Acıdan Pay Almak

Filistin’de abluka sonrasında görülmesi bile vahşet olan sahneler, Bağdat semalarından kırmızı boyasını akıtmaya devam eden savaş ve işgal. “Yanlış hesap Bağdat’tan döner mi” bilmiyorum; ama, yanlış hesap yeni dünya düzenini çarpanlara ayırmakla; Asya, Ortadoğu ve Anadolu ekseninde olmak üzere, farklı mecralarda da yeni paktların kuruluş sinyalini vermektedir. Tek kutuplu dünyada güç ve hukuk paraleli, farklı merkezlere kayarak, çok sesliliğin önünü açmaktadır. Kökleri tarih yazmış ülkeler ve milletler, Balkanlar’da ısıtılan ve Ortadoğu’ya kayan sıcak savaş ikliminin kendilerini de fırtınaya sürüklediğini fark etmektedirler. Bu doğum sancısı, yüzyıllara varan devlet tecrübesiyle, Anadolu’yu da ön plana çıkarmaktadır. Bugün Anadolu sadece jeopolitik açıdan bir merkez değil, Türkiye’ye yönünü çevirenlerin öncüsü konumundadır. Öncüler kışla ya da kukla değil, kulvar açan konumunda olmalıdır. Yönünü Bağdat’a çeviren silahların, yarın istikameti hangi merkez, hangi ulus olduğunu kestirmek zor olmasa da, savaş sonrası planların uzun vadeli olduğunu da bir kenara kaydetmek ve unutmamak gerekir. Bu sebepledir ki, bu topraklarda yaşayan herkes, illeti başkaları tarafından konuşlandırılmış bir savaşa başından beri karşı çıkmaktadır.

Sebep ve sonuçları hemen herkes tarafından önceden bilinen savaş; gözyaşı, hüsran ve telafisi imkânsız ölümler ve yıkımlarla neticelenmiştir. Pozitif kamuoyu çabaları, haklı gerekçeler ortaya koyma girişimleri acıları dindirmemiştir. Acılar aspragas haberlerin dindireceği kadar soyut değildir. Acılar toprağa düştükten sonra yüzyıllarca yeşerir ve hatırlandıkça sulanır ve çimleşir. Acılar ağıt olur, ninni olur, şarkı ve türkü olur. Acılar destanıdır yaşayanların. Kahramanları kim olursa olsun, bu destanlar göz yaşlarının oluğudur. Acılar gidenlerin mirası olduğu gibi, kalanların yüreğinin parçasıdır. Lime lime olur bazen yürekler ve taşıyamazlar, onlar da yenik düşerler acılara. Gidenler ve kalanlar ortak yaşarlar acıları… Anadolu insanı iç içedir acılarla… Yaşamış, bağrına basmış, destanını ve türkülerini yazmıştır. Bu sebepledir ki Irak’ta olup bitenleri daha iyi anlamakta, kan ve gözyaşının medeniyet olamayacağına inanmaktadır. Bilakis, insanlığın birikimlerini yok etmek ve harabeye çevirmekte mahir olduğunu bilmektedir savaşın.

İmam-ı Azam Ebu Hanife, Maruf Kerhî, Cüneyd Bağdâdi, Abdülkadir Geylani, İmam Kazım Musa, İmam Muhammed Taki, Bişr Hafî , Haris el Muhasibi, Hallac Mansur ve daha nice İslâm büyüklerini bağrında barındıran Irak ve Kudüs misyonuyla Filistin topraklarıdır bugün acı tarlası olan merkezler…

Tüm dünyanın gözleri önünde cinayetler işleniyor, insan onuru yerle bir ediliyor, acımasızca katliamlar yapılıyor. İnsanlığa özgürlük ve hayat bahşedeceğini söyleyenler, esas niyetlerini saklamakla beraber, Ortadoğu planının bir parçası olarak kan akıtmaktan ve zulüm yapmaktan geri kalmıyorlar. Ortadoğu’yu paylaşmak isteyenler ya da kendi merkezlerinde zulüm sergilemekten geri durmayanlar çeyrek asırdır unutulmayacak zulümler yaptılar ve cinayetler işlediler. Doğu Türkistan, Bosna, Çeçenistan, Afganistan, Irak, Somali, Filistin…

Bugün emperyal ibrenin nereye kayacağını kestirmek zor değil.

Zor olan, zulümle âbad olunamayacağını bilmektir.

Kolay olansa, imar olanı tarumar etmektir.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yüreğim Tetik ve Kavi / Taner Taştekin
Yirmi Beş Issız Gece-1 / Mazlum Civan
Yenildim Sana Hüzün / İsmail Bingöl
Yâre, Yâre / Alâaddin Soykan
Taze Mezar / Kamuran Bate
Tümünü Göster