saklı mektuplar XXIV

251
Görüntüleme

Selahaddin Eyyubi devri idi                                                                                           bir at şahlanıp doğu’ya yöneldi       sin’dimim’divav en şık duruşunu alıverdikağıtlar dolunca bütün hâller suya işlendidervişler bir bir giderken bir ah işitildi deAltay titredi dedim “hayat”, dedim “ey hayat”, dedim “hayat mayat” Şiraze. eski ve kaba ve biçimsiz binaların duvarlarından dökülen tozları, yerde serili duran muşambanın yırtık yanları, perdesiz pencerelerden görünen gökyüzünün süzülen gri tonları ile hayat geçiyor Şiraze. zor ya da kolay, düz ya da dik, az ya da çok, dar ya da geniş günleri giyinip oturuyorum. balta girmemiş ormanlar kadar özgür, susuz topraklar kadar hazin yanlarımı bir araya getirip en verimli dönemini yaşayan ressamın mahâretiyle Asya steplerine çiziyorum ne duydum, ne buldum Şiraze. seni gören zehr içmiştir elinden, oldu türab gayrı kemyâb ben de şiraze ol sebepten; harab, bîhâb, bîtab ahdettim, ahdettim, ahdettim; bitirmeyeceğim seni bitene kadar hayat biliyorum ki paha biçemediğimsin. bihtersin, bekâya ertelediğimsin.biliyorum ki Şiraze; buram buram sızı; belki Sina’da, belki Mina’da bekleyen tını, her nazardan sakındığım en mahrem yanımsın.Şiraze sen; benim benden kaçırdığım, benim benden sakladığım bir endâm-ı hayâlsin.düşüm, huzur ü sükûnum, sürurum; çehresi ay, varlığı hayy, yokluğu vay Şiraze.gecelerde göğe doğru seyrimiz; mahyalardan bakıyorum, ne varsa sende bana yasak; sokaklarında, tozlu yollarında, yosun kokulu avlularında her ne ise karşılaştığım tuzak; öylece, taş dama asılmış bir eski hasır gibi kalakalsak; değil senin, değil benim, ummana batan gemileri birer birer yaksak; sekizinci rengim, beşinci mevsimim, keşfedilmemişim Şiraze; yani ki imkânsızın altına atılmış imzam, adı “meyl” koyulmuşum… bunca âşıklık temrini arasından sıyrılıp tarihe yazılmak zor Vera, Jeinka, Aklemina ile Anişoura sus mağarasının eski dersliğinde mârifet üzerine tâlimdeler tütsüler, karanlığın fısıltısı bir de rutûbet Aşkı zevke tebdil ettiler / hevâ                                                                                        her gelene eşlik eder Aşkı gecelerin karanlığında lekelediler / keza Aşkı sığ zeminlere kilitlediler / eza çendan Şiraze      ben böyle nereye bir bilsem. ben böyle terk-i diyar, ahkar, agrar, aguş-i bîkarar.gökten kurbet akar azar azar.Hazar! sana geldim kıl karar. kıl karar Şiraze eyleme beni ey’leme beniŞiraze’den Şiraze’ye… jaledârım, bu gece vakfedeyimtulû et vechini göreyim

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

yüreğim tetik ve kavi / Taner Taştekin
yirmi beş ıssız gece / Mazlum Civan
yenildim sana hüzün / İsmail Bingöl
yâre, yâre / Alâaddin Soykan
taze mezar / Kamuran Bate
Tümünü Göster