Saklı Mektuplar -XIII-

214
Görüntüleme

“yağmurlar yağardı ve sen çay içerdin
eline  her kalemi alışında ‘durum bundan ibaret ‘
diye notlar düşerdin hüzzam yüklü
teksir kağıtlara, yaşanmışlara, yaşananlara
bir de yaşanacaklara dair…”

sabahları yağmur düşerdi yollara
ben düşerdim yağmur damlalarına, bir başka hoşluk içimde
tanıyan tanırdı, tanımayan tanımazdı
bir dokundular mı bir dahası olmazdı
kaçardım ya ben, ya kaçarlardı benden
bir günah koşardı peşimden
korkardım…
Çok eskidendi sanki Şiraze, bundan kırk asır mı öncedeydi, yoksa bin asır mı geride yaşandı bitti. hiç bilmiyorum, bilemiyorum. birbirine giriyor yaşanmışların tümü. çözemiyorum düğümlerini, çetrefilleşen dönemleri ayıramıyorum birbirinden. beceremiyorum Şiraze. yaşandı bitti’ler hep öyle kenetlenmiş duruyorlar sayfaların üzerinde. belli ki istemiyorlar dokunulmayı,belli ki onlar da küsmüşler birşeylere, belli ki terkedildikleri yerde kalmak arzuları Şiraze. ben de anlıyorum ki birileri hep küsüyor. birileri hep kızıyor. birileri hep çekiliyor hayatımdan.
her şeyi kaybediyoruz Şiraze. sen beni, ben seni… her şeyimizi zamanın “geçmiş” safına bırakıyoruz. kimileri eskiyor Şiraze. kimiler yitiyor Şiraze. kimileri kayboluyor Şiraze. ne kadar da üzülsek, ne kadar da dövünsek, ne kadar da devirsek yüzümüzü… eskiyen, yiten, kaybolan gelmiyor Şiraze. boynumdaki fular uçuyor rüzgara kapılıp. bir acayip bakıyorum uçuşuna, nasıl böyle deli divane. rüzgara âşık olmak zordur Şiraze. bilir misin rüzgar acıtır hep. ne hızına yetişir sevdalı, ne dokunabilir tenine, ne görür güzelliğini, ne de aşk cümleleri duyar dilinden. bir deli hırçınlıktır onunkisi Şiraze, eser geçer. sevdalı kanatlanır ardısıra. Rüzgar umursamaz, rüzgar dönüp bakmaz Şiraze. hep haşin, vurur yerden yere, yetmez alır yerinden yurdundan fırlatır uzak ve alakasız yerlere, yetmez savurur da savurur. Şiraze ben rüzgarın girdabında, ıslıkları kulağımda, içimde o titreten hep üşüten soğuğu, durmak nedir bilmez yorgunluktayım. yağmur da yağıyor üstelik. eskimeyen bir fistan üzerimde, az kala sona döküyor çizgilerini. bir çilek en kırmızı haliyle yanaşıp, “ye beni” diyor. “ben çilek severim.”elimi uzatıyorum tutayım diye. avucuma düşer düşmez yakıyor elimi. bir çığlık bırakıyorum havaya, karşımda asılı kalıyor. çığlık çığlık bağırıyor, çığlık çığlık bağırıyor; kulaklarım acıyor, içim bulanıyor. avucumda kalan bir çilek acısı, bir de karşımda çığlıklarım; yağmur da yağıyor üstelik.eskimeyen fistanım en çizgisiz haliyle, üzerimde.bir delinin arta kalan yanıyım Şiraze.bir delinin en deli hâliyim. neredesin Şiraze?
Şiraze sen arayıp bulamadığım, Şiraze sen sesini duyamadığım; Şiraze sen en uzağım, en yakınım, en telaşım, bir de en aşkım. yağmur da yağıyor üstelik. aşk bu anlatılmıyor işte. yaşansa farkına varılmıyor, bulunsa tanınmıyor, yakalansa hemen kaçıyor, ben “mor” desem yeşil çıkıyor. yeşil de aşk’a bence Şiraze hiç yakışmıyor. üstelik yağmur da yağıyor. ıslak bütün yeni çiçeklenmiş ağaçlar. ıslak bütün şemsiyesi olanlar. ıslak bütün şarkılar. ıslak Şiraze. bir ıslandım mı bitiyor, ne acı ki uçamıyorum Şiraze. sen beni bırak Şiraze, nasılsa ben hep seninleyim…
Şiraze’den Şiraze’ye….

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Ay Benimle Ağladı / Şükran Işık
Erguvan / Mustafa Oğuz
Şiir Konuşuyor / Emre Şimşek
İstiare Zamanlar / Mehmet Yüzücü
Sen ve Sen / Recep Garip
Tümünü Göster