Dil ve Zindan

106
Görüntüleme

“Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim”. Sayende borçlanıp duruyorum, kendime ve insanlara. Sol yanım huzursuz, sol omuz meleğim mürekkep siparişi veriyor durmadan. Bilmez misin ki “söz ilaç gibidir; azı yaşatır, çoğu öldürür” Senden çıkan her kelam, ya kaderim oluyor ya kederim.

Takdir edersin ki ibadet şahsi, ahlâk umumidir. İbadet, sadece sahibini, ahlak ise herkesi bağlar. Sen ki ahlâkımın kapısı ve sesisin. Ne zaman dönmeye başlasan isterim ki “hakkı konuş”, ne zaman sesin çıksa “sözünde durasın”, illa da konuşacaksan “kibar ve manalı” konuş”, “ya hayır konuş ya da sus” isterim. Boş yere de yemin etme “söz, sözüm

söz”, “ben bilirim” deme. Şikâyetlenme ve olabildiğince naif konuş.

Bazen, âfetim olan kelamlarından ürküyorum. Cürmüm nasıl artıyor bir bilsen! Kendime kılıç çekmiş gibi oluyorum sen yalan söyleyince, iftira, dedikodu edince, sırları ifşa edince, kusurları sayıp söyleyince, iyiliği basa kakınca. Hele su nefretin ana kucağı küfür, kaba, galiz sözlerini duydukça utanıyorum. Kimi zaman, sesin omuzlarımdan taşıyor, bağırıp çağırıyor, çıkardığın sözlere öfke katıyorsun ya, canim yanıyor. Susman gerekirken konuşman, konuşman gerekirken susmana ne demeli! Oysa biliyorsun ki yerli yerince, tam vaktinde konuşmak, su gibi rahmettir, adalettir. Lüzumsuz konuşmak ise helaktir, felakettir.

Ey dilim, sen böyle davrandıkça “iç savaş” çıkıyor bir yerimde. Senin barbarlığın yüzünden barışı bozuluyor ruhumun. Tek çarem var; seni zindana atmak. Dilin zindanı sükût. Sessizlik olmadan duyamaz insan, içinde buldukları kadar insandır, insan. Sen de bilirsin ki insanların en sağırı; iç sesini duymayan, o sesi almadıkça hayati gürültüden ibaret sanan.

Seni zapt etmem gerek, dilim. Ve bilirim; Hz. Mevlana’nın dediği gibi “insan koca dünyayı zapt eder ama dilini zapt edemez”. Ey dilim; “sus ve düşün, dil belasından kurtulmanın devası budur”. İnsanlığımı mahkûm etmek yerine seni mahkûm ediyorum. Sakin, sükût zindanından firar etme. Zindanda, sevgiye yani gönül diline boyan ki selametin gelsin. Sabra dayan saadetin gelsin. Kelam-i kibarla selâmın gelsin, âfetin bitsin ki affın gelsin.

Ve unutma;

Söz vardır kalbe sevgiyi üfler

O sözle coşar kuru çeşmeler

Söz vardır söze indirir buse

O sözle taşar yürekte kese…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DALLAR HÛ / Yavuz Selim Yaylacı
Ahraz / Talat Ülker
VAROLUŞA HAYRANLIK VE… / Semra Saraç
ene’l-hû / Selami Şimşek
Baykara / Nurullah Genç
Tümünü Göster