ŞİİR, ŞÂİR ve PEYGAMBER

60
Görüntüleme

Hiç şüphesiz, Arapların İslâmiyet’ten önceki dönemden günümüze kadar ulaşan en büyük sanat eseri şiirdir. Ali Şeriati’nin ifadesiyle şiir, Arab’ın düşüncesini, inancını ve ruhunu en çok etkileyen silah’tır. Devenin yavrusuna düşkün olduğu kadar şiire düşkün olan bir millete mensup bir peygamberin şiire kayıtsız kalması ise düşünülemezdi. Kendisini insanların en güzel konuşanı olarak tarif eden ve ¨Ben cevâmiu’l-kelîm ile gönderildim.¨ (Buhari Cihad 122; Müslim Mesâcid 6) buyuran Hz. Peygamber, ¨Şiir, Arapların vurgulu sözlerinden bir sözdür ve onlar toplantılarında bununla konuşur ve aralarındaki kinleri onunla açığa vururlar¨ dedikten sonra eski şiirden bir dörtlük okuması onun Araplar için şiirin ne anlama geldiğini çok iyi bildiğini göstermektedir.

Hz. Peygamber aynı zamanda içinden bir çok şairin çıktığı, neredeyse her ferdinin şair olduğu bir ailenin çocuğuydu. Altı halasının altısı da şair idi. Rivâyete göre peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib ölmeden önce altı kızını da yanına çağırmış ve onlara ölümünden sonra kendisi için söyleyecekleri mersiyeleri dinlemek istemiş. Bunun üzerine altı halanın her biri babalarını öven birer şiir söylemişlerdi.

Halaları şair olur da amcaları olmaz mı? Hz. Peygamber’in amcalarından Ebu Talib, Hz. Abbas ve Hz. Hamza’nın şiir söylediği biliniyor. Ebu Talib’ib Hz. Peygamber’i darda kalanların sığındığı, güvenilen, mâsum, halim, reşîd, âdil nitelikleriyle övdüğü Râiyye’si meşhurdur. Hz. Hamza ise Müslüman olduğunda yeğeninin vasıflarını öven ve onu koruyacağını vaad eden bir şiir söylemişti. Abbas “Kâfiyye”sinde gayb haberlerinden ve peygamberin mahlûkatın ilki olduğundan söz ederek yeğenini öven şiir söylemişti.

Hz. Peygamber’in eşleri de şiir konusunda bilgisiz değildi. Eşlerinden Hz. Aişe Arap tarihi ve şiiri konusunda çok bilgili idi. Hz. Ümmü Seleme ise hanım şairlerdendi. Amcasının oğlu Ebu Sufyan b. Haris ise okduğu şiirlerlemeşhur olmuştu.

Kızı Hz. Fatıma ve torunu Hz. Hüseyin de şiirlersöylemişti. En yakın arkadaşları Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve özellikle Hz. Ali’nin şiirleri ise günümüze kadar ulaşmıştır.

Hz. Peygamber’in arkadaşları arasında da çok sayıda şair vardır. Ünvanları ‘Peygamber Şairi’ olan Hassân b. Sâbit, Abdullah b. Revâhâ ve Ka’b b. Mâlik’in yanı sıra aralarında hanım sahabilerden Hansa (ö. 645), Atike binti Zeyd (ö. 660) ve Naciye binti Cündeb’in (ö. 680?) bulunduğu onlarca şair sahabe vardı. Hatta şair sahabelerin şiirlerinin bir araya getirildiği eserler yazıldı. Ali Fehmi Efendi’nin Hüsnü’s-Sahâbe fî Şerhi Eş’âri’s-Sahâbe (Dersâadet: Rûşen Matbaası, 1324) isimli eseri meşhurdur.

Hz. Peygamber’in müşriklerle mücadelesi askeri, siyasi ve ekonomik alanların yanı sıra şiirde de olmuş, belki de en çetin mücadeleyi şairlere karşı vermiştir. Bu mücadele esnasında müşrik şairlerin hicviyelerine üzülmüş, ashabını özellikle şiir söyleyebilme becerisi olanları cevap verme konusunda cesaretlendirmiş, müşrik şairlere hak ettikleri cevabı vermelerini istemiştir.

