hz. ali den vecizeler

238
Görüntüleme

Bir ay kadar önce değerli edebiyat araştırmacısı Doç. Dr Adem Ceyhan Bey yeni çıkarmış olduğu “Türk Edebiyatı’nda Hazret-i Ali Vecizeleri (Öncü Kitap, Ankara 2006)” isimli kitabını tarafıma göndermişti. Yazarın daha önceden de aynı konuda yayımlanan çeşitli makaleleri vardı. Makaleler gibi kitabı da büyük bir zevkle okudum ve bazı notlar aldım. Klasik bir kitap tanıtımından ziyade konuyla ilgili almış olduğum notlardan hareketle aşağıdaki yazı ortaya çıktı. Ay Vakti okuyucularıyla paylaşayım istedim. Bir düşünceyi ve bir duyguyu en az kelimeyle, en özlü biçimde anlatan sözlere “vecize” denilmektedir. Vecizeler, kısa ve özlü oluşları bakımından atasözlerine benzer, fakat adı bilinen bir kişi tarafından söylenmiş olmaları yönüyle onlardan ayrılır. Sırf özlü söz söylemek gayesiyle müstakil olarak meydana getirilen vecizeler bulunduğu gibi, bir yazarın eserinin değişik yerlerinde dağınık bulunan özdeyişler de vardır.Çeşitli kütüphanelerde “Sad-Kelime” ismiyle, Hz. Ali’ye ve diğer üç halifeye nispet edilen Arapça, Farsça ve Türkçe vecize derlemeleri, Müslüman milletlerin edebiyatında kırk, yetmiş, yüz, beş yüz, bin… gibi muhtelif sayılardaki hadis derleme geleneğinin bir benzeri olarak Hulefâ-i Râşidîn’in sözlerinin de toplandığını göstermektedir. İlk üç halifeye nispet edilenlere nazaran Hz. Ali’nin vecizelerini içine alan eserler daha fazladır. Bu durumun sebebi, Hz. Ali’nin on beş sene kadar Hz. Peygamber’in evinde ve daha sonra da hayatı boyunca umumiyetle yakınında bulunmasıyla açıklanabilir. Bundan başka onun, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın hilâfetleri sırasında ilimle uğraşmaya daha çok zaman bulabilmesiyle ilgilidir.Çocukluk çağından itibaren Hz. Muhammed’in terbiyesi altında büyüyen, ona ilk inananlardan, onun en yakınlarından ve en çok sevdiği insanlardan biri olan Hz. Ali’nin, bütün dinî bilgilerinin kaynağı, Hz. Peygamber’dir. Bu itibarla onun hikmetli sözlerinde Hz. Peygamber’in hadislerinin tesirinin belirgin olarak görülmesi gayet tabiîdir. Hz. Peygamber olmadan, Hz. Ali’nin Hz. Ali olması düşünülemez. Çünkü onun dinî, ahlâkî ve hikemî bütün ilim, irfan ve faziletinin birinci kaynağı Kur’an, ikincisi ise Hz. Peygamber’in sünnetidir. Hz. Peygamber ve onun râşid halifelerinden sonra kitaplaştırılan hadis, fıkıh, tefsir gibi İslâmî ilimleri en iyi bilen sahabelerden biri olan Hz. Ali’nin, hutbe ve nasihatlerinde daima hadislerden istifade ettiği, o kıstaslara dayanarak söz söylediği muhakkaktır.Hz. Ali’ye isnad edilen ve günümüze kadar gelen bazı manzum ve mensur sözler, onun büyük bir âlim, kâmil bir insan ve devlet adamı olduğu kadar, büyük bir edip ve hatip olduğunu da gösterir. Meselâ Mısır’a vali olarak tayin ettiği Mâlik el-Eşter’e gönderdiği Ahd-nâme, asırlar boyunca pek çok dile çevrildiği gibi, Türkçe’ye de defalarca tercüme edilmiştir. Hz. Ali torunlarından Seyyid Radî (v. 1015), onun bazı hutbe, söz, öğüt, vasiyet, mektup ve vecizelerini “Nehcü’l-belâga” adıyla derlemiş; Radî’nin kardeşi Şerif Murtaza (v. 1044) ise Hz. Ali’ye nispet edilen şiirleri toplayıp kitaplaştırmıştır.Hz. Ali’nin 40, 100, 1000 gibi belirli sayıdaki vecizesinin derlenmesinin