endülüs güzeli

181
Görüntüleme

I       Bir yangının hışımla bıraktığı Nar rengi saçlarına sevgili Şahikaların hüznü bulaşmış Biraz kuru, biraz esrik dilimde harfler Oturup bir hizaya koysam çıldırıp zıplayacaklar Sevgili! Seni söylemek denizin üzerinde yürümekten zor Anlatsam, kelimeler mersiye yakan doğulu kadınlar gibi ağ         layacaklar Hüzün, koltuk altımızda taşıdığımız kesik baş Yürür kan, bir ırmak boyu Endülüs’e Afganistan zümrütü yemyeşil bir gök düşün Taraçalarda sabahlayıp şafak vakitleri Sevgili! Beni kalbine batır ve gülümse Bizi ayırmak harcıysa kaderin, ölümse Onlar yalan söylüyor, kehanetler doğru çıkmadı Semavi bir melekten kaptığım nara Bir kızıl yer-yüzü vardı, Japon yaprakları kıskanır Sevgili! Eğer ölürsem benim için ağla. II Istırapla geçiyorum geçtiğin sokaklardan Nerede yürüsem kokun, rengin Evlerin böğrüne doğulu cinler kurulmuş Perçemlerini ayırmış perdeler, içerisi lale bahçesi Kadınlar doğulu avratlar gibi erkeklerine sokulmuş Sevgili! Sana dilim bir vesika, çileler hanesi. III Bir adam en güzel nasıl ölür İspanya’da? Çiçek takları, şebnemleri bir meltem uçurur Ha yaşamıssın burada, ha Hali Karnas’ta Bütün şairler aşinası dudaklarının Dudakların ki Babil’de bir sözün ülkeleri yıkacak Kadınları şiirler ve şarkılar doldurur İçer mor üzümleri bülbüller İçtikçe ateşten zarif gırtlakları yanacak Dilimde bir mahşer kuruldu sevgili Bu dil beni de yakacak Biliyorum yabancı diyecekler Mezarımı gök-yüzüne sürecekler Sana hep yukardan bakacağım       Sevgili hayır! Ben ednaların ednasındayım IV Endülüs üşür, rahmet yağar ıslanır Yağmurlara aldırma, saçlarını çöz En harika Çin yağmurları kadınları ıslatır Toprağın kokusu senin teninde bıçak Saçların cehennem rengini kapmış Dokundukça erkekler, Endülüs hep kırmızı akacak Buralar günahtan kuduruyor, çığlık atıyor damarlarım Kiliseler bedeva günah çıkarıyor Batılı, korsan azizler caz semaisinde Sevgili! Gel son kez buraları kurtaralım Yoksa tepeleme düşecek gök-yüzü V Adını ağzıma alamam, titrer yer-yüzü Söyledikçe arşı tutan direkler sallanacak Nehirleri kitaplar doldurmuş, mürekkebi kırmızı ve mavi Narın rengi, senin rengin, gelecek misin? Endülüs’te minareler semâ deminde Sanki makamından ineceksin Aktarlarda doğu gülleri, al lale ve karanfil Avrupa’ya ayak izlerin bulaşmış Yüzleri beyaz ama kalpleri kararmış Sevgili! Ey Sevgili, Buralara yangın düştü, cennet değil.
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zemheri / Şeref Akbaba
yolculuğunu bitirmiş ayakkabılar / Mehmet Öztunç
türkü mercan / Alâaddin Soykan
sütunsuz bir bağ / Şadi Aydın
şitâ ü leyl / Aşır Karabacak
Tümünü Göster