Hz. Peygamber, câhiliye dönemi şairlerinin bir kısmının sadece şiirlerini dinlerken, bir kısmını görmüş, az da olsa bir kısmının Müslüman olmasına şahit olmuştur. Hz. Peygamber’in şiirlerini bildiği ve bir kısmını dinlediği şairler arasında Muallakatü’s-Seb’a olarak bilinen Yedi Askı şairleri de vardı.

Her ne kadar sayıları yedi olarak geçse de bir kısım müellifler birkaç şair ilavesiyle bunu ona kadar çıkarmışlardır. Yedi şair olarak İmru’l-kays b. Hucr, Tarafe b. Abd, Hâris b. Hillize, Amr b. Külsûm, Züheyr b. Ebû Sülmâ, Antere ve Lebîd b. Rebîa zikredilir. Ayrıca Nâbiga ez-Zübyânî ile Meymûn b. Kays el-A‘şâ’yı sayanlar da vardır. Bunların bir kısmı daha erken dönemlerde olduğu için Hz. Peygamber onları görmemiş, sadece şiirlerini işitmiş iken altıncı asrın ikinci yarısında hayat sürenlerin bir kısmını görme imkanı da bulmuştur. Muallaka şairleri arasında sadece Lebîd b. Rebîa müslüman olmuş ve İslâm devrinde de uzun müddet yaşamıştır.

Hz. Peygamber, Muallaka şairlerinden İmru’l-Kays’ın şiirlerini hiç beğenmez iken Nâbiga’nın ve Lebid’in kimi beyitlerini beğendiği (Buhari Edeb 90, Müslim Şiir 3, Tirmizi Edeb 70) ve doğrudan doğruya Allah’ın varlığını, birliğini ve inananları hedef almayan zinayı ve içkiyi övmeyen Ümeyye b. Ebi’s-Salt (ö. 630)veArapların en meşhur kadın şairi Hansâ(ö. 645)gibi câhiliye şairlerinin hikmet içeren bazı şiirlerini de söyletip dikkatle dinlediği, bazen de birer dizelerini terennüm ettiği bilinmektedir.

Hz. Peygamber, şiirlerinde fuhuşu ve zinayı dile getirdiği için İmru’l-kays’ın şiirlerinden hoşlanmadığını ¨Cehenneme giden şairlerin bayraktarlarındandır. ¨ sözüyle ifade etmiştir.

Uzun bir ömür süren ve kabilesinin en büyük şairi kabul edilen Lebid kendisini İmrü’l-Kays ve Tarafe’den sonra üçüncü büyük şair olarak görürdü. Lebid’in Müslüman olmadan önce söylediği şiirlerde tabiat ve hayvan tasvirlerinin yanı sıra Hanîf dininin etkisi görülür. (Furat 1996: 80) Hz. Peygamber, ¨Bir şairin söylediği en doğru söz Lebîd’in ‘İyi bilin ki Allah’tan başka herşey bâtıldır.’ mısraıdır.¨ buyurarak (Buhari Edeb 70; Müslim Şiir 3; Tirmizi Edeb 70) Lebîd’in şiirlerini taltif etmiştir.

Peygamberimizin şiirlerini bildiği şairlerden bir diğeri de Muallaka şairlerinden olup İmru’l-Kays’tan sonra gelen Tarafe b. Abd (ö. 564) idi.

Bahreynli olan Tarefe, İmru’l-Kays’tan sonra en büyük ikinci şair olarak kabul edilir. Hz. Peygamber’in eve girerken Tarafe’ye ait şu beyti terennüm ettiği Hz. Ayşe tarafından rivayet edilmiştir(Tirmizi Edeb 70):

“Günler sana bilmediğin şeyleri gösterecek ve ummadığın kimseler de sana haberler getirecektir.”

Antere, babası kabilesinin ileri gelenlerinden biri olmasına rağmen annesi köle olduğu için sevdiği kıza kavuşamayan savaşçı bir şairdi. Sevdiği kızı kaçıranların elinden kurtarması ve gasbedilen malları almasına rağmen sevdiği kız ile evlenmesine izin verilmeyen Antere’nin filmlere ve romanlara konu olan kahramanlık hikayeleri meşhurdur.

