinin keskinliğini kıskanırmış. Destesinden sıçrayıp oldu sipihre mâh-ı nevBî-sûtuna merd isen Ferhâd gibi tişe çek (Hayali Bey)Gökyüzünde bulunan hilal, aslında Ferhad’ın elinden sıçrayan keseridir, eğer civanmert isen, sen de gam Bi-sütununa karşı keser çekiver. Ferhâd-ı kuhsâr-ı cefâ olma bî-hudeŞîrin-lebânın ahdları bî-sütun imiş (Ş. Galib) Boş yere cefa dağının Ferhad’ı olma, şirin dudaklı sevgililerin sözleri temelsiz imiş. Bî-sütun-ı hicri ben bir eşk ile itdüm tebahBais-i şermendegi-i tişedür her katresi (Neşati)Ayrılık Bi-sütununu, ben bir damla göz yaşı ile mahvettim, her damla göz yaşım keserin utanmasına sebeptir. Tâ sirişk-i dide-i Ferhâd’ı gördü lâle-gûnÇeşmeler suyunu gözden saldı kûh-i Bî-sütun (Fuzuli)Ferhad’ın lale gibi kıpkırmızı göz yaşını görünce, Bi-sütun dağı gözlerinden yaşları akıttı. Taş bağırlı olmasaydı Bî-sütun Ferhâd içinSu yerine gözlerinden akıtırdı seyl-i hûn (Fuzuli)Eğer Bi-sütun dağı Ferhad’a karşı taş bağırlı olmasaydı, gözlerinden su yerine kanlı sel suyu akıtırdı. Âşıkı bîkes sanıp öldürme kim Ferhad içinBîsütun dahi giyer ebr-i siyahdan karalar (Hayalî)Aşığı kimsesiz zannedip öldürme sakın, Ferhad için Bi-sütun bile kara bulutlardan matem elbisesi giyer. Neyledin n’etdin Nedimâ tişe-i efkâr ileBî-sütun-ı feyz-i aşkın buldun âhir kanını (Nedim)Ey Nedim, ne yaptın ne ettin, sonunda, fikir keseri ile aşk feyzinin Bi-sütun’unun madenini buldun. Aşkı dilberden ümidin kesmesin Ferhad’a dinBî-sütun  üzre çıkıp etsin temenna bir dahi (Necati Bey)Ferhad’a, sevgilinin aşkından ümit kesmemesini söyleyin, Bi-sütun üzerine çıkıp bir kere daha istemesini, deyin.
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zemheri / Şeref Akbaba
yolculuğunu bitirmiş ayakkabılar / Mehmet Öztunç
türkü mercan / Alâaddin Soykan
sütunsuz bir bağ / Şadi Aydın
şitâ ü leyl / Aşır Karabacak
Tümünü Göster