Savaş ve Savaş

75
Görüntüleme

Savaşlar olur.

Olmaya da devam edecektir.

Çocuklara tarih okutulurken savaşlar okutuluyor.

Zaferlerin veya yenilgilerin adıdır savaş.

Kahramanlar çoğu kez buralarda doğar ve ölümsüzleşir.

Gururlandırdığı, onurlandırdığı gibi hüzne de boğabilir kahramanları.

Soğuk bir kelime, savaş.

Kendisi, istenmeyen.

Ama hep olan ve olmaya da devam eden bir olgudur savaş.

Garip olanı da şudur ki, günümüzde hep barış isteyenler çıkarıyor savaşı.

Hücum emri oralardan geliyor.

Hukuki zemini bile var güya.

Sanığın idamına, delillerin toplanmasına” diyerek işgallerin önü açılıyor, insanlığın gözü önünde katliamlar gerçekleştiriliyor.

Sıcak savaş devam ediyor. Dünyanın neresinde Müslüman varsa, ehl-i küfür bir şekilde oralarda cinayetler işliyor.

Müslüman halklar bilinçlenmeli, yaptırım gücü olan İslam Birliği’ni oluşturmalıdırlar.

Onlar hep engel oldular, ama oluşturulma yönünde mücadele sürmelidir.

Onların algı operasyonlarına da alet olunmamalıdır. “Ya Rabbi! İdrakimi arttır.” kutlu sözünü dinleyerek…

Bir de soğuk savaş var. Ekonomik savaş da deniyor hani.

Emperyalizm dolar üzerinden vuruyor bu defa.

Ülkemizde doların yükselişi, körfez ülkelerine Amerika’nın kendi borçlarını ödetmesi, küresel sistem eliyle dayatılan faizler, daha neler, neler…

Kapitalizm ejderhası dişlerini gösteriyor.

Vermesini de almasını da bilirim diyor.

Oysa, mülkün sahibi Allah’tır, gerisi laf ü güzaftır.

Doları yükseltenlerin suçu var da, üretimi yok edenlerin hiç mi suçu yok?

Tarım ürünlerinin alınıp satılanlar karşısında değeri yok mantığı doğru mudur?

Katma değeri yüksek üretime kimsenin bir şey dediği de yok. İkisi de olsun.

Şunu da bilmeliyiz ki;

Gıda savaşları yıllardır devam ediyor ve hastalıklar, hasta insanlar, hastaneler, ilaçlar gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. Ülkemizde sadece tansiyon problemi yaşayan yirmi milyon insan olduğu söyleniyor. İşte savaş bu. Sağlık savaşı veya gıda savaşı…

Almayın, kullanmayın, yemeyin demekle iş bitmiyor.

Biz üretmeliyiz, biz. Hem teknoloji ürünleri üretimi hem geleneksel tohumlarla tarımsal üretim…

Mikro alem olan bedenimizi makro alemle uyumlu yapma savaşını vererek, fıtratı yakalama çabasıyla, “akletmez misiniz?” kutlu emriyle… Kendinle olan savaşı kazanmaya bakarak önce.

Sıcak savaş, soğuk savaş, ekonomik savaş, biyolojik savaş, teknolojik savaş, tarımsal savaş…

Devam ediyor.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Savaş ve Savaş / Ay Vakti
Eğitime Dair / Şeref Akbaba
Dolar / Nurullah Genç
Çok ene’l-hak taşıdım / Selami Şimşek
Dışarısı / Hüseyin Akın
Tümünü Göster