Taş Kırmak

202
Görüntüleme

Taş kırmak… Daha bir ustalaşmak taş kırmakta. Varyoz vuran el tek olsa da, taşı kıran el tek olsa da, kaç devir yapar, kaç insan gücü harcanır. Taşa her vuruluşunda kıvılcımların göğe yükselişi, taş parçalarının sağa sola savruluşu ve sonunda parçalanışıdır esas olan. Taş kırıldığında son hamleyi yapandır taşı kıran ama, müşterek çabanın sonucudur bu. Birlikten doğan kuvvetin birey adına tanımı yapılsa da, birlikten doğan gayret ve çabanın taşı kırdığı da bir gerçektir.
Sonuca gidebilmek için müşterek çalışmaların bir plan ve program dâhilinde sürdürülmesi gerekir. Kendi sorumluluğunu yerine getirmeyen bireylerin bu aktivitelerde ihmâle ve sorumsuz davranışlara sebebiyet vermesi, zamana bağlı görevleri ertelemesi taşın kırılmasını geciktirir ama, taşın kırılmasına engel olmaz. İthamları reddetmenin ve nefsi müdafaanın gereği de üzerimize düşeni yapmaktır .Yol açanların duacısı olmak yerine, yol açan olmak. Varyoz tutan el olmasak da, taşı kıranlara su taşımak, dahası paylaşmak adına payımıza ne düşerse onu yapmak.
Gönül koymak yok, gönüllü olmak var. Son işimiz olarak görmek yok, ilk yapacağımız olarak algılamak var. Kendimize dair ertelemeler yapsak da, müşterek çalışmalara dair ertelemeler yapmaya hakkımız yok. İnsicâmı bozan ve ortak çalışmayı engelleyen davranışlar bize vebal yüklemektedir. Olmaz demeye dilimiz varmasa bile, olmaz demenin karşı tarafı inciteceğini düşünsek bile, olur edâsıyla savsaklamak, muallakta bırakmak, yapamayacağımız sorumluluklar almak daha mı güzel? Bu meyanda yaşattığımız hayal kırıklığının kişiliğimiz üzerinde bırakacağı olumsuz izler kolay silinmeyeceği gibi, mevcut çalışmaya vereceğimiz zarar da kolay telâfi edilmeyecektir.
Söz neden ayağa düşer, insanlar neden verdikleri sözün arkasında durmazlar bir değerlendirmek lazım. Günümüz koşullarında senetle ya da daha değişik mutabakatlarla bağlanmaya ve kayıt altına alınmaya çalışılan sözleşmelerin, kelimelerle ifadesi adeta dumura uğramış durumdadır. Söz, kendi kabul ve redlerinden vazgeçmiştir adeta. Gönül koyduğumuz çalışmalarda söz senettir, söz ortaya çıkacak çalışmanın labirentidir. Bir ihmalle nelerin kaybedileceğini, bir duruşla nelerin kazanılacağını herkes bilir de, bir bakarsınız söz yine ayağa düşmüş, hüküm ferman olamamış, temenniden icraya dönememiştir.
Taş kırmak, taşın kırıldığını görmek, ya da taşı kıran el olmak… Bir ortak çalışmada yetenek ve kabiliyetimiz doğrultusunda yer almışsak neden olmasın? Yürüyüşün ön koşullarından biridir müşterekliğe ve taşı kırmaya inanmak. Kendimize farklı meşguliyet alanları oluştururken, uzun soluklu ve içinde bulunduğumuz çalışmaları hafife alarak ya da beyhûdelik arzettiğini varsayarak susmak, teslimiyetin eli kolu bağlı olanına razı olmaktır.
Yetenek körelten bir çağda yaşıyoruz. Kabiliyetli birçok insan, bulundukları çevre ve koşullar itibariyle kimi telkinlere yenik düşmüş, var olan kabiliyetlerini geliştirmek yerine, bir daha faydalanmamak üzere kuyularını kapatmışlardır. Direnemeyen, kendi üretim alanına sahip çıkamayan ve çileye hazır olmayanların da, varsın kuyuları kapansın ve önceden yaptıklarını bir hoş seda diye anlatarak avunsunlar.
Âyinesi iştir kişinin diyerek biz de yolumuza devam edelim.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Şehr-i Ayıntab’dan Eski Bir Şehir’e Me... / Reşit Güngör Kalkan
“Hayatü’s- Sahabe” Mütercimi Meh... / Fatma Albayrak
Vaktin Duaya Erişi / Hüseyin K. Ece
Taş Kırmak / Şeref Akbaba
Sıra Gelecek / Ay Vakti
Tümünü Göster