Hz. Peygamber, Muallaka şairleri arasında hayat hikayesi en renkli olanlardan olan Antere bin Şeddad’ın (ö. 614);

Karnım belime yapışmış olsada olsa minnetten âzâde bir yiyecek buluncaya kadar aç yatar, aç kalkarım” (Yaltkaya 2018: 193)

beytini dinledikten sonra görmek istediği tek bedevinin Antere olduğunu söylemesi Antere’nin şiirlerini en azından olumsuzlamadığını göstermektedir.

Hz. Peygamber Muallaka şairleri arasında ismi geçmeyen Süveyd b. Amir el-Mustalikî’nin (ö. 4. yy):

Haremde gecelesen de güvende olma
Ölümler her insanın iki yanındadır

beytini dinledikten sonra ¨Bu kişi bana yetişseydi Müslüman olurdu.¨ dediği rivayet edilmektedir.

Hz. Peygamber’in risaletinden bir sene önce vefat eden Muallaka şairlerinden Züheyr b. Ebu Sülmâ (ö. 609) bir olan Allah’a inanan şairlerdendi.

İçinizde olan hiçbir şeyi Allah’tan gizleyemezsiniz. Her neyi gizlemeye çalışırsanız Allah onu bilir.

Züheyr bir gece rüyasında gökten uzatılan bir ip görür, ona uzanır fakat yetişemez. Bunun üzerine oğulları Kâ‘b (ö. 645) ile Büceyr’i çağırır ve onlara rüyasını yorumlayarak, “Oğullarım! Âhir zaman peygamberinin gelmesi yakındır, ancak ben yetişemeyeceğim, siz araştırıp ona iman edin” diye vasiyet eder. Kendisi gibi şair olan iki oğlu da babalarının vasiyetine uyarak müslüman olmuşlardır.

Hz. Peygamber’in fırsat buldukça şiirlerini dinlediği câhiliye döneminin Hanif şairlerinden Ümeyye b. Ebü’s-Salt (ö. 630) Sakîf kabilesinin şairi idi. Tevhid inancını araştırmakla birlikte Yahudi ve Hristiyan olmadı. Tevhid ehli olduğu, semavi dinleri araştırdığı ve hikmetli şiirler söylediği halde Müslüman olmamasının nedeni peygamber olma beklentisi olmasına ve kendisi gibi bilgili ve meşhur biri varken tanınmamış birinin peygamber olmasını kabul edememesine bağlanır.

Amr b. Reşîd,babası Reşîd ibni Süveyd’den rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber, terkisine binmiş giderlerken babasına, ezberinde Umeyye’nin şiirinden bir şeyler olup olmadığını sormuş “evet” cevabını alınca okumasını işaret etmiş, tam yüz beyte ulaşıncaya kadar okumaya devam etmesini istemiş. (Müslüm Şiir 1) Hz. Peygamber Umeyye’nin şiirlerini “Neredeyse şiiriyle Müslüman oluyormuş” diyecek kadar beğenmiş ve takdir etmiştir. (Buhari X/38; İbn Mace Edeb 41)

Hz. Peygamber, tevhid inancına bağlı hatip ve şair Kus b. Saide (ö. 600) için “Ümit ederim ki Cenab-ı Hak, kıyamet gününde Kuss b. Saide’yi ayrı bir ümmet olarak haşreder!” buyurmuştur.

Hz. Peygamber henüz peygamber değilken Ukaz panayırına gidip orada Arapların en gözde hatibi ve şairi kabul edilen Kus b. Sâide el-İyâdî’nin (ö. 600) insanlara Allah’ı ve ahireti hatırlatan aşağıda Türkçesi verilen şiirlerini dinlediğine dair rivayetler vardır.

Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür; ölen yok olur; olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter. Çocuklar doğar. Analarının babalarının yerini tutar. Sonra hepsi yok olup gider. Olayların ardı arası kesilmez. Hemen birbirini kovalar. Kulak veriniz, dikkat ediniz. Gökte haber var, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir sarayın döşemesi, gökyüzü bir yüksek tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada bırakılıp da uykuya mı dalıyorlar? Yemin ederim Allah’ın (c.c.) katında bir din vardır ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir. Allah’ın (c.c.) bir gelecek Peygamberi vardır ki, gelmesi pek yakın oldu. Gölgesi başınız üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki, ona inanır, o da ona doğru yolu gösterir; vay o talihsize ki, ona isyan eder, karşı çıkar. Yazıklar olsun ömürleri gafletle geçen ümmetlere!..

