kapıcı

171
Görüntüleme

Zincirle kemerine tutturulmuş anahtarı çıkardı, şıkırtılar içinde. Bir bahar akşamıydı, sitenin sokak lambaları altında kediler oynaşıyordu. Bir iki böceğin uçuştuğunu gördü, balkonlardan tatlı kahkahalar geldi.. Çatal – kaşık sesleri… Çın Çın! Bardaklar… Gürültü ile açıldı apartmanın kapısı, içeride sıkışıp kalmış bir kedi yavrusu kaçıp gitti aradan. Tebessümle baktı arkasından. Yere düşmüş zarfları topladı, göz ucu ile bakıp posta kutularına birer birer yerleştirdi… Sırası ile kapıları çaldı. Çöpleri aldı, pis kokan poşetlerde. Ucuz market torbalarından çay suları damladı karısının temizlediği yerlere. Gözucu ile olsun bakmadı bile, kapı kapı dolaştı. Gülümsedi, sabah için ekmek isteyenler, gürültüden şikayet edenler… Kapısını açmayanlar… Çöpleri bir sokak lambasının altındaki büyük metal çöp arabasına attı. Kokuları ardında bırakıp evine gitti.Kendini astı kapıcı.Öldü… Şaşkınlık içinde öğrendi bunu herkes, polis geldi. Camlarda yemek yiyenler bir kaç dakika ara verdiler ve merakla baktılar buna. Yerin dibinde bir eve girenler, çıkanlar… Tertemiz halıları ayakkabıları ile kirlettiler umarsızca. Bedeni indirildi, bir yatağa bırakıldı. Sokak birkaç saat polis arabasının dönen ışıkları ile aydınlandı. Çocukların bir kısmı bu ışıklara bakarak uyuyakaldı. Anneler, hayret ve korku ile camdan çekti onları ve yataklarına yatırdı, bilinmez bir dehşetin geçici korkusunu göğüslerinde taşıyarak. Ertesi gün umarsız bir kaç soru ile duyuldu çevrede bu olay. Birkaç kez daha polisler geldi gitti. Sağa sola bir intihar mektubu için bakıldı. Apartman yöneticisi kadın oflayıp puflayarak, defalarca indi çıktı merdivenleri. Her seferinde mutsuz, endişeli bir yüz ifadesi takındı. Kapısını kapatıp evinin temiz ve sessiz halılarına kavuştuğunda yorgunluk ve bıkkınlık sardı yüzünü çoğu kez. Ama her misafirine ve telefonla kendisini arayan kızına uzun uzun, defalarca anlattı gelişmeleri. “En son ben görmüştüm, hiç bir şey de söylemedi. Arabaları kontrol etmesini söyledim, çiçekleri eziyorlar parkederken. ‘Tamam abla’ dedi gitti. Hiç anlamadım vallahi!” Evine her gün geç saatlerde gelen bekâr bilgisayarcı en son duydu bu olayı.  Hemen hemen hiç görmemişti kapıcıyı. Yüzünde garip bir ifade birikti, kaşları, gözleri oynayarak. Sonunda umursamaz ve anlaşılmaz bir gürültü çıkardı ve kapısından içeri girdi. Ne eski kapıcıyı biliyordu  ne de yenisinin ne olacağını. Doğrusu, çok işi olduğunu düşündü ve kapısını kapattı. O da başını sallayarak yürüdü halılarının üzerinde. Kapıcının oğlu, uykusunu bölen çağrı zilinin sesini duymadı birkaç gün. Ama pek de uyuduğu söylenemezdi zaten. Evdeki akrabalar ve sessiz kalabalık. Hep mırıldayan insanların arasından annesinin ağlaması. Arada bir unutkan bir apartman sakininin o malum zile basıp, babasını çağırması… Sabah olunca babası elinde gazetelerle yine koşuşturacak sanıyordu. Sert ifadeleri ve umursamazlığı, haftada bir gün akşamdan kalması, herkese -çok ama çok gençlere bile – abi demesi. Babasının nereden geldiğini hep merak etti. Sanki o bir yerlerden gelip o bodrum katındaki evi inşa etmişti önce, sonra da onların üzerine bir apartman yapmıştı. Sanki, babası o apartmanın sahibi, koruyucusuydu. Herşeyiydi.. Birkaç gün yas tutuldu. Kapıcının karısı bir süre işlere yetişmeye çalıştı ama, apartman sakinleri baştan takındıkları yaslı tavrı yavaş yavaş bıraktılar. Çöpler toplanmıyordu doğru dürüst ve işler pek yolunda sayılmazdı. Ne de olsa kış gelecek ve kömür taşınacaktı. Yönetici, kadını bir kenara çekip bunları hatırlattı. Kadın bir gece ağladıktan sonra ufak evindeki  eşyaları derledi, toparladı. Bir ufak kamyonetin ardına sıkıştırdı. Sonra babasının çok uzaklardaki köyünün yolunu tuttu. Garip bir mutsuzluk ve yalnızlık yapıştı üzerlerine. Yol boyunca rüzgârları geçtiler, dağları ve unuttukları yol hatıralarını… Yeni bir kapıcı geldi bu kötü hatıranın üstüne. Tabii ki kimse anlatmadı onlara olanları, taşınıp da eve yerleşene dek. Diğer apartmanların kapıcıları adamın bulunduğu odayı, kendini astığı teli ve kalanları gösterdiler itina ile. Yeni kapıcının karısı korku dolu gözlerle baktı önce. Sonra, orası da ev oldu onlar için taşıdığı hatıraya rağmen. Çöpler toplandı, kapıcı bedavaya oturduğu evde mutlu olmaya çalıştı. Pazar sabahları başını sızlatan bir ağrı ile uyandı.  Çocukları geceleri ve sabahları o zırıltı ile zıpladı yataklarından. Apartmanda herşey değişti, yönetici bile.Kapıcının niye kendini astığını kimse bilmedi…
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zemheri / Şeref Akbaba
yolculuğunu bitirmiş ayakkabılar / Mehmet Öztunç
türkü mercan / Alâaddin Soykan
sütunsuz bir bağ / Şadi Aydın
şitâ ü leyl / Aşır Karabacak
Tümünü Göster