Güz Navigasyonu

284
Görüntüleme

Anısı ve acısı ana yüreği gibi kalmıştı bende
Ne yapabilirdim ki
İnsan annesini nasıl sevemez.
Güzlerin gözü gibi nemli gözlerine baktım.
Göründüm…

Görüldüm aşka, kendime, ermeye, olmaya, gönül sermeye. Güz, tek başına tüm mevsimlerin aynasını taşıyordu. Kendimi gördüm, dökülen son yaprakta. Kendimi aştım, sararmış yaprakların betimlenmesinde.Hazana,sarmaşık düşlerin alacasında suskun zamanlar biriktirdim.

İnsan, kendine hep yazdır. İnsan, huzur ile heyecana bağıl sosyolojik bombadır. Paramparça
zaman arasında, nemli gözlerinin başlattığı Eylül’dü tüm aylar. E’kim dayanır ki hüznün girdabında sararmış anılara. Biz, K’asımın nesliyiz . Bu yüzden “güz “bize diriliş. Bu yüzden
güzün hazan atlasında siyahını giymiş, koşusu bitmeyen atlarız. Güzden akan sevi sözleriyle koştum kendime. Kendimi gördüm, sosyolojik kirlenmeyi yaşayan toplumun içinde.Psikolojik vanası açık vurdumduymazların duyularından sıyrılıp kendime gittim.

Hazan makâmında sustum. Güz, ölüm renginde, solduruyor beyazlarımı. Güz, insanı
kendisiyle tanıştırıyor. Gitmek, mevsim olsaydı güz olurdu. Ölüm, mevsim olsaydı güz olurdu. Ağlamak mevsim olsaydı güz olurdu. Susmak mevsim olsaydı güz olurdu.Sen, yazdın aşka, bu güzü anlamlı kılan da gidişindi.

Güz, bir duruş ve duruşma sahnesiydi. Sahneyi açan bir yaprağın rengindeydi betimlenmeyen gerçek. Gerçeği sarartan amacın nefsindeydi olmak. Olmanın hâsılatına eren düşler ve düşünüşlerin sırrındaydı gönül sermek. Sermenin, varmanın, O’nu bilmenin harflerindeydi muştuların yaprakları. Muştuyu zemheriye taşıyan ılık nitellerin andıydı. Onlarca ılık niteli bağrında büyütüp Arafların raflarını sunan mevsimdi “güz.” Ara/ ılık bir araydı. Ocağımızın soğuması için vakte anılar biriktirirdi. Zemheriyiydi hâl, güncesini unutmuş zamanın aklıydı güz sancısı. Bulmanın akdindeydi her şey. Sana geldim, yazımı yazgına alıştırmak için.

Sen benim hüzün yanıma yangınlar üreten yapıma da uyumlu yapım eki gülüsün. Bense çekim eki, ancak görevimi yaparım. Benim görevim senin çekiminde kalmaktı. Senin çekimin eklerdeydi. Nemli gözlerinde hâl ekleri çekimlenirdi. Gül yüzünde çoğullanırdı hüzün. Yapımı yazdan ılık demlere götüren gözlerindi. Senin hüzünlü gözlerin kışın girizgâhı. Her damlan, kanadı kırık meleklerin sızısıydı. Beni güzün susuzluğuna bırakan bu hâlinin hilalinde tükenirdi nefsim.

– Güneşin vurmadığı gölgede Hacivat ve Karagözü oynuyorum. Üstelik, gölgesiz bir acının diliyle. Üstelik,kendime sakladığım diyemediklerimle. Üstelik, her hülyada savurduğum, her hasrette kavurduğum, her anda eridiğim senli düşlerle. Güz alfabesinde dalları kırılmış, yaprakları sararmış sessiz harfinde, sessizliğimi kapatamıyordu ağlayışın.

Ünlemleri emziren güzün bağrındaydım.
Damlalarına benzeyen ünlemlerin içindeydim…

Ah içimi görsen suskun ünlemler mezarlığı!
Ah içimdeki volkanların halayında ağlayan beni görsen keşke…

Yine aylardan Eylül, yine dökülüyor anılarının yaprakları. Yine sararmış umutların içinde kendime geldim, kendimden güldüm.

Kendimden “düş”tüm son yaprakta. Yine,son yaprağa yazılı bir umuttum.