Kus b. Saide’nin irad ettiği, yakın zaman içinde bir peygamberin geleceğine dair meşhur hutbeyi yıllar sonra Iyadlılar Müslüman oldukları sırada söylemişler, Hz. Peygamber de onlara şairin yaşayıp yaşamadığını sormuş, öldüğünü söylemeleri üzerine de hutbenin ilk cümlesini orada okuyarak o şairi ve şiirini bildiğini misafirlerine göstermiştir.

Ayrı bir ümmet olarak haşredileceğini söylediği bir diğer hanif şair Zeyd b. Amr b. Nufeyl (ö. 606) idi. Putlara tapmayan, zinadan, ribadan uzak duran ve kız çocuklarını diri diri gömenlere engel olmaya çalışan Zeyd’in Hz. Peygamber’le peygamber olmadan önce görüştüğüne dair rivayetler vardır. Şu şiiri onun Müslüman olmadan önceki hali hakkında bize bilgi vermektedir.

İşler taksim olunduğu zaman bir tek rabbe mi yoksa bin tane rabbe mi ibâdet edeceğim? Lat ve Uzza’yı terk ettim, bıraktım. Dirayetli, ileri görüşlü olan bir kimse de böyle yapar. Ne Uzza’ya ibâdet ederim, ne de onun iki kızına ve ne de Benu Armr’ın iki putunu ziyaret ederim. Ne de Hubel’e ibâdet ederim. Eski zamanda aklımın yetmediği bir dönemde o bizim için rabdi. Fakat Rabbim Rahman’a ibâdet ederim ki çok bağışlayan, affeden Rab günahımı bağışlasın. Rabbinizin takvasına sarılın ve muhafaza edin, ona sarıldığınızda helâk olmazsınız. Biliniz ki iyi kimselerin yeri cennettir. Kafirler için ise sıcak ve alevli cehennem vardır.

Oğlu Saîd, Hz. Ömer’le birlikte Resûl-i Ekrem’in yanına giderek, “Eğer babam size erişebilseydi iman ederdi, onun bağışlanmasını dileyebilir misiniz?” diye sormuş, Resûl-i Ekrem de, “Elbette onun için istiğfar ederim, o tek başına bir ümmet olarak haşredilecektir” cevabını vermiştir (Müsned, I, 189-190; İbn İshak, s. 99-100).

Hz. Peygamber’in şiirlerini beğendiği şairlerden olan Nâbiga el-Câdî (ö. 685) kabilesinden bir heyetle Medine’ye gelip Müslüman olduğunda Hz. Peygamber’e ünlü Raiyye kasidesini okumuş, Hz. Peygamber, şiirin sonlarında yer alan

Geldim ben Allah’ın Resulüne getirdiğinde o hidayeti
Okumakta Samanyolu gibi aydınlık bir kitap
O kadar çabaladım ki, hissetmedim ben ve beraberimdekiler
Süheyl yıldızının doğuş ve batıya kayışını
Takva üzere kalır ve hoşnut olurum onu yapmaktan
Ve daha da sakınır oldum o korkulan ateşten
Göğe ulaştık onur, cömertlik ve itibarca
Kaldı ki biz bunun üstüne çıkmayı da umarız

sözlerini dinledikten sonra “Bunun üstü neresidir, ey Ebu Leyla?¨ diye sormuş, o da ¨Cennettir ey Allah’ın resulü¨ demesi üzerine Hz. Peygamber “İnşallah inşallah” diyerek bundan duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir. Ayrıca kendisine: “Güzel söyledin, Allah ağzına dert vermesin”buyurarak dua etmiştir.

Peki İslam geldikten sonra ne oldu? Bu sorunun cevabı sayfalar dolusu kitaplarla anlatılabilir.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DALLAR HÛ / Yavuz Selim YAYLACI
Ahraz / Talat ÜLKER
VAROLUŞA HAYRANLIK VE… / Semra Saraç
ene’l-hû / Selami Şimşek
Baykara / Nurullah Genç
Tümünü Göster