Sosyolojik Belirtik ve Örtük Edebiyat

394
Görüntüleme

Kurallar, kanunlar, aidiyetlerimiz, arkaiklerimiz, sistemli olarak kontrolümüzdedir. Bu kontrol,güçlü güven hissi oluşturur.Bu yüzden çok kolay kabullere teslim oluruz. Yani, bilinçle, bilinçaltındaki kodlanmışlığımız, bizi hazır bir kalıba sokmuş. Herkes, kendi yaşadığı sosyal çevrenin kalıbına göre statik bir karakter olmuş. Birbirine benzeyenlerin bu kadar artması en güzel örnektir. Karakter ile yazma biyo-sosyaldir. Statik kimlikle, yazma kimliği arasında örtük bir bağ var. Üreten özne, ürettiği psiko-sosyal ekolojiye hem bağımlı hem de bağlıdır. Çünkü, hayat bir düzey olmuş. Üretilen metinler bu düzeyin örtük kapsamı içindedir. Düzey, kendi örtük düşüncesini doğurmuş. Temellerle, dinamikler arasındaki statik bağ, farklı kimliği ortadan kaldırmış.

Bu statik kimlik, genetik bağ gibi sosyal ekolojimizi dengeliyor. Belirtgenin içi ,örtük düşünceyle aynı paralelliğe gidiyor. Zihin verileri, enerjiyi çevirip evirir. Düş ile düşünüş arasındaki mihengi sağlayan temel duruşlardır. Üretenin yazma hücresini tetikleyen örtük bağın içinde farklı amaçlar var.

Yazan ile yazılan arasındaki psiko-sosyal bağın ortaklığı sosyolojik belirtkeyi pekiştirir. Herkes, günlük, aylık, yıllık, ömürlük verilerle sosyal ağının örtüklerini besler. Her gün yüzlerce farklı veri alıyoruz. Bu veriler zihinsel depoyla, biliçdışında toplanır. Bu yüzden, yazanla yazılan arasında ortak bir sosyo- enerji var. Temel dinamikler, coğrafya, kültür, medeniyet, din, gelenek, gibi temel unsurların içinde etkilenişler ve beslenişleri yaşarız. Yazanın, üretimleri yeni değildir. Farklı sözdizimleriyle, yeni semantik dizilişler, anlam ile bağlam arasında sanatsal gerçekliği yenileyebilir. Öz, itibarıyla, üretilenin merkezi, bireysel ve sosyal ekolojiyle paralel olduğundan yazdıklarımız yüzde yüz bizli değildir. Beslenişlerimiz farklıdır, bu yüzden söz dizimlerimiz farklıdır. Farklılık, sadece aktarımdadır. Yazanın, biçemi de aslında sosyolojik örtükleriyle ilgilidir. Bir yazarın dili,aynı zamanda onun karakter ajandasını da sunar.Yazdıklarındaki morfolojik kronoloji temel nitelleriyle oluşmuş karakteriyle paralellik gösterir.Yazmanın farklı örtük, sosyolojik belirtikleri var.

Genetik,insanın kimlik haritasında temel şehirdir.İnanç,kültür, medeniyet, ilim, gelenek, güdüler,coğrafya temel duruşmamızı, temellendirmemiz besleyen bu nitellerde diğer güçlü şehirlerdir.Sosyal ve bireysel ekolojimizin kaynaklarıyla güncel veriler alıyoruz.Kaynakların çeşitliliği, sağlamlılığı,devamlılığı, değişimi, algıların denklemi,olguların renkliliği kimlik şehrimizde, farklı oryantasyon yapar.Karakter müfredatımızın değişimi ,aldığımız verilerin değişkenliğinden gelir.Statik bir kalıptadır ,insanların çoğu.Genetik kimliğimizden çok , sosyal kimliğimizle varız.Aile, toplum, ülke , kıta gibi coğrafi temeller, karakter takvimimizdeki içselleri okutur.Yaşadığımız yer, içimizdir.Yani, aldıklarımızın topografyasıyız .Yazanın haritası da burada başlar.Afrika,Kuzey ,Güney, Ortadoğu…Sosyo-coğrafya hem karakter üstünde hem de üretilen metinler üstünde etkilidir.Yaşadıklarımız,yazdıklarımızdır.Yazdıklarımız, yaşamak istemediklerimiz mi ki? Norveçli bir yazar neden Kudüs’ü yazmıyor?Yazdıklarımızın psiko-sosyal bağının fotoğrafı, yaşadıklarımızın sosyal atlasıyla çok bağlantılıdır.Sosyo-coğrafya ,düş ile düşünüşlerimizin merkezkacı gibidir.Üretimle beslenişin rengini de belirler.

