adı eylül

125
Görüntüleme

Yılın biraz sarı, biraz kumral mevsiminde kızıla çalan akşamların boynu bükük, masum dilberi. Servi revanı, virane gönüllerin. Yazdan kalma gürbüz saçlarına, neşeli çehrene, işveli- cilveli bedenine, sonbaharın hakimiyetinin çöktüğü gözlenen sevgili… Süzülen gözlerin de, hüznün serencamının okunduğu, melâli yaşamak vakti dercesine; aşina tavırlar takınan aşk perisi… Sıcak mevsimlerin maceracı havasından, ılıman iklimlerin rindâne vakitlerine gönül açan, gül goncası…Şimdi akşamların da yıldızlar biraz sönük, ay biraz karanlık, toprak buruk. Gündüzün de güneş hakeza solgun. Sen, topraktan varolanlara, tabiatın hüznünü aşılayan mevsim. Sen, gürbüz saçlarını aşkın onulmaz yarası karşısında tarayarak; kumrala, kızıla, sarıya dönüştürerek döken.Sana vurgun olanlar, deryalar da vurgun yiyen dalgıçlar gibi. Sana sevdalananlar, terk ederken çığlık çığlık, çılgına dönen kırlangıçlar gibi. Sana yanan, yangınlar da yokluğa mahkum kalan boğaz  yalıları misali. Senin gidişinle vurgun yiyen, çılgına dönen, yanan beyzadeler şimdi kime giryân olsunlar. Söyle, kime?! Sen dönene dek!Söyle umarsız sevgili, hangi bağın bağbanısın, gülüsün, nârısın?.. Bülbülüsün?.. Bir görünür bir yok olursun. Kendini dağıttığın gibi maşûklarını da dağıtırsın.Sen hüzün bahçesinin sarı gülü. Seni bir kez koklayan iflah olmaz. Sana bûse konduran tadını unutamaz. Ne yapar üç mevsimsen yoksun… Heyhat! firâktan alır tadını gerçek aşıklar. Onların işi melâldir, rindâneliktir… Melûl bir hayatın yol arkadaşıdır eylül sevdalıları.”Çok muhabbet tez ayrılık getirir” derler. Biz uzaktan sevenlerdeniz. Vuslatın, aşkın sihrini bozduğunu bilenlerdeniz. Karanlığın gizeminde ararız onu. Ayrılığı tekrar getiren yol kavşaklarında bekleriz yolunu. Gözleriz giden mevsimlerin ardından. Umutlanırız, önünden gelen mevsimlerin ard arda tükenişinden… Bekleriz yolunu, yeter ki gelsin diye; sene de bir kez de olsa… Sen gittiğin zaman bıraktığın yerdeyiz, geldiğin zamanda orada olacağız.        Seni sılaların, kirazların, ekinlerin, nisanların bilmem daha kimlerin arasından beğendik. Senin kalbinin ateşinden aldık, kış ateşini. Senin nazar edişlerinden bulduk kara sevdalıların, yitik eşini. İşveni, kaş-göz edişini, baygın bakışını mevsimlerin arasından seçtik, beğendik. Aya sor, yıldızlara sor, geceye-gündüze sor!.. Ne firâklar yaşadık senden önce. Ancak seninle yaşadığımız firâk, bir başka zevk veriyor aşık gönlümüze. Kesretinde yaşıyoruz, vahdetin coşkun zirvesini… Senin vakarının, saffetinin, bilhassa o anlatılmaz iş ve edânın meftunuyuz. Adı eylül, melâlin rindâne sevgilisi

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zamanla yarış olur mu! / Naz Ferniba
yüz yüze, güz güze / Reşit Güngör Kalkan
yalnızlığın göğünde çoğalır ıssız çığlıklar... / Necmettin Evci
ver bana gözlerini bu yolum ırak / Şeref Akbaba
vadideki gökyüzü / Mustafa Burak Sezer
Tümünü Göster