Eylülde Yaşamak

99
Görüntüleme

’Âlem-i insaniyetin  hizmetine sunulmuş, her noktasında hakim bir sanatçının mührü bulunan, dünya denilen, seyrangâh’ta her şey zikir, fikir ve şükür ile RAHMAN’a dilbestedir.’’
Bediüzzaman Said Nursî
Eylül! Şimdi, gün dökümü gibidir haşri anlatır dökülen her yaprak… Kuruyan her dal yeniden dirilmek, yeniden filizlenmek için soyunur.Eylül içinin döküntülerini asar ağaçlara, bu eczanedeki macun ve tiryaklar, kimyagerin izniyle çeker arzdan yemişlerini.Küre-i arzda yorgunluğunu bir bir silkeler üzerinden ve nöbet değişimi başlar sanki…Nebâtatın raksı durmuş, cezbeleri dinmiştir adeta. Yerini rüzgâr senfonisinin eşliğinde hüzün makamındaki sedâlara bırakmıştır. Gülistanlardaki güller büker boynunu, bülbül figânla dağlar yüreği…
Yüzümde savrulan eylül nefesi, bülbülün ağzından figânını alıyor.Şimdi vakit ses/sizlik…Bahardan kalma dallarım tomurlarını dökmekte… Ayağıma bağladığım urganı kesip attığım vakit:Eylül! O gündü, aşka düğümlendiğim… Yorulmuşluğum… Bahardan kalma, bu yürek ağrılarım.Bildin mi?Eylüldü. Eylüldü zaman… Elimde sahaflardan aldığım bir Eylül romanı… Aşkların başladığı, bittiği Eylül’de… Bir roman ve bin hayat… Toynaklarında toz bulutu gibi geçip giden ömür…Sonra içimde hazana gönül koyan bir  göç başlıyor, kuşlarla birlikte… Turnalar haldaşım… Kül rengi bulutların seyrinde başlıyor hicret…Zaman, eylüldü diyor her ses.Her şeye alıştığım, her şeyden vazgeçtiğim, Eylül…Ne vakit yüzükoyun uzansam mevsimlerim yatağına, Eylül’de tostoparlak oluyor ayak ucumdaki gölgem. Hakîkati keşfetmiş bir seyyah gibi seyre dalıyorum kâinatı, penceremden rahmet bulutlarının, kapıların açılma emrini beklediğini seyrediyorum.
Biliyorum, aşk ile açılacak kapılar ve döküntüleri toprağa harmanlayacak. Güz çiğdemleri pembelerini savuracak ortalık yere… Zaman kalırsa baharda toplayacağız yemişlerini.Hele bir toprak çeksin nefesini.Sonra güz güneşi vurur alnımıza, sonbaharın içimizde uyandırdığı hüznü, keyfi, yalnızlığı, melankoliyi, ölümü ve yeniden doğuşu, sararmışlığın, çürümüşlüğün verdiği acıyı, anıların yükünün altında ezilişini, geçmişin asla geri gelmeyeceğini, duyduğumuz derin pişmanlıkları ve yeniden başlayabileceğimizi müjdeler bize.
Ah güz çiğdemleri!Teskînine muhtacız…Bitir gayrı, şu sararmışlığın, çürümüşlüğün verdiği acıyı.Bitsin gayrı anıların yükünün altında ezilmişliğimiz. Müjdele ve duyur bize; duyduğumuz derin pişmanlıkları ve yeniden başlayabileceğimizi…
Başka yüzü de var Eylül’ün. Allah’ın boyası ne güzel!Tüm gizemi ve hüznü , nizâmi hareket içinde seyrediyoruz.Dirilmek için ölmek gibi bir şey…Uykuya hazırlanıyor âlem… Ömür döker gibi dalında yaprak, titretiyor rüzgârın saltanatı şimdi…
Ne zaman Eylül düşünsem gurbetler dolar içime. Her  Eylül  ben  biraz daha ihtiyarlarım. Kuşların ardı sıra göçesim geliyor.Hazanı terk edemem!Gazel döker içim, yeniden dirilmek için…
Eylül’de…
Her şey Eylül’de başlar ve biter Eylül’de…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Türkçe Dilbilgisi / Ay Vakti
Gogol’un Kaputu Sihirli miydi? / Ahmet Sıvacı
Eylül’de Yeniden ve Yine Ölebilmek / Nesrin Çaylı
Ömrümüz Eylül Arası / Reşit Güngör Kalkan
Sana ve / Bu Yüzden / Her Şeye Veda / Taner Taştekin
Tümünü Göster