Gülşah N. Maraşlı ve Osman Fahir Seden ile Türk Sinemasında Düet

229
Görüntüleme

Ülkemizde yetersiz de olsa sinema kitapları yayınlanmakta. Bunların da bir çoğunu çeviriler oluşturmakta. Kitap yazan, özellikle de Türk sineması üzerine araştırma yapanlar neredeyse yok denecek kadar az. İşte böylesine ender ortaya çıkan çalışmalardan biri daha geçtiğimiz haftalarda yayın hayatına merhaba dedi. Elips Kitap’tan çıkan “Osman Fahir Seden’le Türk Sinemasında Düet” üzerine, yazarı Gülşah Nezâket Maraşlı ile konuştuk.

Kitabınız, beş ana bölümden oluşmakta. Bölümleri biraz anlatır mısınız?

Kitap, beş bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Kemal Film ve tarihi, ikinci bölüm Seden’in hayatı ve sineması, üçüncü bölüm Seden sinemasının genel değerlendirmesi, dördüncü bölüm Seden’in hayatındaki son konuşma ve beşinci bölümde film dizini yer alıyor.

Seden hakkında kitap yazma fikri nereden çıktı?

1998 yılında Üsküdar Fm’de yapmış olduğum “Sinema” isimli programıma gelen Osman Seden, programdan 2 ay 10 gün sonra vefat etti. O gün çok güzel vakit geçirmiş ve harika bir program çıkarmıştık. Yayın yönetmenimiz Özgül Çiçek ile birlikte Seden’le harikulade bir kulis konuşması olmuştu. Sonrasında bu güzel sohbet stüdyoda devam etti. Vefat ettikten sonra, Türk sinemasında böylesine önemli bir şahsiyetin son sözlerinin gizli kalmaması gerektiğini düşündüm. Önce işe radyo programının metinlerini çözerek başladım. Ama o metinlerin zayıf kalacağını düşünüp başka neler ekleyebilirim diye araştırmaya girdim. Ve araştırdıkça karşıma bir deryanın çıktığını gördüm. O derya, Türkiye’de ilk Türk müteşebbislerin kurduğu bir film şirketi olan Kemal Film’in varisiydi. O halde Kemal Film’in tarihine de yer vermeliydim. Böylece, 1800’lü yıllardan alarak ülkemizde sinemanın gelişimi, Kemal Film’in kuruluşu, Osman Seden’in babası Kemal ve amcası Şakir Seden kardeşler, Muhsin Ertuğrul ve Fuat Uzkınay dönemi derken Seden’in o engin dünyası hiç bilinmeyen taraflarıyla ortaya çıktı.

Kitapta bir çok yeni belgeler, resimler var. Daha evvel hiç gün yüzüne çıkmamış olan bu belgelere ulaşmak oldukça zor olmuştur herhalde?

Zaten kitabın yazım aşaması neredeyse 3 yıl sürdü. Seden ailesi bugün adeta ikiye bölünmüş. Kemal Seden’in torunları ile Şakir Seden’in torunları birbirlerini tanımıyorlar. Ben ailenin kalan diğer yarısına da ulaştım. Onların elinde muazzam belgeler vardı. Özellikle Ali Efendi’nin torunu Necla Akgün Hanımefendi’den çok mühim belgeler aldım. Mesela Ali Efendi’nin hiçbir yerde resmi yoktur. Bir tane var, herkes onu kullanıyor. Şakir Seden’in de öyle. Daha evvel yayınlanmamış Osmanlıca belgelere ulaştım. Hatta sırf bu kitap sayesinde Osmanlıca öğrendim. Bütün bu belgeleri toparlamak ve tarihi sıralamaya sokmak epey güç ama bir o kadar da zevkliydi benim için.

Kitabın en ilgi çeken yanlarından biri de Ayhan Işık, Muhsin Ertuğrul gibi isimler hakkında kimsenin bilmediği önemli ayrıntıların olması. Bunlardan da bahseder misiniz?

Muhsin Ertuğrul’un Darülbedayi’den kovuluşu gibi mesela. Bunu kimse bilmez. Herkes Ertuğrul’u göklere çıkarır. Ama onun da muhakkak eksik tarafları vardı, bunu görmezlikten gelemeyiz. Onun sayesinde sinema, ilk yıllarını hep tiyatronun gölgesinde geçirmiştir. Tabii yararları da vardır muhakkak. Kitapta buna benzer bir çok yanlışın tashihini de yapıyorum ayrıca. Özellikle de sinema tarihimiz hakkında bazı yanlış bilinen tarihler ve bilgiler, belgelerini ortaya koyarak düzeltilmiştir. Ayhan Işık hakkında da gerçekten ilginç bilgiler var. O kimilerine göre çok iyi bir oyuncudur ama mesleğe yeni başladığında gerçekten öyle miydi? Lütfi Akad’dan edindiğimiz bilgilere göre, Işık, ilk filminin ilk çekim gününde çok kötü bir oyunculuk sergilemiş. Osman Seden ve yönetmen Lütfi Akad, ondan vazgeçmeye karar vermişler. O gece Lütfi Akad işin içinden nasıl çıkacağını düşünürken, aklına bir formül gelmiş. O yıllarda yayınlanmakta olan Lassise isimli  bir filmde, başrol oyuncusunun köpek olduğunu hatırlamış. Halbuki köpek oyunculuktan ne anlar? Ama bakışıyla, duruşuyla sanki filmde oynuyor hissi verilerek çekilmiş. Lütfi Akad da Ayhan Işık’la bu formül üzerinden çalışmış.

Gerçekten ilginç! Peki kitabın ismi neden Düet? 

Kitapta Osman Seden’in bugüne kadar hiçbir yerde yayınlanmamış yazıları yer alıyor. O metinlerle benim metinlerim iç içe geçmiş durumda. Yani ben anlatıyorum, sözü Seden’e bırakıyorum, Seden başlıyor ben devam ediyorum. Böyle bir düet yaptık ve bu, kitabın içine intizamlı bir kurguyla yerleştirildi.

Gerçekten ilginç bir kitap, ciddi bir araştırma. Çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yüreğim Tetik ve Kavi / Taner Taştekin
Yirmi Beş Issız Gece / Mazlum Civan
Yenildim Sana Hüzün / İsmail Bingöl
Yâre, Yâre / Alâaddin Soykan
Taze Mezar / Kamuran Bate
Tümünü Göster