Maganda

77
Görüntüleme

“Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler.” Kapağını yeni çevirdiği “Metafizik” adlı kitabın daha ilk cümlesiyle sarsıldı. Kitaba verdiği paradan arda kalan içindeki huzursuzluk kırıntıları daha okuduğu ilk cümleyle merak kuşlarınca tek tek toplandı. Yüzü güldü, gözleri parladı. Şimdi kim bilir ne yüce ufuklara yelken açacak, fırtınalı dünyadan bu dingin limana sığınıp bir süre ruhunu dinlendirebilecekti. Kendini gönüllü kaptırdığı kitabın efsunlu dünyasından, yakaza halinde sektirdiği düşüncelerden, korkunç bir egzoz sesi ile çıktı. Kaşlarını çattı, sanki bunu yapanlar kendisini duyacakmış gibi bastı bağlığı.

  • Bu nedir ya! İnsan mısınız siz? Ne anlıyorsunuz şu araçları bağırtmaktan? Hasta mı var, çocuk mu uyuyor kimin umurunda.

Sonra az önce ilk cümlesini okuduğu kitabın, üzerinde hala devam eden etkisinden olacak meseleye daha serinkanlı yaklaşmaya çalıştı. Bu insanların derdi ne olabilirdi? Neden araçlarında dinledikleri müziği cümle âlem bilsin istiyorlardı? Egzozdan gelen sesin yüksek olması onlarda nasıl bir tatmin duygusu oluşturuyordu veya böyle yaparak hangi duygularını dışa vuruyor olabilirlerdi? İşaret parmağını arasında unuttuğu kapalı kitap elinde, eli masanın üzerinde, baktığı yeri görmeden düşüncelere dalmış gitmişti. En az evreka diye bağıran adam kadar muzaffer bir gururla irkildi. Yerinden fırlayacak gibi kocaman kocaman açtığı gözleriyle, kamburunu düzleştirip kafasını geriye doğru ani çekişiyle, donakalmış bir firavun faresini andırıyordu. Bütün bu tantana, en kadim meseleleri çözmüş kadar yaşadığı sevinç, oturduğu apartmanın önünden geçen düz caddede araçlarıyla gürültü koparan gençlerin bunu neden yapıyor olabileceklerine bulduğu cevap içindi. Kendisini büyük bir filozof gibi hissetti. Açıklaması şöyleydi: Bu gençler yaşadıkları duyguları, sahip oldukları düşünceleri ifade için arabalarını modifiye ediyorlar, araçlarının bagajlarına yerleştirdikleri büyük hoparlörler ile herkese hislerini beyan ediyorlardı. Çok yaklaşsa da işin egzoz kısmına henüz bir açıklama getirememişti. Ulaştığı bu sonuçları formüle etmeyi de ihmal etmedi: “İnsan doğası gereği bilinmek de ister.” Kahkaha atmamak için kendini zor tuttuğundan olacak göğsünü kenarına dayayıp üzerine kapaklandığı masa sallandı. Kısa süre geçmeden bu sevincini abartılı bulacaktı.

Gözlerini kıstı yüzünü buruşturdu, öfkeyle yatağından fırladı.

  • Bu ne ya! Daha karga bokunu yemeden sabahın köründe yapılacak iş mi bu?

Daha dün getirdiği tüm açıklamaları, sabah sabah ağzını bozmuş olmasını umursamadı. Balkona çıkıp arkalarından bağırmayı düşündü. Ya duyar da dönüp gelirlerse… Bu ihtimalin ilk aklına gelen düşünce oluşunun da gösterdiği gibi yüreksiz oluşu bu atardan çabuk vazgeçmesini sağladı. Dünkü düşüncelerini zihninde tekrar sıraya koymaya çabaladı. Magandaların çıkardığı sese değil de kendisinin yataktan bir hışımla kalkarken kopardığı yaygaraya uyanan eşi, endişeli yüzle, devinimi yeni uyandığını gösteren vücut hareketleriyle, holün diğer ucundan yalpalayarak kendisine doğru geliyordu.

  • Eğitim şart…

Yaptığı zorlama espriyle korkacak bir şey olmadığı izlenimi oluşturarak eşinin endişesini yatıştırmaya çalışıyordu.

İşe gitmek için çıktı evden. Hafta sonu olmasından mütevellit cadde boştu. Durağa doğu yürürken yol üzerinde bir kedi dikkatini çekti. Yerde cansız yatan bir kedinin başında arka ayakları üzerine oturmuş kuyruğunu yüz yıllardır kedi kısmının yaptığı gibi dik ve bir arada tuttuğu ön ayaklarını sarmalayacak şekilde patilerinin üzerine kıvırmış bekliyordu. Zaman zaman ölen kedinin üzerine eğilerek onu kokluyordu. Ölen kediye, kendisini sabahın erken saatlerinde uyandıran aracın çarpmış olabileceği aklının ucundan bile geçmedi. Bunun yerine, usta bir çeviklikle cebinden çıkardığı cep telefonuyla fotoğraf mı çekse daha çok beğenilir yoksa video mu sorusuna karar vermekle meşguldü.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DERİN BİR NEFES ALIYORUM ANADOLU GİBİ / Mustafa Uçurum
kar suyu / Müştehir Karakaya
NERDESİN / Nurullah Genç
ne çok kendini gösterdin ey nefsim / Selami Şimşek
DAĞ YÜKÜ / Semra Saraç
Tümünü Göster