Ben, Danimarka’da Muhammed İkbal okur muydum acep? Ben,Afrika’da olsam şiir yazar mıydım ki? Sosyo-coğrafyanın nitel ağırlığı, sorularla net olarak karşımıza çıkıyor.

Düşünmek, algılarımızın aynasındadır. Zihinsel dünyamızın içi neyse öyle düşünceler akar, bizden… Algısal mihengimiz de inanışlarımızı sular, yeşertir, bir şeylere inandırır. İnanışlarımız da nitel hakikatleri yeşertir. Hakikatse bizi bize sunar. Ne kadar biziz? Ne kadar hakikate yakınız, biraz elimizdedir, biraz dilimizdedir, biraz düşünüşümüzdedir, biraz düşlerimizdedir, en çok düşünemediklerimizdedir.

Zihinsel doluluk ve doyum algının kilometre taşlarını verir. Algısal kalite, inanışımızın çeşnisine çeşme olur. Akanlar, hakikat mi hikmet mi başka şey mi çağ ve sosyal çevre biraz belirler. Bugün, bir İstiklâl Marşı yazılabilir mi ki? Yani, her çağ, kendi sosyo-psikolojik bağıyla vardır. Olayların gücüne göre, hassasçılar, hissiyatçılarımız çıkmıştır. Mehmet Akif gibi bir hassacının çıkması tesadüf olamaz. Ona verilen mülhem de tesadüf değildir. Toplumsal kaderin atlasındaki derinliği okumak lazım.

Varlık,öze yakın ve onunla doygundur.İnsan, hep nedenler üstünde öznedir.Neden sorusunda,sorgusunda merak niteline göre uyarımlıdır.Her şeyin bir nedeni var? Biz, hep bu nedeni aramışız. Bir de “merak ve korku” .Hep, korkularımız olmuş. Bizi de dengede tutan korku olmuş. Bir de merak ettiklerimiz. Bu merak, nedenselliğin fitilini yakmış. Nedenleri aramış, bulmuşuz. Her neden, mutlak bir şekilde kanıt değildir. Bir doğrudur. Ya da merakımızın cevabıdır. Her doğru, kendi yanlışını, her ilmi buluş, kendi çatışmasını getirmiştir.

Mutlaklık ile bulmak farklı şey. Bilim, mutlak olandan bir gerçeği arar. Bilim adamı, araştırma yapıyor ve araştırdığı şeyin sonucudur, bulmak. Asıl gerçeklik de bulduğu şey değil, niyetinin (iç rüyasının) hatta merakının hesabıdır. Burada farklı örtük gerçek var. Olayın sosyolojik belirtkesi başkadır. Bulduklarımız, olduklarımızı tetikler. Bu tetikleyiş, kendi değerliliğini anlamayı öndeş kılmak savaşıdır.Bir şeyi anlamlandırma,farklı bağıntılar kurmak, semantik değerlilik içinde, kendini güvende hissetmek ve kendini değerli kılmak için iç rüyasının mücadelesini verir.Sosyal sistemler keyfidir.Mutlak olandan bir gerçeğe ulaşma düşüdür.Yazar da burada kendi örtüklerini ,sosyal kelama yansıtmaya çalışır.

Akıl – beden – ruh üçleminde en önemli gerçeklik öznesiyiz.Her biri bölünerek, değişerek, etkilenerek, özünden uzaklaşarak bizi biz eder, ya da bizi bizden uzaklaştırır.

Akıl, bilinç ve bilinçaltıyla bölünüp verilerimizle beslenir. Beslenişler örtüktür. Onları,anlama,dilin kıymetine, derinliğin keyfine, söz zevkine getiren de yazardır.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Çağrı / Ay Vakti
Afrin / Şeref Akbaba
Tempo / Nurullah Genç
Nazar Ber Kadem / Selami Şimşek
Necmettin EVCİ İle Söyleşi / Yavuz Ertürk - Ahmet Mahmut Şen
Tümünü Göster