Endülüs Güzeli

201
Görüntüleme
I

Bir yangının hışımla bıraktığı
Nar rengi saçlarına sevgili
Şahikaların hüznü bulaşmış

Biraz kuru, biraz esrik dilimde harfler
Oturup bir hizaya koysam çıldırıp zıplayacaklar
Sevgili! Seni söylemek denizin üzerinde yürümekten zor
Anlatsam, kelimeler mersiye yakan doğulu kadınlar gibi ağlayacaklar

Hüzün, koltuk altımızda taşıdığımız kesik baş
Yürür kan, bir ırmak boyu Endülüs’e
Afganistan zümrütü yemyeşil bir gök düşün
Taraçalarda sabahlayıp şafak vakitleri Sevgili!
Beni kalbine batır ve gülümse

Bizi ayırmak harcıysa kaderin, ölümse
Onlar yalan söylüyor, kehanetler doğru çıkmadı
Semavi bir melekten kaptığım nara
Bir kızıl yer-yüzü vardı, Japon yaprakları kıskanır
Sevgili! Eğer ölürsem benim için ağla.

II

Istırapla geçiyorum geçtiğin sokaklardan
Nerede yürüsem kokun, rengin
Evlerin böğrüne doğulu cinler kurulmuş
Perçemlerini ayırmış perdeler, içerisi lale bahçesi
Kadınlar doğulu avratlar gibi erkeklerine sokulmuş
Sevgili! Sana dilim bir vesika, çileler hanesi.

Bir adam en güzel nasıl ölür İspanya’da?
Çiçek takları, şebnemleri bir meltem uçurur
Ha yaşamışsın burada, ha Hali Karnas’ta
Bütün şairler aşinası dudaklarının
Dudakların ki Babil’de bir sözün ülkeleri yıkacak
Kadınları şiirler ve şarkılar doldurur

İçer mor üzümleri bülbüller
İçtikçe ateşten zarif gırtlakları yanacak

Dilimde bir mahşer kuruldu sevgili
Bu dil beni de yakacak
Biliyorum yabancı diyecekler
Mezarımı gök-yüzüne sürecekler
Sana hep yukardan bakacağım
Sevgili hayır!
Ben ednaların ednasındayım

IV

Endülüs üşür, rahmet yağar ıslanır
Yağmurlara aldırma, saçlarını çöz
En harika Çin yağmurları kadınları ıslatır
Toprağın kokusu senin teninde bıçak
Saçların cehennem rengini kapmış
Dokundukça erkekler, Endülüs hep kırmızı akacak

Buralar günahtan kuduruyor, çığlık atıyor damarlarım
Kiliseler bedeva günah çıkarıyor
Batılı, korsan azizler caz semaisinde
Sevgili! Gel son kez buraları kurtaralım
Yoksa tepeleme düşecek gök-yüzü

V

Adını ağzıma alamam, titrer yer-yüzü
Söyledikçe arşı tutan direkler sallanacak
Nehirleri kitaplar doldurmuş, mürekkebi kırmızı ve mavi
Narın rengi, senin rengin, gelecek misin?
Endülüs’te minareler semâ deminde
Sanki makamından ineceksin
Aktarlarda doğu gülleri, al lale ve karanfil
Avrupa’ya ayak izlerin bulaşmış
Yüzleri beyaz ama kalpleri kararmış
Sevgili! Ey Sevgili,
Buralara yangın düştü, cennet değil.



Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Okuma(k) ile Yazma(k) Arasında / Necmettin Evci
Zemheri / Şeref Akbaba
Yolculuğunu Bitirmiş Ayakkabılar / Mehmet Öztunç
Türkü Mercan / Alâaddin Soykan
Sütunsuz Bir Bağ Bî-Sütun ya da Maktel-i Ferhad... / Şadi Aydın
Tümünü Göster