sahibine mektup

251
Görüntüleme

Franz KafkaKendinden başka hiçbir eksiği olmayan, kafesin birini bir kuş aramaya çıkararak, yalnızlığını “Franz Kafka kadar yalnızım” diyerek adlandıran; anlamak, anlamamak ve anlamaya çalışmak arasında gel-git yaşayan Franz Kafka! Arkadaşın Marx Brod’a ne/neler borçluyuz acaba, yoksa gerçekten kırgın mısın ona da, sahi neden bizi mahrum bırakmak istemiştin yazdıklarından… Yazdıkların yakılmadı bay Kafka! Bilmiyorum, haberin var mı: Alman modern edebiyatının önde gelen yazarlarından, yirminci yüzyıl dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri haline geldin. Okundun, okutuldun, yol gösterin, bir çoğunun anlama iç güdülerini harekete geçirdin, “yaşam daha başından kaybedilmiş bir savaştır” diyerek, savaşını verdin. Baban ile yaşadığın iletişim sorunları, sevgili konusunda dikiş tutturamamaların ve en önemlisi içinde yaşadığın toplumun yaşadığı buhran ve çevreni sorgulayışın bizlere okumamız için çeşitli eserler bıraktı. Bir yabancıydın belki de. Esas mesele şuydu aslında: Herkes sana yabancıydı! Kafka, hâlâ daha herkesin anlamakta zorluk çektiği bir hayâl gücünü sahipsin. Okuyucun seni anlamaya, belki de anlamamaya çalışıyor. Gerçeklik ve gerçek dışı şeyleri harmanlamayı bu şekilde nasıl başarabilmiştin… Ama hep tedirgin, karamsar, anormal bir ruh haline sahiptin. Ümitlerin var mıydı, var gibiydi aslında… Sen; içinde yaşadığın toplumun yalnızlığını, ruhsal bozukluğunu, yabancılaşmasını iyi tahlil ettin, iyi gözlemledin, biz de bu iyilerin arasında seni ve içinde yaşadığın topluluğu anlamaya çalıştık. Ne kadar başarılı olduk, bu tartışılır. Zaten seni ve yazdıklarını anlayabilmek kolay olabilseydi ve sana çeşitli anlamlar yüklemek bu şekilde zor değil de, çeşitli şablonlarla yapılabilseydi, bugün Franz Kafka olmayacaktı! Kafka, bugün küresel anlamda etrafımız; bir sabah bunaltıcı düşlerden uyanarak, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş bulan Gregor Samsa’larla doldu. Bir değişim ve dönüşüm söz konusu yani. Bazılarımız çaresiz bir şekilde “her şey düzgün zaten” dediğin hayatın düzgünlüğünü sorguluyor, sorgulamaya çalışıyor. Unutmadan, zaten sen de bir dönüşüm haline değil miydin? Biliyorum, yazdıklarından sen bile bazen bir şey anlamıyordun, yani kendin için bile tehlikeli olmaya başlamıştın aslında. Bu tehlikeli, anlaması güç, zor cümlelerin, hayatın boyunca bir suçluluk duygusu yaşamana sebebiyet verdiği ortadaydı. Belli ki ruh sağlığın yerinde değildi, iyi ki yerinde olmamıştı hiç. Kuşkularınla, anlamsızlıklarınla, ruhsal çıkmazlarınla yaşadın. Kalabalıklar içinde yaşayan yalnız bir adamdın. Sen, eserlerini felsefeleştirmeyi başardın, felsefi mesajlar verdin, felsefileştin. Doğrulamıyordun her şeyi, şüphelerin, sorguların, karamsarlıkların, kayboluşların, yok oluşların vardı. Evet, bay Kafka! Biz yine anlamaya çalışıyoruz seni. Tuhaf korkularımız oluyor. Senin kahramanların gibiyiz bazen: Zayıf, yalnız, ezilmiş, itilmiş, çaresiz…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

yirmi beş ıssız gece-3 / Mazlum Civan
sükût / Naz Ferniba
soluklandığımız mavera gölgesi; ramazan / Reşit Güngör Kalkan
savaşmak kader mi? /
saklı mektuplar XXVII / Şiraze
Tümünü Göster