sebepleri, denilebilir ki, Müslüman müellifleri Hz. Peygamber’in 40, 100, 1000… hadisini derlemeye sevk eden sebeplerin benzeridir. Yani insanlar “Allah’ın aslanı, Hz. Peygamber’in amcasının oğlu, onun terbiyesi altında büyümüş, en çok sevdiği arkadaşlarından biri, damadı ve dördüncü halifesi, ilim şehrinin kapısı…” olan Hz. Ali’nin şefaatine mazhar olmak, cehennem azabından korunmak, hayır dua almak, rahmetle anılmaya vesile kazanmak, Hz. Ali’nin ruhaniyyetinden yardım ummak, sıkıntıları unutmak, faydasız geçen zamanı telâfi etmek, din kardeşlerine bilgi ve öğüt vererek Allah’ın rızasını kazanmak, geçmişlere uymak, dost ve talebe ricasını yerine getirmek, ilim ve sanattan nasibi olduğunu göstermek, âlimler arasında üstün görünmek, derslerde istifade edilmek, şahsî görüşleri anlatmaya imkân bulmak… gibi sebeplerle bu vecizeleri toplamış, tercüme ve şerh etmişlerdir.Dört Halife’nin sözlerini derleme, tercüme ve şerh etme geleneğinde çoklukla görülen “yüz” sayısının tercih edilmesinin nedeni biraz da “Esmâ-i Hüsnâ” ilgilidir. Bilindiği gibi Hz. Peygamber’in “Allah’ın 99 ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennet’e girer. (O tektir, tek olanı sever)” mealinde bir hadisi rivayet edilir. İbn Mâce’nin rivayetinde  esmaü’l-hüsnânın sayısı “Ahad” ismiyle birlikte 100’e çıkarılmıştır. Söz konusu hadiste geçen 99 sayısı, Müslüman şair ve yazarları Hz. Peygamber’in yüz veya yüz bir hadisini derleme ve tercümeye sevk ettiği gibi, bu geleneğin bir benzeri yahut devamı olarak onun Dört Halife’sinin yüzer sözünün toplanma, çevrilme ve açıklanmasındaki etkenlerden biridir.Yine Hz. Peygamber’in ümmetine namazlardan sonra toplam olarak 99 veya 100 kere okumalarını tavsiye ettiği tesbih, tahmid ve tekbir de Dört Halife’ye ait “yüz söz”ün derlenmesinde, tercüme ve şerh edilmesinde etkili olmuştur.Hz.Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın vecizeleriyle birlikte veya onlardan ayrı olarak Hz. Ali’nin sözlerinin ilk defa ne zaman ve kimin tarafından derlendiği konusunda kesin bir şey söylemek kolay değildir. Bununla birlikte, Hz. Ali’nin yaşadığı yıllarda sözlü ve yazılı olarak nakledildiği muhakkak olan hutbe, hitabe, şiir ve vecizelerinin, daha sonraki yüzyıllarda kaybolmasını önlemek için, sevenleri ve torunları tarafından kayda geçirildiği bilinmektedir.Çoğu zaman yanlışlıkla hadis olarak aktarılan bu vecizelerden bazı örnekler verelim. İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar. Kendini bilen Rabbini bilir. Kişi dilinin altında gizlidir. Dili tatlı olanın, dostu çok olur. Söyleyene bakma, söylenene bak. Kötü ahlâkla şeref olmaz. Takvadan daha yüce bir soyluluk yoktur._ İslâm’dan üstün şeref yoktur. Haramdan kaçınmaktan daha güzel sığınak yoktur. Dilini neye alıştırırsan onu söyler. Kişi bilmediğine düşmandır. Değer ve derecesini bilip de haddini aşmayana Allah rahmet etsin! Kalabalık arasında öğüt vermek azarlamaktır.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

zamanı gözlerinden yakalamak / Eyüp Azlal
yokoluşun cazibesinde yaşamı düşünmek / Necmettin Evci
yirmi beş ıssız gece-2 / Mazlum Civan
Yalnızlık Büyütüyor Seni Diyecektim / Nurettin Durman
yakındır / Alâaddin Soykan
Tümünü Göster