Saklı Mektuplar

111
Görüntüleme

BB King’in gitarıyla titremiş zemin Memphis‘te

Sonny Boy mızıkasını ağlatmış o gece Arkansas‘ta

yıl 1973

bu iki fenomenden habersiz topraklarda

birine Payas’ta aylardan Şubat 

diğerine Polatlı’da Temmuz düşmüş

bu gece Ankara parçalı bulutluymuş         

Chicago’da bıçak gibi kesiyormuş değdiği yeri rüzgâr      

Columbia ise bahardan çalınmış bir hava eşliğinde sabahlamaya niyetlenmiş   

biri kuzey’de, biri güney’de, biri de çok doğu’daymış bu şehirlerin

gel zaman git zaman, bütün şehirler içiçe geçmiş  

çünkü Allah aşkları mümkün kılmayı severmiş

bazılarına az gelir hayat, bazılarına çok

bazıları hayatın kıyısından geçer gider, bazıları dibine vura vura

kimi bir pencereden bakar hayata, kimi içine bata çıka tadar onu istese de istemese de

kimi de tuttuğu gibi kaldırıp yere çalar

bazen hayat ağır çeker ıslak bir kum çuvalı omuzlarına yüklenmiş gibi,

bazen bir kuş tüyü hafifliğinde kayar gider ellerinden

bütün pişmanlıklara rağmen ve bütün kayıplara inat yürümeye devam eder bazen insan,

ve birgün bir tebessümle durup kıyısında en sevdiği mekânın, ‘her şeye rağmen umut varmış’ der

hayatın tanımı insan sayısıncadır o yüzden, birbirine hiç benzemeyen

şu bir saat bitse de gitsem diye bekliyorum bir bekleme salonunda

setini zorlayan bir baraj gibi vuruyorum duvarlarıma

üzerime yığılan sınırlandırmalardan kurtulmayı hedeflemişken

şu an kimin, nerede, neler yapıyor olduğu üzerine

kayda geçilmemesi gereken zihinsel çalışmalar gerçekleştiriyorum

standard durumdayım

ve yok bir şikâyetim diye bu standartlıktan, normalmişim gibi geliyor bana

‘normal iyidir’ dedin diye Şirâze,

‘normal miyim ve ne kadar normalim’ gibi sorulara takılmış buluyorum kendimi

‘iyiyim’ diyorum sıklıkla kendime, ki şükredenlerden olayım

            farkında olmadan nankörler grubuna dâhil olmanın

hiç de zor olmadığını iyi biliyorum

hepimiz çalışıyoruz da, ben bu aralar kafadan izin verdim kendime

tek hamlede çıktım işten ve hedefine kilitlenmiş göçmen kuş havasındayım,

bir Moğol atasözünü tutup duruma yakıştırıyorum bir de

‘korkuyorsan başlama, başladıysan korkma’

kimseye değil sözlerim, ne diyorsam hepsindeki hedef benim

alınmayın o yüzden yerli yersiz ve gerekli gereksiz, ben kendime eziyet edenlerdenim

zamanım çarçur, hayat bir hırgür, gün gelir bunlar da bilirim tek tek sorulur

lâkin insan olmak bütün bunların tümüdür

neye karşıyım söylemeye bile gerek duymuyorum artık

kime ve neye aykırıyım bir ben biliyorum, bir de O

bazen acımasızlığım tutuyor günün belli vakitlerinde

çizikler atıyorum iç organlarıma, satırlar dolduruyorum sansürden geçirmeden fikirlerimi

Salı, Cuma veya Pazar olması da durumu hiç değiştirmiyor

her günün bir konuya adanmasından yana değilim

ama sanata var bir düşkünlüğüm, kabul etmeliyim

yine de müzelerden sanatçıya yol olur mu, tam olarak emin değilim

ne kırılın, ne darılın

bu Şirâze’yi de her zaman olduğu gibi

kıymetini benim bile ölçmeyi bir türlü beceremediğim

ve nasıl sevsem tam sevmiş olurum hiç bilemediğim Şirâzem’e adıyorum

iyi geceler diliyorum Şirâze’m

aksiyonu ivmelendirilip gerçeküstü senaryolarla donatılmış nazlı rüyâlar…

ne olmuşsa ve olmuş olacaklar da hayırdır sonuçtaŞirâze 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DALLAR HÛ / Yavuz Selim YAYLACI
Ahraz / Talat ÜLKER
VAROLUŞA HAYRANLIK VE… / Semra Saraç
ene’l-hû / Selami Şimşek
Baykara / Nurullah Genç
Tümünü Göster