Şiirin Arka Bahçesi: Mücahit Koca

138
Görüntüleme

“İmbikten geçirir gibi incelt incelt dizeleri ustaya sun/
Tezden kurtul yokluk düşmandır sana bana”
M. Koca

Mücahit Koca; geçişe kök salmış, yansımalarla bugüne gelmiş atalar sesini yeni bir çığlığa devşiren bir şairdir. “Ebcedhan(1987)’la başlayan şiir macerası, “Rubaîler(2017)”e varıncaya kadar bereketli bir devinimle devam etti. Geriye dönüp bakıldığında otuz yıllık yayın hayatına onlarca kitap sığdırdı. Şiir dışında hikâye, roman deneme, biyografi ve günlük türlerinde eserler verdi. On iki kitaplık şiir külliyatıyla hiç şüphesiz öne çıkan kimliği “şairliği” oldu.

Koca, tarihten ve geçmiş medeniyetten beslenen bir şairidir. Şiir izleğinde geçmişin kutlu sayfalarını ibikten geçiren şair, gerçekte neyi kaybettiğimizi sorgular. Bu yönüyle Cahit Zarifoğlu ile Sezai Karakoç arasında gidip gelen bir üslup ve içerikle karşımıza çıkar. Şiirdeki mısra kuruluşu, ifade tarzı ve imge dünyası onun bu tarih ve medeniyet tasavvurunu dışa vurmada belirleyici unsurlar olarak görülebilir.

Dünya kayıp gitmeden ayağının altından
Sana büyük depremin diriliş şöleninde
Gönülde doğan geleceğim
Hicri yüzyılın başında tarihle doğum sözleşmesi
Bir gökyüzü davetinde
Heyecanın en koyu rengiyle
Yapacağını düşün diyordu zamanın şerefi. (Ebcedhan, s. 15)

Şiirin miladı, şairin kalem ve kâğıda dokunduğu anda başlar. Lakin gök çağrısına uyarak şiirle hicri bir sözleşme yapmak apayrı bir şeydir. Koca, diriliş şölenine katılan şuurlu bir şairdir. Onun şiirinde “yeryüzü halifesi olan insan”ın evvel zaman düşü ile ümitli dirilişi vardır.

Şiir, biraz gelenek biraz da şekildir aynı zamanda. Koca, “Alaturka Divan”da klasik şiirimizin alışılmış kalıplarını dener. Mürettep bir divanda yer alan nazım tür ve şekillerini “serbest ölçüyle” kendi tarzıyla örneklendirir. “Münacaat”la başlayan “Alaturka Divan,” gazel, rubai ve beyitler silsilesiyle devam eder. Bu eser, Koca’nın kadim gelenek bilgisini, şiire bakışını ve duruşunu da özetler.

Koca, altıncı şiir kitabı olan “Kudüs’e Ağıt”ta iman etmiş bir yüreğin Ortadoğu ve Balkanlar’daki hissiyatını ortaya koyar. Eser, Kudüs’e ve Bosna’ya ithaf edilmiştir. Bu coğrafyalardaki sembol isimler ile çekilen acılar, “uyarıcı” bir dille anlatılmış, dirilişin önemi ve kutlu direnişin panoramik resmi çekilmeye çalışılmıştır.

“Yeni Yürek”te daha çok iç dünyasının renkli sayfalarını sunan şair, “akıldım, gönle büründüm/tek aşk taşır beni” diyerek bir anlamda “hamdım, yandım, piştim” dergahına, post serer. Koca, bu eserde şiir tekkesine şair olmanın hafifliğini yaşatır.

Son şiir kitabı “ Rubaîler” gönül sazını kuşdiliyle süslediği bir arzuhaldir. Dün de bugün de anlaşılmayan şairin sitemi, rubai olup dile gelmiş:

Mağara cağında şair
İnternet cağında şair
Ne mumyacı ne ressam
Kuş dilidir sözün şair.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Hal ve Temyiz / Ay Vakti
Nasıl Yoğrulmuş Olduğuma Dair / Alâaddin Soykan
Her Yanım Yâr / Selami Şimşek
Acının Tadına Doyum Olur mu? / Kadir Gültekin
Kederidir Nesrin Hanım’ın ki Şiir; Göğsündeki Gize... / Ali Yaşar Bolat
Tümünü Göster