istiflenmiş yalnızlık

191
Görüntüleme

Yüzünüze hüzün her yakıştığında, yalnızsınızdır. Sebebini bilmeden,soluklarsınız geceyi ve tam ortasında sessizliğin sesini. Akreple yelkovan arasında ilerlerken dakikalar, hummalı bir geceye yelken açan, o geniş ufkun sahibisinizdir. Gece ilerledikçe, nöbetler ağırlaşır, güneş koyulaşır…Hayat,pusuya yatmış kaçıncı yitirilişin intikamını aldığını bilmeden sancılıdır zamana.Yorgun dünya dönmeye devam eder.Yitirilişe bırakılmış cam kırıklarına inat, ısmarlanmamış bir sonsuzluğa atılan ilk adımdır bu.Bütün iyi niyetlere, keşkeler den, belkiler den sıyrılmış umut dolu yarınlara rağmen, gözlerinizde istediğiniz kadar yaş olsa da, avuçlarınızda istemediğiniz kadar acı, geri dönüşü olmayan ve unutulmaya terkedilmiş bir yok oluş.Elleriniz her titrediğinde, uzanıp tutacağınızı sandığınız martıları aslında ilk kaybedişinizle başlar yalnızlık, o anda öğrenirsiniz hayatın aya kurulu bir merdiveni olmadığını. Sisli bir İstanbul garında yitirdiğiniz çocukluğunuz gelip geçer gözlerinizin önünden, yetim kalmış hayalleriniz süsler düşüncelerinizi ve yenilirsiniz sancılarınıza dimdik ayaktayken yalnızlığınıza.Tütsülenmiş toprak kokusuyla, çörekleniveren yalnızlığınız, çekinmeden sahiplendiğiniz göz yaşlarınızı bırakır avuçlarınıza, küskünlüğünüzün kime ve niye olduğunu anlayamadığınızda, mutsuzluğunuzu da nereye sığdıracağınızı bilemesiniz.Yaşam sürprizlerle doludur. Mateminizin büyüklüğü veya kimsesizliği yüzünüze vurulan her çizik için bir deneyimdir. Bunu kabullenmek veya reddetmek zamana yenilmektir. Cümlelerinize nokta koyamayıp geçiştirmeye çalıştığınız üç noktalar, farkında olmadan aralıklı tuttuğunuz yalnızlığınızdır. Gidişleriniz zamanınızdan çalmaya başladıysa, sözleriniz uzun bir geleceğe niyetlenir. Üzerinize kokusu sinmeden ayrılacağınız kaç şehir biliyorsanız veya kaçışlarınıza kaç kere telaşlandıysanız o kadar yakınsınız yalnızlığa… Soruların ‘bilmemli’ cevapları çoğalıp tahammülsüz iletişimler yerini suskunluğa her terk edişinde, düşünceleriniz zihninizde bir beton yığınına dönüşüp, ötesine geçilmez bir hal alır.Yine istiflenmiş yalnızlığınız size kol kanat gerer, sahipsiz var oluşlarınız veya sahiplenişlerinizi isteyerek erteleyişleriniz adına…Hayat kendine sormadan yeniler zamanı, hiç hatırına getirmeden tekrarlar, hiç acımadan zorlar belki ama direnmeye kaç kandil yakıyorsanız, tükendiğiniz kaç kandildeyse yüreğiniz işte o kadar bedeli kaçıncı acıdaysa ruhunuz, hayatın inişi mümkün olmayan kaçıncı yokuşunu tırmanıyorsanız, işte o kadar…Bu yalnız geceden sonra, ilk kuytuda parıldayan ışıklarla güneşi arkanıza alırsınız, deniz kabuklarına sıkıştırdığınız umutları cebinize.İnanılmış yüreklere ve yüzüstü bırakılışlara beklenmedik anlarda sunulan boş avuçlar ve ardından buz gibi ürpertisi iliklerinizde derinleştikçe, gerisi uzun bir yoldur.Hikayesi ve bekleyeni olmayan, zamansız bir uzun yol….
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zemheri / Şeref Akbaba
yolculuğunu bitirmiş ayakkabılar / Mehmet Öztunç
türkü mercan / Alâaddin Soykan
sütunsuz bir bağ / Şadi Aydın
şitâ ü leyl / Aşır Karabacak
Tümünü Göster