Sarıldım, kendini unutmuş, seni unutmamış “güz gözlü “yüreğine.Sardıkça kanayan, kanadıkça yeniden sulara , sırlara, serlere, setlere , karıştım. Beni anlıyor musun Güzgülü?

Güzgülü:-Sen benim hüzün yanımın erkeksi yanısın. Her doğan günle bir kez daha ümidimi yıkan tarafımsın. Sen,güz tarafımsın.Ayrılığa ılık ,vuslata ilkbahar ,umuda yazsın.“Olmadı olmayacak” diyen kederin yoldaşı gibi yoluma, soluma bulaşmış gönül kaşifisin. Keşf-i feleğimde ahlarımı eriten üryan bir gelecek aynasısın.

“Ah çıksa gelse şimdi…” Güzü kıskandırsa. Eylül de Haziran olsa… Keşkeler sıradağ gibi boynu bükülüydü.

Şimdiki zaman ne güzel çekimlenir. Bütün ekler iliklerine kadar hisseder.

Geliyor!

Nasıl geliyor…

Dedim ya sen, benim hüzün yanımsın. Söküp atamadığım umut çiçeklerimin bahçıvanı. Uğurböceğimin yolculuk azığı el ‘azizli bir azizdin.

-An’kara.

Bahar gelir , yaz bekler. Yeşerir sözlerinde mevsimler. Her demde içimde soldurmadığım kırmızı düşlerimin gülüsün.

-Umuduna mumlarımı yaktım. Umudumu bağladığım mumyalar, aryalar, arkaik düşlemler kentisin. Sen, benim “güzümsün, “gözümden düştükten sonra.

Öyle deme Güzgülü…

Ben ,senin huzuruna tezdim. Nörolojime enerjik bombalar bağlama. Hücrelerimde her dem güncellenen sevgin varken. Leylice esme ömrüme. Biraz gündüz ol. Biraz aşktan sular akıt. Biraz çiçek gibi gülümse. Başlat ilkbaharı. Ben, razıyım güz olmaya, ben razıyım hazana
refik kalmaya.

Ağlamayı unut. O gözler beni görmek için. Kaç damlaya uğurladın beni? Kaç eylül döküldü? Kaç yaprak, saramadı yaramı? Kaç, kurumuş pınar, kuruyan gözlerini betimleyemedi?

El’azizim şimdi.

Dar vakitler kuşandım. Vakti kuşanan son kuşak dirilişinde unutuldum. Kaybımda güzel düşler var.

“Ne olur kal benimle” şarkısının unutulmaz sesisin. Sesimin” güz”güzelisin. Yalvarışımın marşı gibi kal benimle.

“Sensiz hayatı istemiyorum” cümlesinin sonunda kendime uçurumlar hazırlayıp yüklemin ucunda kaldığım, bir sözünle düşeceğim, bir sözünle ömre, huzura vurgulu olacağım yerdeyim. Güzlerin gözünde başlattığın denizlerim kurudu.

Geceyle gündüzün aşk gözündeyim. Sabahla ile akşamın şemindeyim. Ay da senin şem de.

Ay’şem midir?

Bir numarası var diye hep kaygıların kayganlığında kaldın .

Oysa bir numaram vardı.

O da seni çok sevmek. O da” güzü sabır” bilmekti. Kışın rızasını taşıyıp ilkbaharın yadı olmaktı. Sen, benim hüzün yanımsın,güzleri kıskandıran ben yanımsın.

Aman boş ver, yar olmasa dili, cümleleri, algısı, kurguları benim için aşk. Herkes böyle yazsın. Ben,aşkı bile aramam.

Bütün yitirdiğim hayatımsın. Bütün kelimelerime yüklediğim sözler, özler, iç gözler cemalisin.

“Sen varsan ben varım”

Varmaya varmak.

Olmaya gitmek, gönül sermeye hazır olmak ve ermekti tüm şifre.

-Dualarda sana vardım. Sen varmasan da olur. Seni sabrıma, şükrüme yazdım ki Güzgülü.

Bakışına metelik, gelişine çentik atıyorum. Özlemim, hasretim, erinçler bağım. Bağrıma eklediğim içsel huzurlar seyrim. Hasretime ekli düşler, düşünceler fecri. Yarın ve yarenliğim kışı da aşar.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Savaş ve Savaş / Ay Vakti
Eğitime Dair / Şeref Akbaba
Dolar / Nurullah Genç
Çok ene’l-hak taşıdım / Selami Şimşek
Dışarısı / Hüseyin Akın
Tümünü Göster